NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

YÜZÜNÜ DÖKME KÜÇÜK KIZ

30 Ağustos 2026 Pazar 06:35
NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

Bir kere daha Diyarbakır’daydım. 70 ve 80’ler boyu bir sefer olsun gitmediğim bu şehre, 90’larda çok sık gittim. Bazen sırf özlemden dolayı, yalnızca görmek ve özlem gidermek için gittim, bazen de Murathan Mungan’nın, bütün Güneydoğu’yu birbirine katan imza günlerini kaçırmamak için orada olmak istedim. Bu son gidişim ise yalnızca gezmek içindi, epeyce kalabalık bir grup gittik ve  Diyarbakır – Mardin – Elazığ – Urfa arasında turlamadığımız saatlerde de plakçıları arşınladım. Buralarda hiç bulamayacağım albümleri karıştırdım, satın aldım. Kürtçe şarkılar beni her zaman çok fazla etkilemiştir, muhtemelen yaşadığım çocukluk ile ilgili bir şeydir bu. Çocukken hep bu şarkıları dinledim, ya Arapça ya da Kürtçe müzik çalınırdı girdiğim çıktığım her yerde. Bundan önceki gidişlerimde olduğu gibi, bu sefer de epeyce kaset (ne yazık ki CD hala çok yaygın değil  oralarda) aldım, çoğunluğu ‘korsan’ olan epeyce kaset. Korsan baskı oralarda almış yürümüş. Normali buymuş gibi davranıyor herkes, plakçıların camları duvarları korsan baskıların afişleri, duyuruları ile dolu. Korsan baskılar, buralarda da yabancısı olduğumuz bir şey değil, ama buralarda büyük bir ‘gurur’ ile pazarlanmıyor; hep gizli – saklı, hep kenar – köşede oluyorlar, çoğunlukla kapalı kapıların ardından edinilebiliyor bu tür baskılar. Tezgahlarında bulunduran işportacıların büyük bir bölümü ‘yasak’ bir iş yaptıklarının farkında oluyor ve en ufak bir tehlikede toplanıp kaçabilmek üzere tetikteler. Orada ise durum böyle değil, hatta tam tersi bir durum var bile denebilir. Belki de bölgenin şartları bunu mecburi kılıyor, oradaki yokluğun, yoksunluğun boyutu, kimsede yasal bir albüm alacak hal bırakmamış. Belki zaten hiçbir zaman mümkün değildi, belki artık mümkün değil. Korsan kasetler bir milyon gibi bir fiyata alınabiliyor ve bu da yasal  kasetlere verilmesi gereken fiyatın aşağı yukarı üçte biri, hatta daha azı...

BİR TEK SEN MİSİN BİR DÜŞÜN
Önce yasal baskılar: Kartpostalları da her tarafta satılıyor olan Atilla Taş, en sık karşıma çıkan isim oldu. Her iki albümü de her dükkanda bulunmaktaydı. Kartpostalları ise bin çeşit, hepsinde gülümsemekte bizimki. Oralarda neden bu kadar seviliyor olduğunu hiç anlamadım, belki oralıdır. ‘Oralı’ Mahsun Kırmızıgül de çok popüler elbette, bizim buralarda kimsenin  ciddiye almadığı “Yoruldum” orada hala baş köşede. Diğer bütün albümleri de tam takım yan yana sıralı bir vaziyette beklemekte.  ‘Aslan Gibi’ Özcan Deniz de öyle. Kürtçe şarkı çalınmayan ender zamanlarda o giriyordu devreye. O da, “yıkılmadığını, ayakta ve geliyor olduğunu” kendince bağırıp çağırmaktaydı. Ses Plak’ın bir külliyat halinde bastığı Nizamettin Ariç albümleri de, yasal albümleri temsil eden halkalardan biriydi ve çok şık bir poster eşliğinde rafların baş köşesindeydiler. Yıllar yıllar sonra, Nizamettin Ariç, Ses Plak eşliğinde çok sıkı bir dönüş yapmış, görünen o. Çok az miktarda Nükhet Duru’nun son albümü de çarptı gözüme, ama sahiden çok az miktarda ve yalnızca büyükçe dükkanlarda. Geri kalan her şey korsandı... Başta Ciwan Haco, Şivan Perver, Sezen Aksu ve İbrahim Tatlıses olmak üzere, herkesin her şeyi ortada serbestçe satılmaktaydı. Buralarda burnunun ucunu bile gösterememiş karışık albümler ise kıyamet gibiydi. Karışık albümlerin tamamına yakının baş köşesinde Angela Dimitriou ve Anna Vissi vardı. Bu iki kadının estirdiği fırtına oraya kadar ulaşmış. “Best of Greek & Arabic Dance” adlı albüm bu tür baskıların en kapsamlısı ve en ‘ciddi’ şekilde hazırlanmış olanıydı. Son derecede şık bir kutunun içinde satılıyor olan bu ikili albümde; Despina Vandi, Khaled, Omega Vibes, Shakira, Angela Dimitriou, Amır Diab, Cheb Mami, Azucar Moreno, Anna Vissi, Alabina ve “Jaude Challe” şeklinde yazılması tercih edilmiş Claude Challe gibi isimler yer almakta. Muhteşem bir kadro elbette, ancak başında ‘telif’ belası olmayan birilerinin bir araya getirebileceği isimler bunlar. Hazır elleri değmişken; Rachid Taha, Faudel ve Haris Alexiou’yu niye listeye dahil etmemişler hiç anlamadım, nasılsa elleri ceplerine girmeyecekti... “Bilboard Hits”, “Number One Hits” gibi tonlarca albüm de vardı. Bunlar da, Number One FM ve benzeri radyoların günde bin posta çaldıkları şarkılardan oluşmaktaydı ki, burada bile meraklısı oluşmuş anlaşılan. Ya da birileri, bölgenin ‘yeni yüz’ üne çok uygun olacağını varsaymış muhtemelen.

ZİNCİR ORANDA BURANDA
Ama çok da önemsendiklerini, ciddiye alındıklarını sanmam, çünkü her yer ya Ahmet Kaya ile çınlıyordu, ya Ciwan Haco ya da benzeri bir isim ile. Ciwan Haco, en fazla korsan baskısı olan isimlerden biri. “Best of Slow”, “Folk Rock” gibi ‘tuhaf’ isimli albümlerden tutun da, sanatçının ilk dönem şarkılarını bir araya getiren albümlere kadar onlarca kasedi bulunmaktaydı tezgahlarda. “Beriwane”, “Zine” ve “Zilane” adlı şarkılar ise neredeyse her kasete konmuş. Albümlerin isimleri değişiyor ama bu üç şarkı hep kalıyordu. “Kürtçe uzun havalar” alt başlıklı “Stranen Bıjarti” adlı albüm de, onlarca Şivan Perver albümünün en başında geleniydi, herhalde yeni basılmış, ya da hep vardı da bir tür best of olduğu için hala alıcısı çok. Bir diğer ilginç albüm de Sezen Aksu’ya aitti. “Dünden Bugüne Sezen Aksu” adlı ikili albüm, korsan bir baskıdan umulmayacak bir ‘düzen’ ve ‘ciddiyet’  içinde hazırlanmıştı. İki ayrı kaset halindeki bu albüm, çok temiz baskılı bir karton kapak içinde birbirine tutturulmuştu. Belli ki basan firma epeyce şey ummuş bu kasetten, bu nedenle paraya kıyarak poster de yaptırmış. Ellerini Sezen Aksu’nun cebine sokmakta hiçbir sakınca görmemiş olan firmamız, bu posterde, sanatçının son albümünü sunmaktan sevinç duyduğunu belirtmekteydi. Şarkıların seçimine de ‘bir bilen’ in karışmış olması muhtemel. Yalnızca her zaman sevilmiş “Git”, “Firuze”, “Sen Ağlama”, “Geri Dön” gibi şarkılar değil; Aktüel dergisi ile ortak olarak hazırlanmış “Cumartesi Anneleri”, Bülent Ortaçgil ‘tribute’ albümündeki “Yüzünü Dökme Küçük Kız”, Sezen Aksu’nun değil ama Özdemir Erdoğan’ın albümlerinde yer almış “Küçük Bir Aşk Masalı” adlı şarkılar da yer almakta bu albümde. Yetmemiş, üstüne de “Tutuklu” ve “Adı Bende Saklı” adlı son dönem şarkılar da ilave edilmiş. Son derece ‘takıntılı’ birinin bu şarkıların seçimine karıştığı çok belli. Zor bulunur, oraya buraya dağılmış her şeyin bir araya getirilmesine gayret etmiş... Yüz küsur şarkılık mp3’ler de ayrı bir hikaye. İki milyon verip edinebiliyorsunuz bunları da. Bu seriden de, Ciwan Haco’nun mp3’ünü aldım, bilgisayarıma koyup bütün bir gün ve gece Ciwan Haco dinleyebilme imkanı verecek olan bu diski dayanamayıp aldım. 
Evet doğru, korsan firmalar çok insafsız ama yasal albümler de çok pahalı ve kimsenin alacak gücü kalmamış, üstelik eskisinden çok daha ‘yaratıcı’ lar. Göründüğü kadarı ile müzik piyasamızın sonu gerçekten gelmiş. Korsan firmalar ile kimse baş edebilecekmiş gibi gözükmüyor. 
  

BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Kilamen Yerevane – Diyarbekir / Karışık – Kom Müzik – CD
Wey Dınyaye / Diyar – Kom Müzik – CD
Roj u Heyv / Şivan Perver – Ses Plak – CD
Girtiyen Azadiye / Ciwan Haco – Ses Plak – CD
Weneyen Xewnan / Nizamettin Ariç – Ses Plak – CD

 

NAİM DİLMENER



Diğer Yazılar