1963’de Behzat Kutluba, Altan Eke ve yedi yaşındaki Ercüment Ateş, Beşiktaş Halkevi’nde folklor çalışmalarına katılıyordu. Aynı tarihlerde Altan’ın kardeşi Rıfat Eke ile Bülent Ortaç, Ender Akacan ‘Kabataş Erkek Lisesi Müzik Kolu’na üyeydi. O yıl Beşiktaş Halkevi kapanınca bu iki grup bir arada müzik yapmaya karar verdi. Behzat kaval, Ercüment darbuka, diğerleri bağlama çalıyordu.
Fikret Kızılok’un 1974’de kurduğu, Turhan Yükseler (org), Siret Yurtsever (gitar), Eser Sayıner (davul, vurmalılar), Ataman Hakman (gitar, bağlama, sitar), Sahir Kayahan’dan (bas gitar) oluşan Tehlikeli Madde grubu, folk-rock yapacak, psychedelic rocku da ihmal etmeyecekti. Kızılok’un grupla çalışırken kaydettiği şarkılar arasında en ses getireni ‘Haberin Var mı?’ oldu ve Kızılok 1974 ilkbaharında Tehlikeli Madde’yle Anadolu turnesine çıktı.
1971’de İzmir’de dans müziği ve eşlik orkestrası olarak kuruldu. İzmir’e giden yerli, yabancı solistlerin arkasında çalarak tanınmışlardı. İzmir’den çıkan yetenekli birçok müzisyeni yetiştiren orkestranın kadrosunda...
1996’da Boston’da Mehmet Ali Sanlıkol (tuşlular, vokal) ile Onur Türkmen (gitar) tarafından kurulan, ilk albüm Black Spot’u 1998’de yayınlayan grup, o günlerde ‘Berkleeli Gençler’ diye biliniyordu. Seçkin müzik okullarından Berklee’de öğrenim gören ikili, yine okuldan arkadaşları Cengiz Baysal (davul), Roberto Castillo (vurmalılar), Ryan Woodward (tenor ve soprano sax), Fernando Huergo’yu (elektrikli bas) yanlarına alarak çokuluslu grup kurmuş, kulaklarını yerel ve evrensel her türlü gelişmeye açık tutmaya başlamıştı.
1921 Ankara doğumlu Necdet Koyutürk (piyano, kontrbas, akordeon) lise sıralarında profesyonel müzik hayatına adım attı. 1938'den itibaren beste yazmaya başlayan Koyutürk, tangoları yaratırken Batı müziği formunu, bizim müzik tadımızla kaynaştırarak yeni sentez yarattı. Necdet Koyutürk, 1949’dan itibaren her hafta İstanbul Radyosu'ndaki programlara orkestrası ile katıldı. Ayrıca, otuz yıl boyunca İstanbul Radyosu Tango Orkestrası'nın şefliğini üstlenerek tango programları yaptı.
Grubun öyküsü 1980’de İTÜ Türk Sanat Musikisi Devlet Konservatuarı öğrencileri Şenol Filiz (ney) ile Birol Yayla’nın (tanbur, ut, gitar) birlikte çalmaya karar vermesiyle başladı. Dost toplantılarındaki mini konserler 1990’da profesyonel çalışmalara dönüştü. İkili, ilk albüm Yansımalar’ı Şenol Filiz-Birol Yayla adıyla 1991’de yayınladı. Eğitimini aldıkları geleneksel müziğimizi Batılı tınılarla birlikte değerlendirerek, modern hayatın keşmekeşinde yalın soundu yaratmanın peşindeydiler.
2008’de Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde kuruldu. Caz tutkunu bando astsubaylardan oluşan Deniz Yıldızları Caz Orkestrası, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinin moral ve motivasyonunu arttırmak, ülkede cazın gelişimine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirildi. Orkestra ayrıca, Türkiye’de ve ülke dışında çeşitli festivallerde, organizasyonlarda, önemli günlerde sahne alarak, düzenlemeler yazarak caz müziğine katkıda bulundu.
Ankara Gazi Üniversitesi'nde müzik okuyan Cem Kısmet ile Ahmet Başbağlar, Doksanlar’da birlikte barlarda çalmaya başladı. Birkaç yıl sonra grup kurmaya karar verdiler ve 1970’lerin başında TRT'nin deneme yayınında ekranlara gelen animasyon Pilli Bebek'in adını aldılar. 1997'de kadroya Gürcan Konenç (davul) katılırken, 1999'da giden Ahmet Başbağlar'ın yerine bas gitara Cudi Genç geldi. Bu üçlü, biriken bestelerden oluşan ilk albüm Uyandırmadan'ı 2000'de yayınladı.
Piyasayı iyi bilen yapımcı Yeşil Giresunlu, 1982’de deneyimli müzisyenler Nilgün Onatkut, Mehmet Horoz, Atakan Ünüvar ile Şebgün Tansel’i bir araya getirerek, ABBA tarzında Beş Yıl Önce On Yıl Sonra grubunu kurdu. Kısa süre sonra Şebgün Tansel’in yerine kadroya Esma Erdem’i alan grup, ilk albümleri ‘****’i (Dört kişiden oluştuğu için) 1982’de yayınladı. Albümün bir yüzünde sevilen Türkçe pop şarkılarının yorumu, diğer yüzünde de Türk müziği klasiklerinin yorumları yer aldı.
Altmışlar’ın başında İstanbul'un nezih eğlence mekanlarından Çatı’da (Şişli Site Sineması üzerinde) arkadaşlarıyla müzik yapan İlham Gencer, o günlerde rağbet gören Latin orkestralarına öykünüp orkestrasına Los Çatikos adını koymuştu. İlham Gencer’in belirlediği programa göre orkestra önünde iki genç şarkıcı sırayla sahne almaktaydı. Emel Sayın caz parçaları seslendirirken, Ajda Pekkan çoğunlukla İtalyanca şarkılar söylüyordu. Orkestrada Şefik Uyguner, Sabahattin Tosun, Mehmet Tosun, Orhan Avşar da çalmıştı.
Deneysel müzik tarihimizin en önemli gruplarından olacak Nekropsi (İlk günlerde İngilizce yazılışı Necropsy’i kullanmışlardı), 1989’da İstanbul Nişantaşı Anadolu Lisesi’nde Cem Ömeroğlu (gitar, vokal), Cevdet Erek (davul, vurmalılar), Eren ile Umut tarafından ‘trash-speed’ yapmak üzere kurulmuştu. Konserlerle, canlı performanslarla sahnesiyle tekniğini geliştiren, dört parçalık ‘Speed Lessons Part 1’ (1992) demosunu çıkaran gruptan basçı ile gitarist gitmiş, geriye Cevdet ile Cem kalmıştı.
8 Aralık 1930 doğumlu Muvaffak Falay, Ankara Müzik Konservatuarı’nda trompet ve piyano eğitimi gördükten sonra orkestralarda çalmıştı. 1960’da İsveç’e yerleşti ve caz yapmaya başladı. Bir ara Okay Temiz’le kurduğu Sevda grubuyla etnik cazı deneyen Falay, ardından 70’li yıllarda oluşturduğu Maffy Falay Grubu’nda İsveçli ve Türk elemanlarla ‘beşli’, ‘altılı’ olarak çalışmalarını sürdürdü.
1981’de birlikte müzik yapmaya başlayan bir grup Adanalı genç, 1988’de Merdiven adını alarak lokallerde ve üniversite konserlerinde sahneye çıktı. 1989’da İstanbul’daki Altın Çınar Müzik Yarışması’nda Oluşum bestesiyle birinci olan Merdiven, ilk albümü Çiçeği Burnunda’yı 1991’de yayınladı. Yerli popun hareketlendiği günlerde pazara giren Merdiven’in şarkıları beğenilmişti. Ancak, ülke çapında tanınmaları gecikecekti. Çok yerde konserlere çıkmalarına karşın ‘medyatik’ olmadıklarından basının dikkatini çekememişlerdi…
Şebnem Aksu (1955) ile Birnur Bilginoğlu (1956) adlı iki genç şarkıcı, plak çıkartabilmek amacıyla şirketlere başvurmuştu. O sırada bir üçlü kurmak isteyen yapımcı Şanar Yurdatapan, iki gencin yanına Sibel Egemen’i getirmeyi planlamıştı. Bu üçlü bir süre ŞAT Yapım tarafından eğitilmiş ve o dönem Gönül Yazar ile Gökben’e plak kayıtlarında vokal yapmıştı. Ancak, Sibel Egemen’in Ankara’da öğrenci olması üçlünün çalışmalarını etkilemiş, yerine Bilgen Bengü (1959) alınarak gruba son şekli verilmişti.
İstanbul Moda’da Fuat Güner’le Mazhar Alanson, yanlarına Ender Arol (davul), Semih Oksay (bas gitar), Cenap Kıyıkoğlu’nu (gitar) alarak grubu kurmuştu. Kaygısızlar’ın ilk günlerinde Fuat 17’sinde, Mazhar 15’ndeydi.Kalamış’ta Sahil Sineması’nda film gösterimlerinden önce şovlara çıkmaya başlayan Kaygısızlar, devamında Küçük Moda Gazinosu’nda ve Kadri Ünalan Orkestrası’nın ön grubu olarak Moda Deniz Kulübü’nde çalmıştı.
1978’de Cahit Kukul (gitar, vokal), Aydın Buyar Şencan (bas gitar), Sedat Avcı (davul), Özkan Turgay (synthesizer, piyano, hammond org) aralarına Şükrü Yüksel’i de (vokal, gitar, syntheiser) alarak Hardal grubunu kurdu. İngilizce sert anlamına gelen ‘hard’ dan yola çıkıp ismi bulmuşlardı. Provalara başlandı, birikmiş besteler elden geçirildi ve Nasıl Ne Zaman (Nisan 1981) adlı uzunçalar yayınlandı. Arabeskin pazarı ele geçirdiği dönemde bin adet basılan bu Türkçe soft-progressive rock albüm ‘Batı normlarında Türkçe rock’ etiketi taşıyordu. Özkan Turgay başka işlerde çalıştığı için adı ilk günlerde Hardal bünyesinde yer almıyordu.
Kıbrıs Türk Folk müziğinin en tanınmış grubu Sıla 4’ün öyküsü 1962’de başlıyor. Mahalle arkadaşları Yılmaz Kafaoğlu, Fehrazat Gürsoy, Bedik Arakelyan ile Cirayir Petrosyan bir araya gelip The Lightnings grubunu kurmuştu. The Lightnings, Kıbrıs Türkleri arasında Batılı müzik yapan ilk gruptu. 1963 Kıbrıs olaylarında grubun çalışmaları sona erdi ama, Kalfaoğlu ile Gürsoy bu kez mücahitler bünyesinde Ersin Örek ve Süleyman İbrahim’le bir araya gelip ‘Bayrak Kuartet’i kurdu.
Türkiye’ye caz 1920’lerde Avrupa’dan gelmişti. Klasik müzik ve keman eğitimi almış Leon Avigdor, arkadaş tavsiyesi üzerine Paris’te dinlediği cazdan etkilenip yurda döner dönmez alto saksafon öğrenmeye başlamış, Kolya Yakovlev adlı Beyaz Rus piyanist, bir davulcu ve banjo çalan bir iş adamıyla İstanbul’un ilk caz topluluğu ‘Ronalds Dörtlüsü’nü kurmuştu.
1965’de Ankara’da kurulan ve pop müzik yapmaya başlayan Yabancılar grubunun üyeleri öğrenciydi. Uzun süre Ankara otellerinde çaldıktan sonra 1967’de Altın Mikrofon Yarışması’na katılan ve finale kalan ekipte şu elemanlar yer alıyordu: Tansu Erkut (davul), Suha Aktar (bas gitar), Nusret Orçan (solo gitar), Aykut Ersan (ritm gitar), Oktay Ulukök (vokal), Murat Akaltan (org).
Galip Boransü (tuşlular), Cengiz Teoman (davul) ile Özkan Uğur (bas gitar) tarafından 1977’de kuruldu. 1978 Eurovision Türkiye elemelerinde, bestesi Galip Boransü, sözleri Dilek Ertek, düzenlemesi Onno Tunç’a ait 'İmkansız' şarkısıyla finale kalmışlar ve dördüncü olmuşlardı. Yıllarca topluluklarda çalgıcı olarak bulunmuş elemanlar, ilk kez sesleriyle öne çıkabilmişti. İmkansız, B yüzüne Mutlu mu Gülenler (söz-müzik: Galip Boransü) koyularak 45’lik yapılmış, grup yarışma sonrası dağılmıştı.
Müzik listelerinde Mabelmatiz ‘Umrumdışı'yla ile birinci, Sibel Can ile Eypio 'Kıyamam'la ikinci, Oğuzhan Koç 'Bunun Adı Aşksa' ile i üçüncü oldu.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
U2 grubu yeni tekli ile geri döndü. Street of Dreams'in yayınlanmasından sadece birkaç hafta sonra, İrlandalı grup Hollandalı DJ ve prodüktör Martin Garrix'le çalıştıkları Fireflies'ı çıkardı. Şarkı, 17 Temmuz'da Garrix'in Belçika'daki Tomorrowland festivalinin kapanış setinde ilk kez çalındı ve sürpriz bir şekilde The Edge de sahneye çıkarak şarkıyı canlı olarak seslendirdi. Ertesi gece, prodüktör Fireflies'ı Kanada'nın Quebec şehrindeki konserinin finalinde tekrar dinletti.
Marilyn Manson, yeni albümü One Assassination Under God – Chapter 2'yu 14 Ağustos 2026 tarihinde çıkarmaya hazırlanıyor. Manson geçen hafta albümden ikinci tekli Front Toward Enemy'i de yayınladı. Front Toward Enemy daha önce Ağustos 2024’te, “Raise the Red Flag” teklisinin CD baskısında B yüzü olarak şer almış, internet ortamında satışa sunulmamıştı.
Duman grubunun solisti Kaan Tangöze'nin, 2022 yılında Kurukafa Müzik etiketiyle yayınladığı ikinci solo albümü 'Aşık Mahzuni Şerif' Türküleri'ni şimdi de plak formatıyla müzikseverlere sundu. Aşık Mahzuni Şerif'in 10 bestesinin Kaan Tangöze tarafından akustik yorumlandığı albümde 'Çeşmi Siyahım', 'Boşu Boşuna' ve 'Haşlayın Beni' gibi besteler de bulunuyor.
The Lightnings, Kıbrıs Türkleri arasında Batılı müzik yapan ilk grup. 1963 Kıbrıs olaylarında grubun çalışmaları sona eriyor ama, Kalfaoğlu ile Gürsoy bu kez mücahitler bünyesinde Ersin Örek ve Süleyman İbrahim’le bir araya gelip ‘Bayrak Kuartet’i kuruyor. Bayrak Kuartet eleman değiştirerek 1970’e kadar yoluna devam ediyor. Bu müzisyenlerden Aydın Kalfaoğlu (gitar, vokal), Erdinç Gündüz (gitar, vokal) ile Rauf Denktaş’ın oğlu Raif (bas gitar, vokal) yüksek öğrenim için gittikleri Ankara’da adlarını Sıla 4 yapıyor.
Yerli müzikte Hadise 'Ara Beni' ile birinci, Manifest-Ajda Pekkan 'Hileli' ikinci, Blok 3 'Sebebi Var' ile üçüncü oldu.
Rock ve müzik tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için rap şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu fotoğrafı tıklayınca:
Sevilen şarkılar, Baki Kemancı’nın orkestra şefliğinde, Seda Gökkadar’ın yorumu ve sunumuyla bugün 20.45'te TRT Müzik'le yayınlanacak Bir Hoş Seda programında ekrana geliyor.
Ersen’in yoldaşı olacak Dadaşlar grubunun kuruluşuna daha iki yıl vardır ve bu parçaların kayıtlarında Kardaşlar’dan Seyhan Karabay akustik gitar ile ıklığı, Taner Öngür bas, gitar ve kaşığı, Hüseyin Sultanoğlu davul ile bongoyu çalar; gitar ve bağlama bölümleri de Zafer Dilek’in elinden çıkar. Derli Kaval ve Kozan Dağı ile Ersen, Anadolu Pop’ta ağırlığı hissedilen bir isimdir artık. Kozan Dağı’na Ersen’in bestesi Anadolu ozanlarını aratmayacak derecede başarılıdır; Zafer Dilek’in düzenlemesi de.
İsmi Açık Hava Tiyatrosu; halkın ağzında Harbiye Açıkhava; kartvizitinde ise ‘Türkiye’nin Müzik Mabedi’ yazılı. Hem ülke, hem dünya kültür tarihinde bir Royal Albert Hall, Madison Square Garden, Olympia kadar önemli ve değerli bir amfitiyatro. Kent mimarisi için de önemli merkez. Batılı örneklerine benzer şekilde bir eğlence vadisinin ortasında bulunuyor. En üstte Hilton, biraz altında, günümüzde adı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı olmuş meşhur Spor ve Sergi Sarayı, Açıkhava Tiyatrosu, Küçük Çiftlik Park lunaparkı ve ismi sürekli değişen stadyum…
“Rock müziğinin ölmemek için dönüşüm geçirmek zorunda kaldığı yıl. ” BBC Classic Music dergisi, sıralamasını adadığı 1981 yılını böyle tanımlıyor. Dergi, giriş bölümünde şöyle yazıyor: “Teknoloji, rock müziğinin evriminde her zaman çok önemli bir rol oynamıştır. Elektrikli gitarın gelişimi, müzisyenlerin giderek daha yüksek ses seviyelerinde çalmasına olanak sağlarken, amplifikasyon sistemlerindeki gelişmeler de ses olanaklarını daha da genişletti. Ancak 1980'lerin başlarında, ucuz, taşınabilir synthesizer'ların aniden yayılması, rock grubunun geleneksel yapısını sorgulattı. Sonuç, sadece synth-pop gruplarının neredeyse anında patlaması değil, aynı zamanda yeni ortama uyum sağlamak veya modası geçmiş hale gelme riskiyle karşı karşıya kalmak zorunda kalan birçok rock grubu için gerçek bir kimlik krizi oldu.