NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

FEYZ AL

07 Haziran 2021 Pazartesi 21:31
NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

Ceza’nın “Yerli Plaka”sı yola çıktı. “Haydi kemeri tak!” komutuyla trafiğe karışan Ceza, bu komutunun hemen ardından diğer komutunu veriyor: “Kedi gibi pısma ayağa kalk!” Emri olur! Ceza’nın söyledikleri-saydıkları birer ‘emir’ gibi sahiden; yapılmadığında, yerine getirilmediğinde ‘bir ceza’ ile karşı karşıya kalacağımızı düşündüğümüz-bildiğimiz emirler silsilesi gibi! Çizme seslerinin eşlik ettiği bir emirler ve cezalar silsilesi. Elimizi ayağımızı dolaştıracağımız bir ‘metafor’ kördüğümü yaratmak değil niyetimiz ama eldeki ‘isim malzemesi’ ne yazık ki bu; “Yerli Plaka Ceza”.
Kemeri takmış, taktırılmış bir vaziyette nasıl ayağa kalkabileceğimizi söyle(ye)miyor Ceza, bu tür sorularla (ya da ‘sorunsal’larla) başı pek hoş değil, takmıyor kafasına. Onun derdi saymak, saydırmak. Rastgele, öylesine, dilinin ucuna geldiği gibi; canı nasıl çekiyorsa öyle. ‘Sayma ve saydırma’ halka halka yayılıyor Ceza’nın dilinden; ilk etkilenenler Ceza’ya laf sokuşturmuşlar oluyor, ya da onu eleştirmişler, bir şeyini (ya da şeylerini) hoş görmemişler. Bu durumlarda yüzde bin (yani % 1000) tahammülsüz ‘sanatçı’mız; sen misin söyleyen-eleştiren, “Bir kafa atarım, görürsün gününü,” demeye çalışır gibi bastırıyor hemen cevabı: “Benimle senin aranda kocaman fark var, iyiyle kötü arasında irice bir fark var, kötüyle benim aramda irice (ya da ‘iyice’) bir fark var…”
“Önce Kendine Bak” adlı şarkıdaki “Ben Maykıl’sam (yani ‘Michael’), sen de Cek’sin (yani Jackson)…” cümlesi, Ceza’nın “rastgele say gitsin, torba dolsun…” niyetini, mantığını en iyi anlatan cümlelerden. Nelerden söz etmiyorki Ceza bu şarkıda? Çok serseri gelmiş geçmiş, ama o hep buradaymış, o gerçek ama biz (ya da ‘siz’, ya da ‘sen’) yalanmışız, insanlığımız eksikmiş. Kalemi ‘dik’miş ve Neyzen demiş ki, “Kalk, hepsini…” Amerikan malları, kurt-koyun karşıtlığı, yerli malı haftaları, hatta hatta ‘barış’ ve ‘özgürlük’ hayalleri bile var Ceza’nın tahayyülleri arasında. Bir başka ya da farklı (ya da ‘alt’) okumayla her şey çorap söküğü gibi ortaya çıkabiliyor ama: Ben, ben, ben! “Yerli malı-Amerikan malı mı diyorsunuz, bu konuyu da sayar dökersem daha mı havalı olurum diyorsunuz; tamam peki, bu da olsun!” Ya da, “Barış ve özgürlük mü? Daha mı entelektüel, daha mı yaşadığı çağdan sorumlu bir müzisyen görüntüsü veririm o zaman; ekleriz kardeşim, onu da ekleriz…” Onu da ekler bunu da, ona da sataşır buna da, şuraya da uzanır buraya da ve sonuçta ortaya çıkan bir ‘salata’ olur, lezzetsiz, yağı-limonu-tuzu fazla çok fazla kaçmış, iki kaşık alındıktan sonra “Bu da yenir mi be!” diyerek gönderilmesi gereken yere gönderilen bir salata. Özetle şu: Ceza’nın politik ve kültürel donanımı, soyunduğu işi sırtlamaya yeterli değil. Rap’inde-vokalinde de öyle aman aman farklılık, keskinlik ya da enerji yok. Alt yapılar iyi, kimi zaman ise kusursuz; ama bu da, bütünüyle onun hanesine yazılacak bir ‘artı’ değil.

SIRADIŞI HAYALLER
“Feyz Al,” diyordu Ceza bir şarkısında; böyle demiş olduğu için (en azından aleni bir biçimde) itiraz etmeyeceğini umarak, kendisinin de feyz alması gerektiğini söyleyelim ve Jöntürk ismini tavsiye edelim ona. Barikat adıyla “Güneşin Çocukları” ve “Hava Su Toprak ve Ateş” adlı iki albüm yapan Jöntürk, müzik dünyasına adımını attığı ilk günden beri sağını-solunu, nerede durması-kimin yanında yer alması gerektiğini bilen biri oldu. Kendisine çizdiği bu sağlam çerçeve, Jöntürk’ü (bizim buraların yerli rap ve hip-hop piyasasında, kolaylıkla başa gelen bir şey olan) ‘saçmalamak’tan kurtardı. Jöntürk, ne ‘laf ola-beri gele’ dizdi cümlelerini, ne de bir önce söylediklerini, bir sonra söyledikleriyle yalanladı. Mensubu olduğu camianın ne dediği-ne demediğiyle de ilgilenmedi. “Kabuslarımın sonu yok, uyandığımda her sabah, karbeyaz bir labirentte, kapılar yüzüme kapanıyor” (Leman Sam’lı “Şaman”) gibi şairane dizelerle ‘birey’i kolladı önce, sonra işi ‘dünya’ya getirdi: “İstedim ki ağlamasın insanlar, ayrımcılık yok olsun, zincirler kopsun, yeni bir dünya kurulsun, bayrağı gökkuşağı olsun,” (Nejat Yavaşoğulları ve Cezmi Ersöz’lü “Ortak Bir Yaşam Düşledim”).

Evet, Jöntürk’ün “Şaman”ı, kapağında da belirtildiği gibi “Sıradışı hayaller içermekte” ama bu hayal, ya da talep ve eleştiriler, öyle inandırıcı, öyle samimi, öyle mantıklı ve normal yollarla dile getirilmiş ki, insan bunlara inanmakta, kendini kaptırmakta bir an bile tereddüt etmiyor. Üstelik her bir talep ve eleştiri, son derece uyumlu ritm ve melodilerle dile getirilmiş; müziği, laf kalabalığının altında ezdirmeyenlerden Jöntürk, yani ne isteyeceğini-yapacağını da biliyor, nasıl isteyeceğini-yapacağını da. Bir ‘üstelik’ daha: Hem müzikal hem de duygu anlamında onlarca rengin arasında kalakalıyor insan. Bir önceki albümünde Türk popunun yılmaz savaşçılarından Erol Büyükburç ve 90’ların masum yüzü-iyi şarkıcısı Şahsenem’i kadrosuna dahil eden Jöntürk, bu sefer işi ‘hayal ötesi’ diyebileceğimiz bir noktaya kadar vardırmış.

Leman Sam (“Şaman”), CemAli (“Bal Mumundan Kanatlar Yaptım”), Nejat Yavaşoğulları (“Ortak Bir Yaşam Düşledim”) ve Akrep Nalan (“Sun Avucundaki Karanlığı Bana”) Jöntürk’ün son albümüne destek vermiş isimlerden yalnızca birkaçı. Kadirbilir bir müzisyen de olan Jöntürk, misafirini resmen seçmiş; sicili bozuk kimse yok bu konukların arasında, hepsi de geçmişte iyi şeyler yapmış, daha iyi ya da daha az sıkıntılı bir ‘yarın’ için ter dökmüşlerlin arasından seçilmiş misafirler. Jöntürk’ün, Ceza’nın tam karşı ucunda duruyor olduğunun bir başka göstergesi de bu; ‘İyi Adam’ımızın bir ‘süperstar’ takıntısı yok; şarkının ya da anlatılanın ihtiyacı olan ismi istiyor Jöntürk yanında, müzik dünyasındaki güç-kuvvet dengelerini iplemiyor bile. Bu nedenle “Ortak bir yaşam…”ı, bu toprakların görüp görebileceği en radikal insanlardan biri olan Nejat Yavaşoğulları ile düşlemeyi, ‘karbeyaz bir labirent’te, kalbi kırıkların tanrıçası Leman Sam ile birlikte kaybolmayı tercih ediyor, ya da seçiyor. O liste başlarında diye onunla, bu müzik dünyasında çok güçlü-her dediğini yaptırıyor diye bununla kolkola girmiyor, keyif çatmıyor, yan gelip yatmıyor.
Belki de işin sırrı budur zaten; biri yapabilirken, diğerinin yapamamasının sırrı belki de şudur: Rahatınız yerindeyken, keyif çatmaktayken, kendinizle bu kadar ilgiliyken rap mep yapamazsınız-atamazsınız.
Feyz almak! Elbette. Ama kimse muaf değil bundan; sizin de almanız gerekiyordur belki. Yerli ya da yabancı ‘plaka’yı cilalamak yetmiyor olabilir, belki araba su kaynatmıştır ve ‘plaka’sı pırlantalı olsa bile gitmiyor-gidemiyordur.


BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Jöntürk’ün (Barikatlı ya da Barikatsız) her yaptığı

Sagopa Kajmer’in her şeyi

Jöntürk’ün “Bir Gençlik Çığlığı HipHop Kültürü” (Akyüz Yayınları) kitabı

Barikat.com web sitesi

Altay Öktem’in, “Genel Kültürden Kenar Kültüre Fanzinler ve Öteki Kitaplar” (Everest) kitabı

Hümeyra’nın “Tutkulardan İntihar” albümü

Rojin’in, (Çar Newa’lı “Weylo”yu ihtiva eden) “Jan/Sızı” albümü


NAİM DİLMENER

naimdilmener@gmail.com



Diğer Yazılar