NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

HARF VE NOTA DEVRİMİ

24 Mayıs 2026 Pazar 08:57
NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

Bu aralar yayınlanan iyi (ve güzel ve farklı ve radikal) dört rock albümünden üçünün ortak noktası isimleri; albümler grupların ismini taşımakta. Nekropsi ve Gripin’in kapaklarında yalnızca grubun adı var, Malt’ın albümünde ise her şey adlı adınca: “Kendi Adını Taşıyan İlk Albüm”, yani “self titled”; slogan bir kavramdır bu da. Yabancı müziğe çok ilgi duyulan ama öyle her şeyin kolay bulunamadığı-alınamadığı o 80’ler sonu, 90’lar başında, herkes (hepimiz), bu ve buna benzer tamlamalara sıklıkla başvurur, bir şekilde “Bakın neler biliyoruz,” demeye getirirdik. Sonra sonra, bir sürü şey gibi bunu da çevirdik, Türkçeleştirdik ve (‘ilk’ ya da değil) “kendi adlarını taşıyan…” yaptık. Aslında, bir albüme isim vermemek, ya da böyle basit bir biçimde ‘isim’ işinden sıyrılmak saçma, hatta ötesi. Neden böyle yapılır, anlamak kolay değil. Bir de numara ya da tarih vermek kolaylığına çok sık başvurulur bu konuda; 1, 2, 3 diye gidebiliyor albümler, ya da (2006, 2007 gibi) yayınlandığı senenin ismini alabiliyor. Bir şeye ‘isim vermek’ ya da ‘başlık atmak’ gibi olabilecek en heyecanlı ‘eylem’den bile isteye kaçmak, gerçekten anlaşılır gibi değil. Neyse ki, bu yazının konusuna giren dördüncü albümün bir adı var; HayaleTTren’in albümü bu ve adı da “YaLnız”, ‘l’ büyük, grubun ‘çift t’si gibi.

Genç gruplarımızdan HayaleTTren’in albümü, sözcüğün her türlü anlamıyla ‘genç’; müzik olarak da, sözünü ettikleri, ya da etmeye değer gördükleri ‘hadise’ler anlamında da. Öyküm Öztürk ve Onur Mutlu tarafından 2000 yılında kurulmuş bu grup, bir yıl kadar önce Selim Gürcan ve Umut Öner’i de kadrosuna dahil ederek ilk albümleri için çalışmalara başlamış. “YaLnız” albümü, en başta ‘icra’nın yetkinliği ile dikkat çekiyor; her alet iyi ve doğru ses veriyor, üstelik hepsi birbiriyle uyumlu. Sahne tecrübesinin yani canlı performansların boşuna olmadığını, boşuna olmak bir yana, bir rock grubunun (aslında her türden grubun) mutlaka ihtiyacı olan bir ‘dönem’ ya da ‘adım’ olduğunu söylüyor bu bize. Hiç kuşkusuz, böyle bir dönemi yaşayan her grubun ille de ‘adam’ olabileceğini söylemek mümkün değil; ama bu bir ilk adım ve (yetenek, ses, doğru dil kullanımı ve dünyayı kayda değer bir çerçeveden kavrama gibi) diğer şartlar da mevcutsa, her şey makul bir yöne kayabiliyor, hatta ‘mutlu son’a ulaşılabiliyor. “Oyun” adlı şarkılarında, “İstemem ben bu oyunları, benden sonra oynayın,” diyen grubun peşine düşecek, onları kendi oyunlarına dahil etmek isteyecek çok fazla insan çıkacak.

‘Mutlu son’a ulaşabilmiş gruplardan biri de Malt. Muhtelif kanallarda yaptığı program ve show’lar ile sıradışı bir zekası-yeteneği olduğunu herkese göstermiş Cenk Durmazel önderliğinde ‘oyun’a dahil olmuş Malt’ın, hem anlattıkları hem de anlatma biçimi ilginç. Durmazel’in Malt’a katkıları bu anlamda fazla (ya da farklı) olmuş. “Şeytanın gör…” (ya da “görme”) dediğini gören, bulup yakalayan biri Durmazel; yaşıtlarının aksine, bu gördüklerini bize kendi ‘dil’i ile anlatabilenlerden de. Bu nedenle Malt, ‘insan’ üzerine söylenmiş her zamanki şeyleri, her zamankinden daha farklı bir ‘lisan’ ile anlatıyor bize: “İyi sindirilmemiş bir aşk, üçüncü şahıslara muhtaçtır.” İyi sindirilmemiş bir enstrüman, bir şarkı da; Durmazel ve arkadaşlarında her şey tam da olması gerektiği gibi. İyi yazılmış, iyi çalınmış, iyi söylenmiş; tam sindirilmiş.

SAYI 2: 10 YILDA BİR ÇIKAR

Yalnız buralarda değil, yurt dışında da kayda değer bir hayran-dinleyici kitlesi olan Nekropsi’nin de nihayet yeni şarkılarını dinleme imkanına kavuştuk. Albümün kapağı değil ama basın bülteni, “Nekropsi, 10 yılda bir çıkar, sayı 2” gibi bir slogan barındırmakta. Memlekete (ya da memleketin plak firmalarına, yapımcılarına) bir bakın ki, Nekropsi gibi ‘babaların babası’ bir grubu bile ihmal etmişler, ya da görmezden gelmişler. Ve zaten, grubun ikinci turunun on yıldan daha uzun bir süreye yayılmasını engelleyen de, bağımsız bir firma olan AK Müzik oldu. Ne varsa ‘bağımsız’ olanda, ona buna (maddi ya da manevi) bağlı-zincirli olmayanda var. Ancak böyle olduğunuzda, (‘deneysel’ olana meyletmekten çekinmeyen, hatta ‘deney’lerin hepsini birden yapan, bundan korkmayan-çekinmeyen ve belki de tam olarak bu sebeple, başaran!) Nekropsi ve benzerlerinden korkmaz, kollarınızı açar ve bütün imkanlarınızı onlara sunar, seferber edersiniz. AK Müzik, Nekropsi’nin bu ikinci albümünü yayınlayarak çok önemli bir şey yaptı. Bu albüm ile, ‘ses ve tını’ların bir araya getirilme, birlikte yoğrulma biçiminde bir ihtilal yapılmış! Bunun farkına bir on yıl sonra varabilecek olanların karşısına Nekropsi göğsünü gere gere çıkabilir, şöyle diyebilir: “Yeni mi gidiyorsunuz, biz dönüyorduk…”

Gripin, ikinci albümünü yayınlamak için çok beklemeyenlerden, yani şanslılardan. Onlara inanan bağımsız bir yapımcıları (GRGDN) ve bağımsız yapımcılar ile çalışmanın ‘ruh’u genleştirdiğine inanan ‘beynelmilel’ bir firmaları var. Sony&BMG, yeri ve zamanı geldiğinde beynelmilel olmanın ille de ayak bağı demek olmadığını gösterenlerden-ispatlayanlardan; Rashit gibi bir ‘demir leblebi’ye bile destek vermekten korkmamış-ürkmemiş bu firma, Gripin’i de omuzlamaktan kaçınmıyor. Gripin ki, “Hikayeler Anlatıldı” adlı ilk albümleriyle rock’un ‘doğru’ yüzü olarak görülmüş ve desteklenmiş-sahiplenilmişti. Gripin’in, kendisini destekleyenleri-sahiplenenleri utandırmadığı çok açık. İlk albümleri gibi, bu ikinci albümleri de çok ‘yeni’. Anlattıkları hikayeler yine farklı ve önemli. Grubun, (kimi eleştirmenler bir ‘indie etkisi’ sezmiş-bulmuş olsa da) kendine özgü bir sound yaratmayı başardığı rahatlıkla söylenebilir. Daha ilk albümde başarmışlardı bunu; yolları açık, devam ediyorlar.

Her dört grup da, yeni hikayeler anlatıyor sonuçta; yeni, hatta yepyeni. Dördünün de ‘dil’i aykırı ve ayrıksı. Keşke dördü de, internet’in “full albüm bedava!” hegemonyasının altında kalınmadan, hakkı ödenerek alınabilse-edinilebilseydi. Bunu onlara çok görmemek gerek. 

Keşke çok görmeyebilseydik.

 

BULURSANIZ KAÇIRMAYIN

Nekropsi’nin kendi adlarını taşıyan son (AK Müzik) albümleri ve daha önce yaptıkları her şey

Gripin’in  her iki albümü (Sony&BMG ve GRGDN)

Malt’ın (adlı adınca) “Kendi Adını Taşıyan İlk Albümü” (Pasaj)

HayaleTTren’in “Yalnız” adlı albümleri (Akkiraz Müzik)

 

KEŞKE OLSA

Nekropsi Amerika’ya gitse, Aydın Çakuş’u da arasa-stüdyoya soksa ve birlikte bir şeyler yapsalar; bu ‘session’dan ne çıksa razı olurduk.

HayaleTTren ya da Gripin ya da Malt, Tünay Akdeniz’i İstanbul’a davet etse ve birlikte bir konsere çıksa; ya da yolları Antalya’ya düştüğünde bu harbi müzisyenimizi arasa, ortak bir şarkı ya da konser için bir şeyler yapsa.



Diğer Yazılar