Kan ve Gül liste başı olmuş, çok sevilmiş ve o gün bugündür sevilmeye devam etmişti. İskender Doğan daha sonra Menekşenin Moru, Mahizer gibi dillere düşen parçalar da yapmıştı ama simge şarkısı olarak Kan ve Gül belleklere çakılmıştı. Aslında 45’liğin A yüzüne, İskender Doğan’ın Aşık İhsani’nin sözlerine yazdığı Hepsi Bizim bestesi konulmuş, dönemin politik ortamında lokomotif olacağı hesaplanmıştı. Oysa, B yüzündeki Kan ve Gül patlamış ve çok satmıştı.
Eşini trafik kazasında yaşamını yitirdiği günlerde yazdığı Sensiz Saadet’in sözleri Altın Güfte ödülünü almış ve bestesini Zeki Müren’in yapması kararlaştırılmıştı. Ancak anlaşmazlık doğunca Güvenir besteyi yazmış ve Gönül Yazar seslendirmişti. Plak satış rekorları kırarken daha sonra Yaşar Güvenir’in kendisi de şarkıyı yorumlamıştı.
Birçok yerli filmde kullanılan, ayrıca TRT’nin siyah-beyaz günlerinde teknik aksaklık yaşanınca ekrana gelen o ünlü necefli maşrapa görüntüsüne sürekli eşlik eden, yine birçok programın jeneriğinde yer alan Denizaltı Rüzgarları, TRT Ara Müzikleri 2 albümüyle de müzikseverlere ulaştırılmıştı. O dönemin psychedelic arayışlarının simge yapıtlarından olan şarkının kayıtlarında, Attila Özdemiroğlu moog, Oğuz Durukan bas gitar, Arif Sağ bağlama, Okay Temiz vurmalılar çalmıştı…
Anadolu popun yerini arabeske bıraktığı günlerdi. Her iki akımdan da tatlar taşıyan Deli Etme Beni Aşk 45’liği (arka yüz Neden Ayrıldık) Tülay’ı zirveye taşıyan plak oldu. Yerli popa katkısı büyük olan Bora Ayanoğlu’nun bestesine Tülay’ın yazdığı sözlerden oluşan Deli Etme Beni Aşk’ın düzenlemesi de Esin Engin’e aitti.
Seksenler çocuklarının iki şarkısı vardı; biri Arkadaşım Eşşek, diğeri de İtalyan şarkıcı Pippo Franco’nun seslendirdiği Chi Chi Chi Co Co Co. Özellikle ikincisi çocukları akraba toplantılarında, okul müsamerelerinde, tatil yerlerinde zorlar, kalabalıklar önünde şarkının videosunun koreografisini bire bir uygulamaları istenirdi…
Grubun dördüncü albümü Midnight Cafe'de (1976) yer alan ve bu uzunçalardan seçilen üçüncü tekli olan I'll Meet You At Midnight (arka yüzü Miss You), grubun lideri Chris Norman'ın karizmasının da yardımıyla Smokie'nin zirvedeki yerini sağlamlaştırmış, dönemin klasikleri arasına girmişti.
1977’ye dek sıradan bir şarkıcı olan Umberto Tozzi, İtalya’da Sanremo’dan sonra en fazla önemsenen Festivalbar müzik yarışmasına katıldığı Ti Amo’yla birinciliği almış, şarkının 45’liği (arka yüzü Dimentica Dimentica) bir yılda uluslararası alanda sekiz milyondan fazla satılarak ve Fransa’da bile altı haftadan fazla listenin en üst sırasında kalarak büyük başarı elde etmişti.
Karaca’nın seslendirdiği Dadaloğlu şarkısı Anadolu pop akımının o yıllarda çıkan en sıra dışı yapıtı olarak sivrilirken ‘sol müzik’in de bayrak şarkısıydı... Dadaloğlu şarkısı, o dönem ülkenin politik hayatta daha sert bir döneme gireceğinin de göstergesiydi. Dadaloğlu'nun başarısı Cem Karaca’nın üstün yorumunun yanında bir isyan türküsü olmasında da yatmaktaydı.
70'li yıllarda Ali Kocatepe, Akdeniz bölgemizin gözde kentleri Antalya ile Mersin için iki güzel şarkı bestelemişti.Antalya Belediyesi, 1974'te Ali Kocatepe'den o dönem kentin tanıtımına büyük katkıda bulunan Altın Portakal Film Festivali için bir beste yazmasını istemişti... 1-7 Haziran 1975'te Mersin'de düzenlenen 1. Akdeniz Tekstil ve Moda Festivali için Ali Kocatepe’nin söz ve müziğini yazdığı beste ‘Merhaba Mersin’i seslendirmek üzere...
Öyküye göre 10cc'den Eric Stewart ile Moody Blues grubundan Justin Hayward'ın tatilde Barbados’daki tatillerinde yaşadıklarını yine Eric Stewart ile Graham Gouldman şarkı yapmıştı. Mekan Jamaika’ya kaymış, burada tatil yapan beyaz adamın, boynundaki kolyeyi isteyen, uyuşturucu satmaya çalışan tiplerden korkusu anlatılmış, işin içinde Jamaika olunca, coğrafyanın vazgeçilmezi reggae devreye girmişti.
Grubun 1971’de çıkardığı 45’lik (B yüzü Rainin’n Painin), bütün zamanlarda 10 milyon satış barajını aşan beş plaktan biri unvanıyla müzik tarihine geçti. Bu versiyon, son derece basit yapısıyla ve kulaklarda kolay kalan ezgisiyle günümüze kadar birçok kez coverlandı ve zamansız bir şarkı olarak birçok kuşak tarafından sevildi, kabul gördü.
Grubun ilk flaş parçası Gence’nin düzenlediği Hilal adlı mehter marşı yorumu oldu. Devamında Kafkas halk kahramanı Şeyh Şamil’e adanmış ‘Şeyh Şamil’le Durul Gence 10, haftalarca listelerin en üst sırasında kalmayı başardı. 45’liğin yüzünde Hilal, arka yüzünde Şeyh Şamil (1970) vardı.
Bizde de herkesten önce davranıp Taka Takata’yı Nilüfer kapmıştı. Nilüfer, Aralık 1972'de çıkan ilk 45'liği Kalbim Bir Pusula/Ağlıyorum Yine ile pop markete adımını atmıştı. Daha sonra Gülden Karaböcek (Şaka Yaptım), Sevil Hasman (Şaka yaptım Ben Sana), Neşe Karaböcek (Aşka saygın Varsa), İstanbul Gelişim Orkestrası (Taka Taka), Örder Bali, Öztürk Serengil, Kutsi (Taka Taka), Osman İşmen, Meyra da şarkıyı yorumlamıştı.
Yetmişler’in başı; arabesk egemenliğini ilana hazırlandığı günlerde bu tip arayışlara ‘fantezi müzik’ de dendiği zamanlar. Zerrin Zeren (1954/Kırşehir) isminde gencecik bir ses çıkıyor ve fantezi şarkılarıyla önce tavernalarda adını duyuruyor, ardından da gazino sahnelerine transfer oluyor, assolistliğe kadar yükseliyor. Büyük ilgi çekiyor, özellikle de 1973’de dönemin flaş topluluğu Kupa Dörtlüsü’yle doldurduğu, orgun hakimiyetinde akan Tatlı Dile Güler Yüze’yle.
Hayatımıza bu kadar girmiş kaç tane yabancı parça vardır ki! Yetmişli yılların başında dillerden düşmeyen Si Tu Savais Combien Je T’Aime adeta marş olmuştu o günlerde. Şarkının söz ve müziğini yazan ve de seslendiren Christian Adam Türkiye’ye davet edilmiş, imza günlerine katılmış, parçanın 45’liği (arka yüz Je N’Ai Jamais Rencontre) çok iyi satmıştı.
Yıl 1975'ti; Türkiye ilk kez katılacağımız Eurovision Şarkı Yarışması'nın heyecanını yaşıyordu. Büyük orkestrayı yönetecek Timur Selçuk, sınıfındaki öğrencilerden yarışmanın sinyal müziği için beste yazmalarını istiyor, Melih Kibar'ın bir gecede hazırladığı ve 'Çoban Yıldızı' adını verdiği sinyal müziğini seçiyordu. 'Çoban Yıldızı' o kadar beğeniliyordu ki ...
O güne kadar yaptığı plaklar çok satmasa da adını geniş kitlelere tanıtmayı başaran Barış Manço, 1970’de ilk büyük ticari çıkışını gerçekleştirir ve Türkiye’de bir ilki başararak bestesi Dağlar Dağlar’ı iki ayrı yorumla plağa okur. 45Liğin ilk yüzünde grubu ‘Barış Manço Ve’ ile parçayı söylerken, arka yüzünde Türk Sanat musikisinin usta isimlerinden Cüneyt Orhon’un klasik kemençesi ona eşlik eder.
İlk seslendirildiği dönemde ünü Mısır sınırlarına şarkı, 1960'da Mısırlı şarkıcı Bob Azzam'ın Fransa'da aynı şarkıyla büyük patlama yapmasıyla tüm dünyaya mal oluyor ve birçok farklı şarkıcı tarafından birçok dilde söyleniyor.
19. Sanremo Müzik Festivali; 1969 yarışması. 16 yaşındaki Nada (Malanina) adlı bir kız sahneye çıkıyor ve grubu The Rokes’le adı soğuk, kendisi sıcacık bir şarkı söylüyor: ‘Ma Che Freddo Fa’ (Amma Soğuk ha!)... Nada beşinci oluyor; ama şarkı herkesin dilinde. Müthiş çıkış yapıp tam bir milyon 45’lik (arka yüzü Una Rondine Bianca) satıyor. Türkiye’de de çok seviliyor, plağı basılıyor. Kamuran Akkor da Arkadaş Yok adıyla aranjmanını yapıyor.
Dönem aranjman devridir ve Sezen Cumhur Önal'ın sözlerini yazdığı, Turgut Dalar'ın düzenlemesini yaptığı Doğum Günün Kutlu Olsun'la (1969) listelere dönen Berkant, yine beğenilen bir iş sunmuştur müzikseverlere. Arka yüzünde Gel Güzelim Yavrum şarkısının bulunduğu 45'lik yılın en iyileri arasına girmiştir ve bir Samanyolu olmasa da Berkant deyince akla gelen ilk parçalardan olmuştur...
Müzik listelerinde Göksel ‘Pekiyi Öyle Olsun’la birinci, Cem Adrian ile Teoman ‘İstanbul’da Sonbahar’la ikinci, M Lise ile Sefo ‘O Bi’ Tane ile üçüncü oldu.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Sıla, yeni şarkısı “Kötü Kötü” ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Nisan ayında yayımlanacak yeni albümü “Kafa Yüksek Kalp Kırık”ın ikinci teklisi olan “Kötü Kötü”, söz ve müziğiyle yine Sıla imzası taşıyor. Şarkının düzenlemesi Tolga Şanlı’ya ait.
İki yıl önce yayınladığı “Karışık Kaset” albümüyle en fazla dinlenen isimler arasına giren Semicenk “Karışık Kaset 2” isimli, arabesk şarkılardan oluşan yeni cover albümünü 24 Nisan 2026'da ijital platformlarda çıkarmaya hazırlanıyor. Albümün ilk teklisi, sözleri Kudret Akpınar’a, bestesi ise Naci Eray’a ait “Üzülmedim Ki” olarak belirlendi. Semicenk yeni şarkılarını 22 Nisan’da İstanbul Volkswagen Arena konserinde seslendirecek...
Post Truth filminin müzikleri, tarihte ilk kez yapay zekâ destekli bir üretim sürecinden doğan soundtrack albüm olarak müzik ve sinema tarihinde yeni bir eşiğe işaret ediyor. Alkan Avcıoğlu'nun, yurtdışında da ses getiren uzun metraj belgeseli Post Truth için bestelenen bu albüm, filmin kavramsal omurgasını müzik diliyle genişleten bağımsız bir eser olarak konumlanıyor. İki yılı aşan bir üretim sürecinde, binin üzerinde yapay zekâ destekli kompozisyondan süzülen soundtrack, gitgide dijitalleşen hayatlarımızın parçalanmış gerçeklik algısını doğrudan sesin yapısıyla kuruyor. Albüm, yalnızca bir film müziği olarak değil; çağdaş dünyanın işleyişini, ritmini ve gerilimini kaydeden işitsel bir harita olarak konumlanıyor.
Vatani görevini 1977’de tamamlayan Selçuk Alagöz askerlik sırasında beste yazmayı sürdürüyor. Biriken şarkılarla, tezkere sonrası, adlarını taşıyan ilk uzunçalarları Rana & Selçuk’u (Polydor Plak) çıkarıyorlar. Yeni yapıtlardan oluşan albüm başarılı oluyor ve Koş Bakalım Peşimden, Atamam Ben Kalbimi Sokaklara, Kalbimin Sahibisin, Zeyno, Vah Bacım Vah, Ateş Bacayı Sarmış gibi birçok parça çok seviliyor.
Yerli müzikte Eypio, Yeraltı’yla birinci, Semicenk 'Çıkmaz Bir Sokakta' ile ikinci, Manifest grubu Başrol Sensin’le üçüncü oldu.
Rock ve müzik tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için rap şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu fotoğrafı tıklayınca:
Birbirinden güzel eserlerin icra edildiği bir TRT klasiği "Akşam Sefası" programı, bugün 20.00'de TRT Müzik'te.
Ersen’in yoldaşı olacak Dadaşlar grubunun kuruluşuna daha iki yıl vardır ve bu parçaların kayıtlarında Kardaşlar’dan Seyhan Karabay akustik gitar ile ıklığı, Taner Öngür bas, gitar ve kaşığı, Hüseyin Sultanoğlu davul ile bongoyu çalar; gitar ve bağlama bölümleri de Zafer Dilek’in elinden çıkar. Derli Kaval ve Kozan Dağı ile Ersen, Anadolu Pop’ta ağırlığı hissedilen bir isimdir artık. Kozan Dağı’na Ersen’in bestesi Anadolu ozanlarını aratmayacak derecede başarılıdır; Zafer Dilek’in düzenlemesi de.
İsmi Açık Hava Tiyatrosu; halkın ağzında Harbiye Açıkhava; kartvizitinde ise ‘Türkiye’nin Müzik Mabedi’ yazılı. Hem ülke, hem dünya kültür tarihinde bir Royal Albert Hall, Madison Square Garden, Olympia kadar önemli ve değerli bir amfitiyatro. Kent mimarisi için de önemli merkez. Batılı örneklerine benzer şekilde bir eğlence vadisinin ortasında bulunuyor. En üstte Hilton, biraz altında, günümüzde adı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı olmuş meşhur Spor ve Sergi Sarayı, Açıkhava Tiyatrosu, Küçük Çiftlik Park lunaparkı ve ismi sürekli değişen stadyum…
Müziği Jean-Pierre Lang, François Bernheim, sözleri Boris Bergman'a ait, Nöelle Cordier tarafından yorumlanmış, 1977 tarihli Mon Coeur Pour Te Garder şarkısı disko müziğe teslim olmuş Avrupa pazarında önemli bir başkaldırı şeklinde değerlendirilmişti. O dönem dünyada hit olmuş bütün parçaları yakından izleyen Ajda Pekkan, Mon Coeur Pour Te Garder'ı da envanterine katmış, Türkçe sözleri Fikret Şeneş'e, düzenlemeyi de Onno Tunç'a yazdırarak Haykıracak Nefesim Kalmasa Bile aranjmanını 1979'da Süperstar 2 albümüne katmıştı.
İnternette yayın yapan Far Out Magazine dergisi, en yoğun elektronik deneyimlerin yaşandığı 70'lere dalıp, bir çeşit öncülük yapmış albümleri inceledi ve bunları sıraladı: