“EVET” DİYOR MUYUZ, DEMİYOR MUYUZ?
Nilüfer Akbal’ın epey bir zaman önce Almanya’da kaydedilmiş-bitirilmiş albümü “Şewa-Gece, nihayet gün yüzü görebildi. Sanatçının, tıpkı bir önceki çalışma “Ray’e” gibi, Ayhan Evci ile çalışarak yaptığı bu albüm tamamen hesapta olmayan nedenler-gelişmeler nedeniyle gecikti. Akbal ve Evci, bir zaman önce Universal’in yaptığı teklif üzerine uzun bir zamandır çalışıyor oldukları Ada’dan ayrılmış ve bu uluslararası firma ile anlaşmıştı. Bu değişiklik ile her iki müzisyen de şunu öngörmüştü: Yaptıkları ve yapacakları çalışmalar başta Avrupa olmak üzere ülke dışına taşabilir, çok daha geniş bir kesime ulaşabilirdi. Ama olmadı. Hiç umulmayan-beklenmeyen bir gelişme sonrası Akbal’ın albümü beklemek, başka ihtimalleri yoklamak zorunda kaldı. Başında, gerçekten müziği seven ve bilen Hasan Ferit Giresunlu’nun bulunduğu Universal Turkiye’nin apansız kapanışı, çoğu insan gibi Nilüfer Akbal ve arkadaşlarını da kararsız bir durumda bıraktı. Bir süre beklemek ve gelişmelerin ne yönde olacağını görmek gerekiyordu. Bu yapıldıktan sonra da albümü yayınlayacak bir firma arandı ve Stardium adlı yeni ve bağımsız bir firmada karar kılındı. Prodüktörlüğünü Ayhan Evci’nin yaptığı “Şewa-Gece” adlı albüm, bir önceki albüm “Ray’e”gibi, yalnızca bu ülkede yaşayanlara değil, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir müzik tutkununa hitap edecek bir albüm olmuş. Başta caz, funk ve reggea olmak üzere epeyce müzikal anlayış ve alt türlerinin harmanlanmasından oluşan bir müzik bu. Akbal ve Evci ikilisi, “Ray’e”yi yaratırken olduğu gibi, bu sefer de büyük bir tutku ile bu Akbal’a özgü sound’u geliştirmeye, daha da farklı kılmaya gayret etmiş. Evci, albümün kaydı sırasında, Türk, Kürt ve Avrupalı müzisyenlerin en kayda değerlerini stüdyoya toplayıp; yapmayı tasarladıkları müziği gerçekleştirirken oluşabilecek kayıp ya da sapmaları asgariye indirmiş, hatta tamamen yok etmiş. Başta Chris Control olmak üzere, Avrupalı müzisyenlerin bizim buralı müzisyenlerle uyumu olağanüstü. Evet, müzikte ‘oryantal’ havalar, dünyanın her yanındaki müzisyenler için artık tanınmaz-bilinmez değil. Ama bu tür müziğe ilgi duyan yabancı müzisyenlerin büyük bir kısmı, iş uygulamaya geldiğinde durumu abartıyor ve yapılanı planlananın çok daha uzağında bir noktaya düşürecek bir biçime (‘belly-dance’ olarak özetlenebilecek bir yere) eviriyorlar. Ayhan Evci (ayrıntıları www.ayhanevci.com adlı siteden de görülebileceği gibi) çok deneyimli bir isim ve çoğu müzisyenin aksine, daha stüdyoya girilmeden nasıl bir şey yapmak istediğini ince ince planlayan biri. Bu plan ve program, Evci’ye, her türden sapmayı anında görmek-yakalamak ve müdahale etmek imkanını veriyor.
AKLIM ÖZGÜR OLMAZSA
Akbal ve Evci’nin birlikte yarattıkları bir şarkı olan “Yanarız Ha”, aslında bu büyük bir uyum içindeki ikilinin düşündüklerini, yapmak istediklerini mükemmel bir biçimde sergiliyor. Evet farklı ama yine de bu topraklara ait bir müzik yapmak niyetinde olanlara “Şeva-Gece” adlı albüm bundan böyle yol gösterici olacak. Alt yapıdaki enstrüman zenginliği, icradaki müthiş coşku, ‘sentez’ denilen ve genellikle çıkmaz bir sokakta nihayete eren çabaların bundan sonra daha ileri bir noktaya çekilebilmesine yardımcı olacak. Bizim buralarda, başkalarının yaptıklarını önünüze alıp bir ders ya da el kitabı gibi incelemeniz pek yaygın bir davranış biçimi değildir. Bizim buralarda, her zaman “En iyisini ben yaparım” anlayışı hakimdir; başkalarına kulak tıkar, yapılanları görmezden gelirsiniz. Ama yine de (yorumcular arasında olmasa bile) genç kuşak müzisyenler arasında, iyi olana, emek harcanarak yaratılmış olana gerekli ihtimamı göstermek giderek daha yaygın bir davranış biçimi olmakta. Bu albüm, bu tür müzisyenleri çıkmaz sokaklardan kurtaracak, caddelere-bulvarlara çıkartacak. Hiç şüphesiz, daha ferah yerlere çıkmak için dinleyicilerin de çabası şart. Her birimiz, bugüne kadar (başta ‘Kürtçe’ müzik dinleme konusu olmak üzere) yapmamakta direndiklerimizi unutmalı, müziğin bir milliyeti-cinsiyeti olmadığına kendimizi ikna etmeliyiz. Etmeliyiz ki, bu tür çalışmalara yeni kapılar açabilelim, Akbal ve Evci gibi müzisyenler kendilerini daha ‘iyi’ hissetsin, çalışmalarına ara vermesin.
“Şewa (Gece)” adlı şarkıda, Nilüfer Akbal, “Gecenin karanlığında, üzerimize yağmur yağıyor, kar yağıyor; bana doğru gel, evet mi hayır mı?” diyor, soruyor. Bu soruyu, bu memlekette yaşayan herkes kendisine sorulmuş kabul etmeli. Bir tek ‘dil’de söyleyip coşmak hiçbirimize yetmemeli. “Hasretinden prangalar eskittiğimiz” bir ‘dil’, artık gerçekten serbest kalmalı. “Evet mi, hayır mı?”
BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Nilüfer Akbal’ın bütün şarkıları
Ciwan Haco ve Rojin’in her yaptıkları-yapacakları
(Başta “The Best Of Kurdish Pop-Folk” olmak üzere) Kürtçe derleme albümlerin tamamına yakını
(Başta Çar Newa olmak üzere) Kürtçe müzik yapan grupların büyük bir kısmı
Mehmet Atlı’nın her şeyi
SAKIN YAKLAŞMAYIN
Tek klavye eşliğinde müzik yapıp, Ümit Besen’in ‘Kürtçe şubesi’ olmaya niyetlenenler
Rojin, Nilüfer Akbal ve benzerlerinin yaptığı müziği Kürtçe müziğe ‘ihanet’ gibi görenler
KEŞKE OLSA
Herhangi bir biçimde Rojin-Nilüfer Akbal düeti
Nasıl olursa olsun, nerden gelirse gelsin, birlikte söylenmiş ve Ayhan Evci tarafından düzenlenmiş bir Ciwan Haco-Rojin-Nilüfer Akbal şarkısı
NAİM DİLMENER




.jpg)


.jpg)
(5).jpg)
.jpg)






