2011’in son haftası, altı yeni yapımla kapanıyor. Pedro Almodóvar filmi “İçinde Yaşadığım Deri”, Miranda July imzalı bağımsız yapım “Gelecek” ve Bent Hamer’in yönettiği “Yeni Yıl”; haftanın iyileri… Bir sene daha geçti işte ömrümüzden. İçimizde sakladığımız ‘Sinemadan Çıkmış İnsan’ bir yaş daha aldı. Ona şefkatle sarılalım, sevgi sözcükleri fısıldayalım kulağına. Onu her daim anlamaya çalışalım… Sokak, sinemadan çıkmamış insanlarla dolu çünkü. Herkese mutlu, umutlu bir yeni yıl! MURAT ERŞAHİN
Sıralama kültürüne son derece karşı bir sinema yazarı olsam da; elde değil, filmleri alt alta; yan yana dizip bakmak gerekiyor bazen. Beğeni listeleri; birbirleriyle yarışmaması gereken bazı yapımları bir sayfada topluyor. İnsanların ilgisi, günümüzde; bu hızla tüketilip geçilen listeler üzerine yoğunlaşmış. En iyi 5 esnaf lokantası, en iyi 10 cep telefonu, en iyi 20 otomobil değil mevzubahis olan… Ama neylersin ki; vakitler daralmakta! MURAT ERŞAHİN
Beş filmin vizyona merhaba dediği haftada notlarımız arasında yer alamayan iki yapım; adına basın gösterimi düzenlenmeyen üç boyutlu korku-gerilim “Katil Köpekbalığı” ile Türkiye’nin ilk mizah belgeseli olarak lanse edilen “Ünye de Fatsa Arası”… Haftanın diğer üçyapımından ikisi yerli. Tolga Örnek imzalı aksiyon denemesi “Labirent”, eksiklerine rağmen, özellikle yönetmeni adına umut vaat eden bir film. Ümit Ünal’ın yazıp yönettiği “Nar”, merakla beklenen aksiyon bombası “Mission Impossible”ın yeni filmi haftanın diğer yenisi. İçinizdeki ‘sinemadan çıkmış insana’ iyi bakın lütfen! Sokak, sinemadan çıkmayanlarla dolu… Bu arada; “Emek” yıkılmamalı diyoruz yine. “Emek” yıkılamaz! MURAT ERŞAHİN
Bu hafta sekiz yeni filmle, yoğun bir programa sahip vizyon. Roman Polanski imzalı “Acımasız Tanrı / Carnage”, yerli komedi “Sümela’nın Şifresi Temel” ve özellikle küçük izleyicilere seslenen “Alvin ve Sincaplar: Eğlence Adası”, basın gösterimlerine katılamadığımız için notlarımız arasında yer almıyorlar. Polanski filmi “Acımasız Tanrı” için telafi imkânları zorlanacaktır! Haftanın diğer filmleri ise notlarımız arasında ve hemen hepsi ilgisiz kalınmayacak yapımlar. Cannes Film Festivali’nde ‘Büyük Jüri Ödülü’nü Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da”sı ile paylaşan Dardenne kardeşler imzalı “Bisikletli Çocuk”, sezonun önemli yapımlarından biri… İçinizdeki ‘sinemadan çıkmış insana’ iyi bakın. Daha iyi, daha doğru ve daha duyarlı olabilmek adına onun sesini dinlemeye ihtiyacımız var sanki. Herkese iyi seyirler! MURAT ERŞAHİN
Bu hafta, vizyonun bütün filmleri notlarımız arasında. Üç yerli filmin de aralarında olduğu seçki, hemen her beğeniye sesleniyor. İçinizdeki ‘sinemadan çıkmış insan’ı çok uzun süre yaşatmanız temennisiyle iyi seyirler! MURAT ERŞAHİN
Notlarımız arasında bulunmayan iki film de yerli yapımlar. Korku-gerilim “Musallat 2” ve “Mavi Pansiyon”. Martin Scorsese imzalı üç boyutlu dramatik serüven “Hugo”, sinema sanatına bir saygı duruşu niteliğinde. Kaçırılmaması gereken yapım, şimdiden bir klasik olarak anılabilir kanımca. “Dondurmam Gaymak”ın ardından ikinci uzun metrajına imza atan Yüksel Aksu, “Entelköy Efeköy’e Karşı”da gerçekten güldürüyor. İyi yazılmış, iyi çekilmiş, komik, aynı zamanda eleştirel, önemli bir toplumsal güldürü var karşımızda yani. “Hediye Operasyonu”, Noel babadan ve yeni yılın getireceklerinden umudunu kesmemiş olanlar için başarılı bir animasyon. Üstelik o da üç boyutlu. Nicolas Cage’i başrole taşıyan “İntikamın Bedeli” ise haftanın tek aksiyonu. Herkese iyi seyirler! İçinizde yaşayan ‘sinemadan çıkmış insan’a iyi davranın lütfen! MURAT ERŞAHİN
Bu hafta vizyon gören beş film arasında oldukça önemli, merakla beklenen yapımlar var. Çağan Irmak’ın yeni filmi “Dedemin İnsanları”nın basın gösterimine, Malatya Film Festivali’nde bulunduğum için iştirak edemedim. Yakın gelecekte telafi edeceğim. Üç boyutlu korku-gerilim “Mahzen” için basın gösterimi düzenlenmedi. Diğer yapımlar ise notlarımız arasında. Terrence Malick imzalı “Hayat Ağacı”, sadece haftanın ve sezonun değil, son yılların en önemli filmlerinden biri kanımca. ‘Sinemadan Çıkmış İnsan’ı çok uzun süre içinizde yaşatmanız dileğiyle iyi seyirler! MURAT ERŞAHİN
Bu haftanın bütün filmleri notlarımız arasında. Sezon hız kesmiyor. Hayat ta öyle. İçinizdeki ‘Sinemadan Çıkmış İnsan’ı çok uzun süre yaşatmanız dileğiyle. Filmsiz kalmayın. Herkese iyi seyirler! MURAT ERŞAHİN
Dört filmlik haftanın notlarımız arasında olmayan tek yapımı, Ali Özgentürk imzalı “Görünmeyen”… Sinemadan dışarı çıktığınızda, başkalarının pek dikkat etmediği o ‘gerçek insan’a dönüşüyorsunuz; biliyorsunuz artık. ‘Sinemadan Çıkmış İnsan’ı daha uzun süre yaşatmak gerek. Sokağın sıradanlığına, basitliğine hemen yenik düşmesin. Umutla, sevgiyle baksın etrafa. Görüyorsunuz; sokak, dünya, sinemadan çıkmayanlarla dolu. İyi ki var sinema. Herkese iyi seyirler!
Dört filmin vizyona merhaba dediği haftada notlarımız arasında iki yeni yapım yer alıyor. Heyecanla beklenen Steven Spielberg imzalı “Ten Ten’in Maceraları” ve Ben Stiller ile Eddie Murphy’li soygun komedisi “Kule Soygunu”. Ülkemizde performans yakalama tekniğiyle yapılmış ilk uzun metraj 3D animasyon olan ve Bediüzzaman Said Nursi’nin sürgün günlerini öyküleyen “Allah’ın Sadık Kulu: Barla” ile Yasemin Samdereli’nin yönettiği Alman yapımı “Almanya’ya Hoşgeldiniz” haftanın vizyon gören diğer filmleri. İçinizdeki ‘Sinemadan Çıkmış İnsan’a dikkat! Çünkü sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu! Bol filmli günler ve herkese iyi seyirler! MURAT ERŞAHİN
Bu hafta vizyona giren beş filmden dördü notlarımız arasında! Basın gösterimine katılamadığım bilimkurgu gerilim “Zamana Karşı”nın ise birçok meslektaşım tarafından başarılı bulunduğunu belirteyim. Haftanın iki yerli yapımı “Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm” ile “Anadolu Kartalları”nın gişe yarışı merak ediliyor. “Sinemadan Çıkmış İnsan” olarak kalmaya gayret edin. Çünkü sokak, sinemadan çıkmayanlarla dolu! Herkese iyi seyirler. MURAT ERŞAHİN
Altın Portakal bitti ve kürkçü dükkânına geri döndük. Haftanın altı filmi arasında adına basın gösterimi düzenlenmeyen iki yapım var: Her filmi, izleyiciden içerdiği ‘sürpriz’ yüzünden gizlenen “Paranormal Activity 3” ile yerli yapım “Türk Pasaportu”. Üç boyutlu “Felaket Henry”yi ise biz izleyemedik. Diğer üç yapım, notlarımız arasında. Soderbergh filmi “Salgın”, haftanın en iyisi. Herkese iyi seyirler! MURAT ERŞAHİN
Bazı olmadık ödüllerin, olmadık filmlere verilmesinin yanı sıra; festivalde sıklıkla dile getirilen şu ‘öteki’ meselesine de değinmek gerek. Sadece etnik ve cinsel anlamda ‘başka’ olan mıdır öteki olan? Öteki olmak, tamamen bir yalnızlık, farklılık içermez mi? Uzağa düşmek değil midir? Korkunç kalabalıktan uzakta olmak, anlaşılmamak, değeri bilinmemek, göz ardı edilmek, kızılmak, sayılmamak, yok çıkmak, unutulmak… Öteki olmak, bilinç gerektiren daha ciddi bir meseledir. Her zaman ve her yerde kullanılacak, ‘öylesine’, popüler bir kavram değildir ‘öteki olmak’. Karşılığında, acı, yalnızlık, birikim ve emek yatar... MURAT ERŞAHİN
Yedi film vizyona giriyor 14 Ekim haftasında. 48. Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne katıldığım için İstanbul’dan uzağım bir haftadır. Adına basın gösterimi düzenlenmeyen filmleri de hesaplarsak, üç film yer alıyor bu hafta notlarımız arasında. Bizim notlarda; seyir zevki yüksek olan iki yapıma bir yerli film eşlik ediyor. Herkese iyi seyirler. MURAT ERŞAHİN
Antalya seyircisi, bildiğimiz gibi. Salonları dolduruyorlar. Özellikle, ulusal yarışma galalarına ilgi büyük. Gösterimler sonrası gerçekleşen ve film ekiplerinin katıldığı soru-cevaplara olan ilgi ise, geçmiş senelere oranla artmış. Geçtiğimiz yıllarda, Portakal Cafe’de gerçekleşen soru-cevaplar bu yıl, önceki mekâna göre oldukça büyük olan, özel hazırlanmış festival çadırına taşınmış. Evet, bize iyi seyirler! MURAT ERŞAHİN
Dört filmlik haftanın notlarımız arasında yer almayan tek filmi, adına basın gösterimi düzenlenmeyen Milla Jovovich’li korku-gerilim “Katilin Yüzü / Face in the Crowd”. Haftanın diğer üç filmi ise kendi içlerinde; romantizmden aksiyona, komediden bilimkurguya, kara filmden, drama; türler arası yolculuk ediyor. Üç film de seyir keyfi verecek cinsten üstelik. Önümüzdeki filmlere bakalım o halde! MURAT ERŞAHİN
Bu hafta vizyonun merhaba dediği film sayısı sekiz. Saymakla bitmez… Woody Allen’dan, korku-gerilime, Kevin Smith’ten, animasyona; hemen her zevke, türe seslenen yeni haftanın üç filmi notlarımız arasında bulunmuyor. 1994’te vizyon gören, hamlet uyarlaması senaryosuyla her yaştaki izleyiciyi kendisine hayran bırakan Disney animasyonu “Aslan Kral”, günümüz teknolojisiyle yenilenmiş olarak, yine günümüz modasına uygun üç boyutlu olarak buluşuyor izleyiciyle. Danimarka yapımı bir başka üç boyutlu animasyon “Kurbağa Surat” ve yerli korku örneği “Mühürlü Köşk”, notlarımız arasında yer almayan diğer iki film. Herkese iyi seyirler!
Adana’dan döndük. Altın Koza, 18. kez ev sahipliği yaptı bize. Elinde ne varsa sundu konuklarına festival yine. Olanca samimiyetiyle üstelik. Festivalde emeği geçen bütün sinema emekçilerine içten teşekkürler. İlk izlenim yazımda, filmlerin, tıka basa salonlarda izlendiğini, bunun sevindirici ve yıpratıcı taraflarını, sinema salonlarının birbiriyle olan mesafelerinin doğurduğu sonuçları paylaşmıştım sizlerle. Bu kez, izlediğim filmlerden, yarışma sonucundan ve festivalin genel görünümünden bahsetmek istiyorum. MURAT ERŞAHİN
Beş filmin, vizyona ‘merhaba’ dediği haftanın kuşkusuz en çok merak edilen yapımı “Bir Zamanlar Anadolu’da”yı Adana Altın Koza Film Festivali’ndeki Türkiye prömiyerinde izledim. Festival sebebiyle basın gösterimlerine iştirak edemediğim bol yıldızlı aksiyon “Killer Elite” ve romantik komedi “Arkadaştan Öte” maalesef notlarımız arasında bulunmuyor. Telafisinden kuşkunuz olmasın. Herkese iyi seyirler! MURAT ERŞAHİN
Bir kez daha ‘bereketli topraklar üzerindeyiz’. Perdelerini, 17 Eylül’de açan 18. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’ne sinema yazarları olarak; 20 Eylül günü katıldık. Adana’nın nazik ve içten konukseverliği, bildik sevecen yüzüyle karşıladı yine bizi. Festival emekçileri, sinema salonlarında görev yapan dostlar, baba evine dönüşen Seyhan Otel’in müthiş personeli… Tabii bir de tanıdık sıcak... MURAT ERŞAHİN
Nisan ayının ilk haftası… Bahar artık her yerde… Hayat akıp gidiyor, kim karşı koyabilir! Umudun, tazeliğin, çiçekli dalların ayındayız… Doğa dışarıda kıpır kıpırken, düş dünyalara pasaportsuz seyahat edebileceğimiz sinema salonları hafif serin, bahar tazeliğinde buyur ediyor biz sinemaseverleri... Beş yeni filme ev sahipliği yapıyor Nisan ayının ilk haftası.
Çeyrek yüzyılı aşkın, başta pop olmak üzere müziğin tarihini tutan, radyo programları üreten, kitaplar, eleştiriler yazan, plaklar çalan Naim Dilmener bu uzun yürüyüşün Gazete Pazar ile Radikal adımlarında kaleme aldığı yazılarıyla, müzik serüvenimizden önemli ve değerli isimleri bizlerle paylaşıyor.
Yedi tepeli şehir için baharın müjdecilerinden biridir İstanbul Film Festivali. Bu yıl 44’üncü kez düzenlenecek bu kültür şenliği 11 Nisan’da başlayıp 22 Nisan’da sona erecek. Organizasyon dahilinde 139 uzun metraj ve 15 kısa film izleyiciyle buluşacak. Festivale ilişkin bir rehber olması amacıyla kaçırılmaması gereken 10 filmlik bir liste hazırladık. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/29/03/2025)
Gündemdekilere ve vitrindekilere aldırmadan upuzun sinema tarihinden cımbızla seçilen hoş filmler, insan kokan öyküler, gözden kaçanlar, ıskalananlar, pamuklara sarılması gereken mütevazı başyapıtlar ve diğerleri Hilal Çetinder’in kaleminden Film Makarası’nda…
Geçen hafta, Berlin Film Festivali (Berlinale) izlenimlerimize başlamıştık. Kaldığımız yerden devam edelim. Bu hafta bahsedeceğimiz filmler arasında, festivalden Altın Ayı ile dönen ve İstanbul Film Festivali’nde de gösterilecek olan Drømmer, Radu Jude’nin yeni filmi Kontinental ’25, tümüyle yapay zeka ile oluşturulmuş görseller ile yapılmış bir animasyon ve festivalden Teddy ödülü ile dönen, Lesbian Space Princess de var. Haftaya, Berlinale notlarımızın üçüncü bölümü ile devam edeceğiz.
Sezen Kiremit'in yorumuyla 90'ların birbirinden güzel şarkıları ve döneme dair anekdotlar bugün 19.15'te "karışık kaset" esprisinde ekrana geliyor.
Yeni fotoğrafı görmek, müzikseverlerin beğenisinin ne kadar değiştiğini öğrenmek için yerli rockta ‘bütün zamanların en iyileri’ni sinemamuzik.com okurlarına ve müzik eleştirmenlerine sorduk. İlginç liste çıktı ortaya:
Her biri meslekte en az 20 yılı devirmiş müzik yazarlarımızın saptadığı yerli grupların ‘şeref tablosu’nda Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi ile ‘orta yaş’a dayanmış akranlar mor ve ötesi ile Duman gözüküyor. Hemen enselerinde Kurtalan Ekspres ile Dervişan yer alıyor. Bir alt basamakta ise, az zamanda çok iş yapmış Hardal ve Mazhar Fuat Özkan bulunuyor. Aslında gözler Mazharlar’ı daha üstte arıyor da, ‘ticaret’in dozunu kaçırmak bazen böyle sonuçlara neden oluyor.
Sinemamuzik.com, bir çoğu Altın Portakal’da jürilik de yapmış sinema yazarlarına sordu: ‘Antalya Altın Portakallı en iyi film hangisi’?... Birinciler listesinde ‘kortej’e çıkan ve bütün zamanların Altın Portakal birincilerini değerlendiren 31 sinema yazarının katıldığı araştırmada, Zeki Ökten’in 1980 tarihli Sürü filmi 213 puan toplayarak birinciliği kazandı. Sürü’yü 204 puanla Muhsin Bey (Yavuz Turgul) ve 192 puanla Uzak (Nuri Bilge Ceylan) izledi.
Sinemamuzik.com sinema yazarlarına sordu: ‘İlk uzun filmini 21. yüzyılda çeken en iyi 10 yerli yönetmen kim?... 30 sinema yazarının katıldığı araştırmada bol ödüllü Emin Alper 195 puan toplayarak birinciliği kazandı. Alper’i 145 puanla Pelin Esmer ve 136 puanla Özcan Alper izledi. Emin Alper'i 27 sinema yazarı listesine alırken, Pelin Esmer’e 25, Özcan Alper’e 20 listede yer verildi. Bazı popüler isimler ön sıralarda yer alamadı.
İletişim yayınları etiketiyle satışa çıkan kitapta müzik yazarı, eleştirmen, programcı Murat Beşer, Türk müziğinin zarif sesi Nesrin Sipahi’nin yaşamı ve sanat serüvenini ayrıntılarıyla anlatıyor. Kitap, Yeşilköy’de başlayan çocukluğun, radyolardan plak kayıtlarına, turnelerden gazinolara uzanan başarı öyküsüne dönüşümü kadar Sipahi’nin bilinmeyen yönlerini de ortaya koyuyor. Nesrin Sipahi-Sahnelerin, Radyoların, Plakların Hanımefendisi aynı zamanda bir dönemin kültürel portresi.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu içeride:
Ünlü grupların kuruluş öyküleri, müzik serüvenleri yakından takip edilse de isimlerinin nasıl doğduğu ve koyulduğu pek bilinmez. Meraklısı için ilginç bir liste hazırladık:
Hemen her öğretmenin, okul müdürünün maratona benzettiği hayatın henüz başında biri Lezzet. Başka bir deyişle; böğürtlenli, limonlu, çilekli, çikolatalı, vişneli, karamelli, karadutlu dondurmalardan henüz tatmadı, sadece vanilyalının tadını biliyor. Onunla tanışmak için sayfaları çevirmen yeterli. Çelişki Bilmez Lezzet’in Geçmiş Zaman Maceraları Uğur Vardan’ın çocukluk anılarından yola çıkarak yazdığı öykülerden oluşuyor.
Popüler orkestralar ile grupların Türkiye serüvenini ‘Günlerin İçinden Canım’ / 100 Yıllık Türkiye Popüler Orkestralar ve Gruplar Tarihi (1923-2022) adlı internet sitesinde anlattım.
50. yaşını kutlayan albümlerin, yayınlandığı dönemde yarattıkları heyecan, uzunçaların kulaklardaki doygunluğu, yeni yeni piyasaya çıkan kasetlerin sunduğu kolaylık, bugünün dijital ortamında unutulmuş plakların önemi müzik camiasının en tatlı muhabbetlerden biri bu yıl. Doğum günü pastaları 50 mumla adeta yangın yerine dönmüş, eskimeyen, çoğu klasikleşen albümler arasında gezintiye ne dersiniz?