Şu salgın belası olmasıydı ve hayat denklemimiz kendi rutini içinde aksaydı, dün gece itibariyle İstanbul Film Festivali, 39’uncu randevusuna nokta koyacaktı. Dolayısıyla kentin kültürel hafızasındaki yeri bir kez daha işlevini sürdürmüş olacak, birçok sinemasever yeni ve kimi eski (klasik) filmlerle dolu bir maratonu bitirmenin coşkusuyla serüvenlerine kaldıkları yerden devam edecekti. Hoş, kaç ‘Nisan’dır ‘Emek’sizdi festival, bu yıl ise İstanbul aynı zamanda festivalsiz de kaldı. Ve derken bu ortamda bir eski dost, bir büyük festival abidesi de aramızdan ayrılıp gitti. Pazar günü Hikmet Abi’yi kaybettik. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/21.04.2020)
Bugün 90'lar romantizmi yapılırken dipten derinden hareket eden Türkçe sözlü rock müzik konusuna pek değinilmiyor. 1990'larda birçok grup popüler olmamalarına karşın ısrarla Türkçe rock parçalar ürettiler. Kesmeşeker, Bulutsuzluk Özlemi, Whisky, Mavi Sakal, Pilli Bebek ve geri dönen Moğollar sadece aklıma ilk gelenler...
Rexx ile birlikte Atlas sineması da kapılarını kapadı. Şimdilik, hayatlarımızı alt üst eden salgın yüzünden evimize kapandığımız şu günlerde bu iki köklü ve bulundukları yerin ruhunu temsil eden sinemanın yokluğu belki de tam olarak hissedilmiyor. Ama bu salgın şüphesiz ilelebet sürmeyecek. Sinema salonlarına koşacağımız, perdede film izleme lüksüne (meğer ne büyük lüksmüş!) kavuşacağımız günler geri gelecek.
Covid-19 virüsü Uzakdoğu’da varlığını gösterip gerçeğimize girdiğinden beri aklımda tek bir film dolaşıp duruyor: Mistik Olay/ The Happening… Milenyumun hemen öncesinde “Altıncı His / The Sixth Sense” ile benzersiz bir başarı yakalayan M. Night Shyamalan, 2006 yapımı “Sudaki Kız / Lady in the Water” ile çaptan düşmeye başlamıştı. Eh, her film bir başyapıt olamayacağına göre, sevenleri Shyamalan’dan ümidini kesmemeyi sürdürdü. 2008 yapımı “Mistik Olay” bu bekleyişte ortaya çıktı.
Herkesin tedirgin olduğu aylardan söz ediyorum. Cuntanın kimi alacağı belli olmuyordu. Kenan Evren ve arkadaşlarının idaresindeki askerler, gecenin bir yarısı ya da sabaha karşı bir evi basıyor, alacaklarını alıyor, sonrasında uzun süre onlardan haber alınamıyordu. Çocuk aklımla mahallemizdeki kitapçı teyzenin askerler tarafından götürüldüğüne şahit olmuş, çok sevdiğim o kitapçı dükkanının uzun süre açılmamış olmasına üzülmüş, her gün heyecanla açılmasını beklemiştim. MURAT MERİÇ (12.04.2020/gazeteduvar.com.tr)
Hepimizin evde kaldığı bugünlerde dijital platformlardaki trafik epey arttı. Sosyal medyada, bir dayanışma örneği olarak, herkesin birbirine film, dizi önermesi ile birlikte, salgın dışındaki gündemimizin üst sıralarında diziler ve filmler yer aldı. Gündemdeki yapımlardan bir tanesi de The English Game. Futbolun doğuşunu konu eden dizi özellikle futbol "muhabbetinin" en yoğun olduğu Twitter'da hatırı sayılır bir ilgiye de mahzar oldu.
Liste yapmak zor iş. Kimi şarkıları seçip “bunlar bu türün en iyileri” demek daha da zor. Yine de, en azından tartışmak için böylesi listelere ihtiyaç var. Bu işe girişen Cumhur Canbazoğlu, memleketin en iyi gazetecilerinden. MURAT MERİÇ/ 29/03.2020-gazeteduvar.com.tr)
Beyninde tümör olan bir boksörle fuhuşa sürüklenmiş ve çözümü uyuşturucuda arayan genç bir kızın tesadüfen başlayan birliktelikleri eşliğinde Japon ve Çin mafyaları, kötü polis, intikam çabaları, kurşun sesleri, kılıç gösterileri derken kan revan bir Tokyo gecesi... Japon yönetmen Takashi Miike imzalı ‘İlk Aşk’, aksiyon eşliğinde romantizm sunuyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/14.03.2020)
Genç yönetmen Cenk Ertürk, ilk uzun metrajı ‘Nuh Tepesi’nde farklı limanlara uğruyor ve ortaya, sağlam bir dönem panoraması çıkarıyor. Film temelde bir ‘baba-oğul hesaplaşması’ olarak ele alınabilir; bu durum elbette ‘Nuh Tepesi’ni başta ‘Ahlat Ağacı’ olmak üzere son dönemde karşımıza çıkan birçok yerli yapımla aynı parantezde buluşturuyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/07.03.2020)
Kimilerine göre bir halk kahramanı, kimilerine göre azılı bir katil. Avustralya tarihinin en ilginç figürlerinden biri olan İrlanda kökenli Ned Kelly’nin hayatı, ‘Kelly Çetesi’nin Gerçek Hikâyesi’yle huzurlarımızda. Justin Kurzel imzalı yapım, şu ana kadar vizyona giren filmler itibariyle yılın açık ara en iyisi. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/28.02.2020)
‘El bebek gül bebek’ büyütülmüş iri bir köpek, Alaska’daki soğuk hava ikliminde yakın bir dostla birlikte köklerini de bulur ve kahramanlık gösterisine soyunur... Jack London’ın ünlü klasiği ‘Vahşetin Çağrısı’, bu kez ana karakteri Buck’ın bilgisayar teknolojisi vasıtasıyla yaratıldığı bir filmle karşımıza çıkıyor. ‘St. Bernard / Scotch Collie’ kırması son derece sevimli hayvana şefkat gösteren yaşlı Thornton rolünde ise Harrison Ford’u izliyoruz. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/22.02.2020)
Louisa May Alcott’un zamana yenik düşmeyen romanı ‘Küçük Kadınlar’, bu kez Greta Gerwig’in yorumuyla karşımızda. 19. yüzyıl iç savaş döneminde dört kız kardeşin ayakta durma çabalarını anlatan klasiğin bu son uyarlamasında en belirgin karakter olan Jo’yu Saoirse Ronan canlandırıyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/15.02.2020)
‘Karanlık Sular’, insan sağlığını hiçe sayarak kimi deneylere imza atan, kullandığı bileşimlerde bulunan yüksek oranlardaki zararlı maddelerle çevredeki birçok canlıya zarar veren, genetik yapılarıyla oynayan ve kimi ölümcül hastalıklara ortam hazırlan kimya devi DuPont’a karşı verilen 20 yıllık mücadeleyi anlatıyor. Film, hukukun ve vicdanının sesini dinleyen avukat Robert Bilott’un gerçek hikâyesinin izlerini sürüyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/08.02.2020)
İki farklı zaman diliminde gelişen ve yolları bir şekilde kesişen hüzünlü romantik öyküler... ‘Aşk Tesadüfleri Sever 2’, iç içe geçmiş anlatımıyla duygulara sesleniyor ve seyircisinin gözyaşlarını teslim alıyor. Ömer Faruk Sorak ve İpek Sorak’ın ortak imzasını taşıyan film, popüler sinemamızın ihtiyacı olduğu türden bir yapım olarak dikkat çekiyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/01.02.2020)
New York’ta, yazar olma hayallerinin peşinde sürüklenen Çin kökenli genç bir kadın... Babaannesinin kanser olduğu haberini alır ve ailesiyle birlikte memlekete döner. Artık önlerindeki en önemli mesele hastalığının farkında olmayan babaanneye bu gerçeği söyleyip söylememektir. ‘Veda’ hem ahlaki dertlerle hem de gelenekselle modernite arasında gidip gelen ‘gurbetçi’lerle ilgili yer yer hüzünlü bir öykü anlatıyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/25.01.2020)
Cem Yılmaz’ın yazıp yönettiği ve ana karakterlerine hayat verdiği ‘Karakomik Filmler’ serisi, ‘Deli’ ve ‘Emanet’le sona eriyor. Biri taksici, diğeri televizyon yoluyla şöhreti arayan iki romantiğin yaşadığı tuhaf serüvenleri anlatan bu son adımı, genel görüntüsü itibariyle ‘kapkara’ şeklinde nitelemek mümkün. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/18.01.2020)
Dijital platformlarda yayımlanan “Sıfır Bir: Bir Zamanlar Adana’da” dizisinin sinemadaki yansıması olan ‘S1 F1R B1R’, ara karakterlerin İzmir’e taşınmalarına rağmen yine beladan kurtulamadıkları kanlı bir serüveni anlatıyor. Yönetmenliğini Kadri Beran Taşkın’ın üstlendiği yapımda alabildiğine sert ve tek çözümün neredeyse şiddet olduğu bir dünya anlatılıyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/11.01.2020)
‘Baba Parası’ bence ‘mezarlık bekçisi’ karakterinin devreye girmesiyle ritm, ilginçlik ve seyir zevki kazanıyor. Bu ekibin filmlerinde ayrıca şöyle bir mesele var; karakterler şive kullanıyor ama ses bandı genellikle problemli oluyor ve şivelerin vurgularını çoğu kez tam olarak duyamıyor ya da anlayamıyoruz; aynı sorun ‘Baba Parası’nda da geçerliydi. Performanslara gelince; ana ikili klasik olarak üstlerine düşenleri yerine getiriyor, Devrim Yakut’un çizgi dışı bir anne portresine soyunması takdir edilesi ama ben çizdiği karakteri ve oyununu yer yer fazla abartılı buldum, ‘mezarlık bekçisi’nde ise Giray Altınok öykünün en dikkat çekici karakterine imza atmış... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/04.01.2020)
1974 Kanada yapımı, düşük bütçeli bir korku filminin, #MeToo hareketinin reflekslerine uygun hale getirilerek yeniden çevrimi olan ‘Kara Noel’ (‘Black Christmas’) son derece doğru noktalardan hareket ediyor ama belli bir aşamadan sonra hem klişelere sırtını yaslayarak yüzeyselleşiyor hem de arka arkaya gelen birçok mantık hatası barındırıyor. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/28.12.2019)
‘Skandal’, 2016’da Amerikan Fox News kanalında patlak veren taciz vakalarının faili Roger Ailes ve ana kurbanlarından Gretchen Carlson’la Megyn Kelly odağında yaşanan süreci ve kadın dayanışmasını perdeye taşıyor. Charlize Theron, Margot Robbie ve John Lithgow’un Oscar’lık performansla ortaya koyduğu yapım, #MeToo hareketinin sinemadaki ilk önemli adımı niteliğinde... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/21.12.2019)
Nisan ayının ilk haftası… Bahar artık her yerde… Hayat akıp gidiyor, kim karşı koyabilir! Umudun, tazeliğin, çiçekli dalların ayındayız… Doğa dışarıda kıpır kıpırken, düş dünyalara pasaportsuz seyahat edebileceğimiz sinema salonları hafif serin, bahar tazeliğinde buyur ediyor biz sinemaseverleri... Beş yeni filme ev sahipliği yapıyor Nisan ayının ilk haftası.
Çeyrek yüzyılı aşkın, başta pop olmak üzere müziğin tarihini tutan, radyo programları üreten, kitaplar, eleştiriler yazan, plaklar çalan Naim Dilmener bu uzun yürüyüşün Gazete Pazar ile Radikal adımlarında kaleme aldığı yazılarıyla, müzik serüvenimizden önemli ve değerli isimleri bizlerle paylaşıyor.
Yedi tepeli şehir için baharın müjdecilerinden biridir İstanbul Film Festivali. Bu yıl 44’üncü kez düzenlenecek bu kültür şenliği 11 Nisan’da başlayıp 22 Nisan’da sona erecek. Organizasyon dahilinde 139 uzun metraj ve 15 kısa film izleyiciyle buluşacak. Festivale ilişkin bir rehber olması amacıyla kaçırılmaması gereken 10 filmlik bir liste hazırladık. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/29/03/2025)
Gündemdekilere ve vitrindekilere aldırmadan upuzun sinema tarihinden cımbızla seçilen hoş filmler, insan kokan öyküler, gözden kaçanlar, ıskalananlar, pamuklara sarılması gereken mütevazı başyapıtlar ve diğerleri Hilal Çetinder’in kaleminden Film Makarası’nda…
Geçen hafta, Berlin Film Festivali (Berlinale) izlenimlerimize başlamıştık. Kaldığımız yerden devam edelim. Bu hafta bahsedeceğimiz filmler arasında, festivalden Altın Ayı ile dönen ve İstanbul Film Festivali’nde de gösterilecek olan Drømmer, Radu Jude’nin yeni filmi Kontinental ’25, tümüyle yapay zeka ile oluşturulmuş görseller ile yapılmış bir animasyon ve festivalden Teddy ödülü ile dönen, Lesbian Space Princess de var. Haftaya, Berlinale notlarımızın üçüncü bölümü ile devam edeceğiz.
TRT İstanbul Radyosu ses sanatçısı Ayşen Birgör, gökteki yıldızlar misali ışıl ışıl şarkıları bugün 21.15'de TRT Müzik'te ekranlara gelecek Yıldızlar Altında programında seslendiriyor.
Yeni fotoğrafı görmek, müzikseverlerin beğenisinin ne kadar değiştiğini öğrenmek için yerli rockta ‘bütün zamanların en iyileri’ni sinemamuzik.com okurlarına ve müzik eleştirmenlerine sorduk. İlginç liste çıktı ortaya:
Her biri meslekte en az 20 yılı devirmiş müzik yazarlarımızın saptadığı yerli grupların ‘şeref tablosu’nda Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi ile ‘orta yaş’a dayanmış akranlar mor ve ötesi ile Duman gözüküyor. Hemen enselerinde Kurtalan Ekspres ile Dervişan yer alıyor. Bir alt basamakta ise, az zamanda çok iş yapmış Hardal ve Mazhar Fuat Özkan bulunuyor. Aslında gözler Mazharlar’ı daha üstte arıyor da, ‘ticaret’in dozunu kaçırmak bazen böyle sonuçlara neden oluyor.
Sinemamuzik.com, bir çoğu Altın Portakal’da jürilik de yapmış sinema yazarlarına sordu: ‘Antalya Altın Portakallı en iyi film hangisi’?... Birinciler listesinde ‘kortej’e çıkan ve bütün zamanların Altın Portakal birincilerini değerlendiren 31 sinema yazarının katıldığı araştırmada, Zeki Ökten’in 1980 tarihli Sürü filmi 213 puan toplayarak birinciliği kazandı. Sürü’yü 204 puanla Muhsin Bey (Yavuz Turgul) ve 192 puanla Uzak (Nuri Bilge Ceylan) izledi.
Sinemamuzik.com sinema yazarlarına sordu: ‘İlk uzun filmini 21. yüzyılda çeken en iyi 10 yerli yönetmen kim?... 30 sinema yazarının katıldığı araştırmada bol ödüllü Emin Alper 195 puan toplayarak birinciliği kazandı. Alper’i 145 puanla Pelin Esmer ve 136 puanla Özcan Alper izledi. Emin Alper'i 27 sinema yazarı listesine alırken, Pelin Esmer’e 25, Özcan Alper’e 20 listede yer verildi. Bazı popüler isimler ön sıralarda yer alamadı.
İletişim yayınları etiketiyle satışa çıkan kitapta müzik yazarı, eleştirmen, programcı Murat Beşer, Türk müziğinin zarif sesi Nesrin Sipahi’nin yaşamı ve sanat serüvenini ayrıntılarıyla anlatıyor. Kitap, Yeşilköy’de başlayan çocukluğun, radyolardan plak kayıtlarına, turnelerden gazinolara uzanan başarı öyküsüne dönüşümü kadar Sipahi’nin bilinmeyen yönlerini de ortaya koyuyor. Nesrin Sipahi-Sahnelerin, Radyoların, Plakların Hanımefendisi aynı zamanda bir dönemin kültürel portresi.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu içeride:
Ünlü grupların kuruluş öyküleri, müzik serüvenleri yakından takip edilse de isimlerinin nasıl doğduğu ve koyulduğu pek bilinmez. Meraklısı için ilginç bir liste hazırladık:
Hemen her öğretmenin, okul müdürünün maratona benzettiği hayatın henüz başında biri Lezzet. Başka bir deyişle; böğürtlenli, limonlu, çilekli, çikolatalı, vişneli, karamelli, karadutlu dondurmalardan henüz tatmadı, sadece vanilyalının tadını biliyor. Onunla tanışmak için sayfaları çevirmen yeterli. Çelişki Bilmez Lezzet’in Geçmiş Zaman Maceraları Uğur Vardan’ın çocukluk anılarından yola çıkarak yazdığı öykülerden oluşuyor.
Popüler orkestralar ile grupların Türkiye serüvenini ‘Günlerin İçinden Canım’ / 100 Yıllık Türkiye Popüler Orkestralar ve Gruplar Tarihi (1923-2022) adlı internet sitesinde anlattım.
50. yaşını kutlayan albümlerin, yayınlandığı dönemde yarattıkları heyecan, uzunçaların kulaklardaki doygunluğu, yeni yeni piyasaya çıkan kasetlerin sunduğu kolaylık, bugünün dijital ortamında unutulmuş plakların önemi müzik camiasının en tatlı muhabbetlerden biri bu yıl. Doğum günü pastaları 50 mumla adeta yangın yerine dönmüş, eskimeyen, çoğu klasikleşen albümler arasında gezintiye ne dersiniz?