Konuk Yazar

BU KEZ AĞLARA 'ESKİ DOSTLAR' TAKILIYOR

21 Aralık 2021 Salı 19:16
BU KEZ AĞLARA 'ESKİ DOSTLAR' TAKILIYOR

Kuşaklar değişir ve sinema da ister istemez, aynı öyküleri yeni gelen seyircinin belleğinde de yer etmesi için yeniden perdeye taşır; karakterleri revize eder, teknolojiyle farklı görüntüler ve atraksiyonlarla bir kez daha sunar... Lakin endüstrinin bütün dinamikleri ele alındığında bile 19 yılda sekiz film, üç ayrı aktör, üç ayrı yönetmen ve tek bir karakter... Evet, biraz fazla gibi. Bu hafta itibariyle salonlarımıza uğrayan ‘Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok’ (Spider-Man: No Way Home) ise hem son serinin hem de neredeyse toplam sekiz filme yayılan bütün külliyatın toparlanışı, kendi içinde hesaplaşması adeta...

Hatırlanacağı gibi son iki film ‘Eve Dönüş’ ve ‘Evden Uzakta’da Parker’ın ‘The Avengers’ ailesi içindeki gayretlerini, ‘Süper’ abi ve ablalarına yardımlarını ve ardından kendi yolunu bulma çabalarını izlemiştik. Son hamledeyse her şey sil baştan (zihinsel anlamda da) yapmaya çalışılıyor. Öykü kısaca şöyle: Örümcek-Adam kimliğinin deşifre olmasıyla hayat Parker ve yakın çevresi (kız arkadaşı MJ, yakın dostu Ned, halası May vs.) için çekilmez hale geliyor. Bu durumdan kurtulmak adına da ‘Doktor Strange’den yardım istiyor. Strange çare olarak ‘unutma büyüsü’ne başvuruyor, lakin bu dokunuş herkesle birlikte kız arkadaşı MJ, yakın dostu Ned ve halası May’in de onun Örümcek-Adam olduğunu unutmaları anlamına geldiği için küçük müdahalelerde bulunuyorlar. Fakat işlem sırasında çıkan kimi problemlerle Parker’ın bugüne kadar yok ettiği kötüler; ‘Yeşil Cin’, ‘Doktor Ahtapot, ‘Kumadam’, ‘Kertenkele’ ve ‘Electro’ tekrar sahneye çıkıyor...

 

‘ÇOKLU EVREN’İN MARİFETLERİ

Stan Lee-Steve Ditko ikilisinin 1962’de yarattıkları ‘Örümcek-Adam’ın sinemadaki bu son yansımasında senaryoya imza atan Chris McKenna ve Erik Sommers, parlak sayılabilecek bir fikir bulmuşlar ve öyküyü bu sarmal üzerine kurmuşlar: Yani kapıyı açık gören geliyor! ‘Bilimsel teori literatürü’nde bu durum örneğin ‘başka zaman dilimi’ olarak da mı adlandırılır bilemem ama onlar ‘çoklu evren’ tanımını uygun görmüşler ve bütün mantığı bu temel üzerine inşa etmişler.

Ben bütün külliyat içinde Sam Raimi’ninkileri beğenirim, ayrıca 2018 tarihli ‘Örümcek-Adam: Örümcek Evreninde’ adlı animasyon da seriye aradan dahil olup yepyeni bir soluk getirmişti. ‘Eve Dönüş Yok’ ise bütün külliyatı toparlama konusunda başarılı. Öte yandan senaryo, genç kuşak üzerindeki etkileri yadsınamaz bir ‘süper kahraman’ kimliğine sahip ‘Örümcek-Adam’ üzerinden kötüleri, eski hallerine, yani iyi oldukları kişiliklerine döndürme çabasının altını çizerek bir tür ahlak ve hayat dersine de soyunuyor. Bu da Christopher Nolan ve Todd Phillips’in ‘Joker’ vasıtasıyla bir tür ‘Kötülüğe övgü’yü neredeyse idolleştirmeye yeltendikleri bir sinema coğrafyası içinde hem ters akıntı gibi duruyor hem de bence naif kalıyor...

Neyse, Tom Holland, Zendaya, Benedict Cumberbatch ve Marisa Tomei’nin yanı sıra eski kötüleri (Willem Dafoe, Alfred Molina, Jamie Foxx) karşımıza getiren bu yapım, sineye çekilir bir ‘Örümcek-Adam’ filmi olmuş. Ayrıca öyküde, Ben Amca’nın Peter Parker’a miras bıraktığı ‘Büyük güç, büyük sorumluluk getirir’ motto’sunun hatırlatılması da kayda değer bir hareketti derim...

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/18.12.2021)



Diğer Yazılar