NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

HEPİMİZ BİR FİDANIZ

09 Haziran 2026 Salı 13:38
NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

Radyo D’nin D.J’lerinden Michael’ın (Kuyucu), müzik dünyamıza katkıları-hediyeleri bitmiyor. Bir yandan Yunanistan’da olup bitmiş kayda değer (aşağı yukarı) her şeyin bir araya getirildiği albümler, bir yandan da karma Türkçe albümler yapıyor Michael; memleketimizde bu tür albümlerin çok az yapıldığını görerek, bu durumun herkes için bir eksiklik olduğunu kabul ederek. Gerçekten de durum bu. Ülkemizde ‘single’, çoktan tarihe gömülmüş bir format olduğu için müzik piyasamız ‘albüm’ ağırlıklı dönüyor. “Albümü tamamlamalıyız, şarkı açığımız var, biraz daha şarkı bulmalıyız!..” telaşı ile dört dönen şarkıcı ve yapımcılar nedeniyle, albümlerin önemli bir bölümü çoğunlukla kayda değer bir ya da iki şarkı ile (bazen de bu kadarı bile olmadan) sürülüyor önümüze. Çoğu dinleyici, radyo ya da televizyondan duyup sevdiği bir tek şarkı için bütün bir albümü satın almak istemiyor. Farklı yapısı nedeniyle “Çok Ayıp”ı seven, gidip de Emel’in albümüne para yatırmak istemiyor mesela. Ya da ‘pop star’ Abidin’in “Zır Zır”ı ile, gecelerden birinde sabaha kadar dans etmiş-eğlenmiş biri bu şarkıyı edinmek istiyor ama Abidin’in geri kalan şarkılarıyla nasıl baş edeceğini bilmediği için bu fikrinden vazgeçiyor. Karma albümler bu nedenle büyük önem taşımakta. Ne yaparsanız yapın, artık bir şey satamayacağınız bir kesimle yeniden temas kuruyor, onlara yeniden albüm alma alışkanlığı kazandırıyorsunuz. Üstelik, bu işin devamı da (genellikle) çok iyi geliyor: Albümü alıyor, defalarca dinliyor ve bu sefer daha önce duymamış-fark etmemiş bir şarkı ya da şarkıcıya tutuluyorsunuz. Merak etmeye başlıyorsunuz ve bu merak sizi yeniden bir plakçı dükkanına sevk ediyor. Bakıyor-inceliyor-alıyorsunuz. Bir yandan (kalitesiz ama ucuz) korsan baskılar, bir yandan da internet başında (ADSL bağlantının yaygınlaşması nedeniyle artık daha kolay ve daha kaliteli bir hale gelmiş; üstelik bedava) şarkı indirme-‘download’ etme imkanı nedeniyle plakçılardan elini eteğini tamamen çekmiş dinleyiciyi yeniden ‘dükkan’a çekmenin ne yazık ki bin çeşit yolu yok. Çok çok az yolu var ve bu yolların en başta geleni de ‘merak’... Merak edilecek, içeri girilecek ve solumaya solumaya unutulmuş o ‘hava’ bir daha etrafı kuşatacak. Bir yandan CD, bir yandan DVD-VCD yığınları sizi yavaş yavaş eski halinize kavuştururken; karıştıracak, inceleyecek, satın alacaksınız. Hem eski kuşak alıcıyı, hem de bu havayı solumayı zaten bilmemiş-önemsememiş genç kuşak alıcıyı birlikte-aynı anda kazanmanın yolu bu gibi gözüküyor. 

BU ŞARKILAR LİSTELERDE
Sony ve DMC’nin işbirliği ile yayınlanan “Liste başı (The Best of Turkish Music 2005)” adlı karma albüm, Michael’in Kanal D’de yayınlanan programında çok sevilmiş-çok istek almış şarkıların bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. Zaten, satın alma ya da sevme-beğenme kıstaslarımızı-eğilimlerimizi layıkıyla yansıtacak herhangi bir (ulusal) listemiz yok. ‘Liste’ dediğimiz şey, (bir zamanlar, her ikisi de Doğan Şener’in ısrar ve çabalarıyla hazırlanmış Milliyet Müzik Kulübü ve Hey listeleri hariç) bizde her zaman ‘her kafadan bir ses’ çıkarılarak hazırlana gelmiştir. Bu listeleri hazırlayanların büyük bir bölümü, genellikle  alıcı-dinleyici eğilimleri ile fazla ilgilenmez. Hatta bir kısmı, bunu yapmak bir yana, bu tür listeleri bir ‘etrafını-yakını kollama’ fırsatı olarak kabul eder. Bu nedenle de, listelerimiz tatsız-tuzsuzdur, mantıksız ve saçmadır.  Bazen en tepelerinde (bırakın çok satmış ya da sevilmiş olmayı) adı sanı dahi duyulmamış biri olur; bazen de ilk yirminin önemli bir bölümü aynı frensiz sesle “Sensiz kalam-alam-çalam…” diye bağıran aynı tipte ve aynı şeyleri giyinmiş adamlardan oluşur. “Bu adamlar kimdir, ne zaman çıktı, ne zaman çok satar ya da çok sevilir oldu?” diye şaşırmak-soru sormak-cevap aramak da boşunadır. Bunlar 2000’li yılların listeleridir ve bu listelerde düdük çalmak, genellikle ‘bedava’ değildir. Ama Michael’ın programında sunulan ‘kişisel liste’ böyle değildir. Memleketteki dinleyici-alıcı eğilimini eksiksiz bir şekilde yansıtmıyor da olsa, bu liste, en azından belirli bir bölgenin ya da belirli bir dinleyici grubunun verilerinin toplanması-üst üste eklenmesi ile ortaya çıkmakta. Bu nedenle, Michael’ın “Liste başı…” albümü, sevme-sayma-satın alma eğilimlerini, kısmen de olsa yansıtmakta, gözler önüne sermekte. Albümde (ya da listede) en dikkat çekici yan, son birkaç yılda iyice şiddetlenen rock rüzgarının sıkı bir şekilde temsil edilmiş olması. Bu rüzgarı bir fırtınaya çevirmek için çok sıkı çalışan isimlerden Pamela, bizi “ilaçlayıp berbat etmiş İstanbul”u anlatarak açıyor albümü. Bir başka sıkı müzisyen-şarkıcı Ogün Sanlısoy (her nedense “Saydım” ya da “Ben de Özledim” ile değil de) “Pencere” ile dahil olmuş toplama. Kimilerinin “İyiler mi, kötüler mi?” hala bir karar veremediği Manga (“Bir Kadın Çizeceksin”), iyi olduklarından kimsenin pek kuşkusu kalmamış gibi gözüken Gripin (“Karışmasın Kimseler”), (her zaman iyi, her zaman naif ve kırılgan) Feridun Düzağaç (“Alev Alev”) ve “Bazen iyi, bazen kötü” kabul edilen Aslı (“Tüm Şehir Ağladı”) albümdeki rock’un diğer temsilcileri. İlk albümüyle sıkı bir rock yapmış olmasına rağmen, son albümünde (Kürtçe şarkıları daha geniş yığınlara, özellikle hiç Kürtçe şarkılarla ilgilenmemişlere ulaştırabilmek için)  ‘dört başı mamur bir pop’ yapmaya karar veren Rojin, neredeyse sessiz sedasız, tamamen kendi kendine ‘hit’ haline gelen “İkimiz Bir Fidanız”; son derece kendine özgü (ama bazen sevip bazen nefret ettiğimiz) dizeler-melodiler ile yoluna devam eden Nil Karaibrahimgil, çok çok eğlenceli (ve allahtan ‘akbaba’sız) “Bütün Kızlar Toplandık”, yeni dalga popun en kayda değer isimlerinden Ümit

Sayın, derli-toplu listelerimiz olsaydı, orada aylar boyu en üste kurulduğunu mutlaka görecek olduğumuz “Mavi Geceler”; yıllardır çalışıp çabalayan ama ne uzayan ne de kısalan Emel, pahalı ve sevimsiz klibine rağmen çoğu insanı çarpmış “Çok Ayıp” ve 90’lardan beri her zaman pırıl pırıl, her zaman coşkulu ve saf Deniz Arcak, uzun bir ara sonrası yapılmış “Eyvallah” ile bu albümün ‘pop’ kanadını temsil etmekte. Pop kanadında Eser Bayar, Sefarad ve Gökhan Özen de var ama, bu isimlerin albümü daha da kıymetli bir hale getirdiğini söylemek çok zor. ‘Baba’ isimler de var bu toplamda: Sezen Aksu, M.F.Ö. ve (dünya ahret amcamız) İlhan Şeşen. Ama her üçü de, biraz zamanı geçmiş şarkılarla temsil edilmişler. Bu şarkılar belki listelerdeydi, ama ya geçen yıl, ya da daha öncesi; 2005 olmadığı kesin… Olsun ama; eğer hala edinilmemişse “İstanbul İstanbul Olalı”, “Olmuyor Olamıyor” ya da “Delinin En Delisi”nin diğer şarkılarla birlikte arşive katılması hiç de kötü bir şey değil… Eskiler-yeniler, listenin üstündekiler-altındakiler, çok ya da az sevilmişler hepsi tek bir albümde elinizin altında işte. Çıkın ve satın alın. Arşivinize kapaklı-mapaklı derli toplu bir albüm sokmanızın zamanıdır. Yapmayabilirsiniz de, ama şunu hatırda tutun; böyle yapmaya devam ederseniz, gün gelecek kimse yazmayacak-üretmeyecek-çalmayacak-söylemeyecek ve böylece internet’ten indirilecek şarkı da kalmayacak. O zaman ne yapacağız? ‘Müzik’siz yaşam çok zor, hatta imkansız; gelecek konusunda bu kadar ‘insafsız’ davranmanın hiçbirimize faydası yok.

 

 

BULURSANIZ KAÇIRMAYIN

 

(Türkçe ya da Yunanca) Michael’ın yaptığı her çeşit albüm

(Türkçe ya da değil) Gülbahar Kültür’ün elinin dokunduğu her şey

Hakan Eren’in Ossi’sinden çıkan bütün albümler

Odeon/Sony’nin “Bak Bir Varmış…” dizisi

 

SAKIN YAKLAŞMAYIN

Rough Guide’ın (kapağı fesli-mesli, içi Sibel Can’lı-Ebru Gündeş’li) “The Rough Guide To The Music Of Turkey” albümü

Prestij’in, birkaç yıl önce yayınlanan (remix’li-Mahsun’lu) karma albümü

 

KEŞKE OLSA

Sony-EMI ve diğer firmaların ortak yayınlayacağı (“Now, That’s What I Call Music” benzeri) bir karma albüm dizisi

 

KEŞKE OLMASA

Küçük İbo ve Onur’un (remix’li-remix’siz) ‘best of’ları

NAİM DİLMENER



Diğer Yazılar