NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

HANGİ POP?

22 Mart 2025 Cumartesi 16:15
NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

Normalde bir araya gelmeyecek isimleri pop diyerek aynı şemsiye altında toplayıveriyoruz. Birbirinden çok farklı nitelikte müzikal eğilimler hep aynıymış gibi görülüyor – algılanıyor. Belki böyle yapmak zorundayız, tersini yaptığımızda bir kavram kargaşası içine düşüyor ve ortalığı daha fazla karıştırıyoruz. Ama yine de, bu aynı kategori içinde görmeye çalıştığımız her bir ismi dinler ya da değerlendirirken daha fazla çabalayabilir, daha farklı bir gözle görebiliriz… Mesela Demet (Sağıroğlu) için öyle yapabiliriz. 90’lı yılların en kayda değer isimlerinden biri olan Demet, “Korkum Yok” adlı albümünü yeni yayınladı. “Kınalı Bebek” adlı ilk albümünden beri, hiçbir firma ya da prodüktörün elinde oyuncak olmamış bu eşsiz ses, hep doğru bildiği yolda yürüdü, hep önemsediği şeyler yaptı. “Kınalı Bebek”ten “Korkum Yok”a uzanan yollar, hemen hemen tamamının kıymeti yeterince bilinmemiş şarkılarla dolu. İlk albümden, Gürol Ağırbaş’ın “Arnavut Kaldırımı” mesela; ya da ikinci albümden Tansel Doğanay’ın “İhanet Ettin”, üçüncü albümden (ki, “Ağır Roman”da da yer aldı bu şarkı) Aysel Gürel – Atilla Özdemiroğlu’nun  “Bir Vurgun Bu Sevda”, dördüncü albümden (yıllar önce Ersan Erdura’nın seslendirdiği) Özdemir Kaptan – Selmi Andak’ın “Acılar Sürekli Olamaz”… Bütün bunlar ve diğer kıyıda – köşede kalmış şarkılar, Demet’i, değil 90’lı yılların en önemli isimlerinden biri olarak kabul etmeye, kendisini genç bir ‘diva’ olarak görmeye – tanımlamaya bile yetmekte. Güçlü ve sıcak bir ses, ancak kırk yıldır şarkı söyleyen bir profesyonelin sahip olabileceği bir teknik ve dizeleri sarılıp sarmalayan eşsiz bir duyarlık; bu daha Kayahan’a vokal yaptığı sırada bile çoğu kişiyi kendine aşık etmiş genç şarkıcının önünde eğilmemize yetiyor. Yetiyor ama nedense öyle yapmıyoruz. Evet, her zaman ilgi gösterdik, sevdik ama bu Demet’in hak ettiğinin yanında çok da fazla bir şey değildi. “Korkum Yok” adlı albüm muhtemelen bu durumu değiştirecek. Büyük çapta genç kuşak müzisyenlerden Sinan Akçıl’ın yaratıcılığı ile kotarılmış bu son albüm; başta Arap dünyasının yurt dışında bir süperstar muamelesi gören sanatçısı Souad Massi’dan alınan şarkı olmak üzere mükemmel bir çalışma. Bu albüm, Demet’in, ‘pop’u sıradan bir şey olarak görenlere bir cevabı olarak da kabul edilebilir, “Pop dediğimiz, pekala böyle de yapılabilir” demekte Demet.

ARAMAZSAN ARAMA
Bu aralar çıkan Gökhan Özen’in albümü “Aslında” da, genel pop çerçevesi içinde farklı bir yerde durmakta. Çoğu insanın, bir Mustafa Sandal türevi olarak görmeye çalıştığı bu genç şarkıcı, yeteneğini ve sahip olduğu farklı ses rengini, bugüne kadar her zaman fişek gibi şarkılar ortaya çıkarmak için kullandı. “Duman Gözlüm” ve aynı albümün remix versiyonuyla herkesi mest etmiş Gökhan Özen’in, kıymetini bilmediğimiz söylenemez. Çok seviliyor ve uğruna ‘fan club’lar kurulacak kadar tutkunu var. Şarkıları, nerdeyse günün 24 saati dinlenebilecek kadar farklı ritm ve tempolara sahip. Çalışırken, yemek yerken, eve giderken, eğlenirken ya da aşıkken, ayrılırken, yalnızken… dinlenebilecek şarkılar bunlar. Evet, Gökhan Özen’in de, diğer bütün genç arkadaşları gibi, hayatı algılamakta sorun yaşadığı söylenebilir. Bir ‘aşk’ı bir meydan muharebesi gibi gördüğü, ‘ilişki’den çok, ilişki sırasındaki ‘iktidar’ ile ilgilendiği, “Kim altta – kim üstte?” sorusunun cevabını bulmayı yaşanandan çok önemsediği  de söylenebilir. Son albümde yer alan “Yaşın Tutmaz” adlı şarkı, bu mantığın ulaşabileceği en üst nokta olarak bile kabul edilebilir: “Bırak bu işleri, bırak bu işleri, tereciye tere satılmaz, benimle aşk oyunu oynamaya senin de yaşın tutmaz…”  Ancak, bu ve buna benzer mantık kaymalarına rağmen imajı ve şarkıları ile derli toplu bir bütün olan Gökhan Özen’i, diğer yaşıtları arasından ayırıp, farklı bir yere koymak gerek. Keşke şu denizlerin ortasında mahsur kalmak, bilmem kimi dövdürme ihtimalinden içerde olmak gibi hikayeler hiç olmasa ya da yaşanmasaydı. Ama şarkılar, her zaman olduğu gibi bu işin de ilacı olacak ve hem biz hem Gökhan Özen, bu olup bitenleri unutacağız nasılsa. Bir zaman sonra, “Aramazsan Arama” çapında hit olabilecek “Öyle Büyü ki Kalbimde”, “Yavaş Ol Yavaş” ve diğerleri hatırlanacak yalnızca. 
Demet ve Gökhan Özen. Neredeyse hiç ortak noktası olmayan bu iki isim, popun ‘temiz’ yüzünü simgelemekte. Birbirinden çok uzakta duran “Korkum Yok” ve “Aslında”da yer alan şarkıların ortak noktası bu. Albümlerin bir başka ortak noktaları da kapak tasarımlarının güzelliği. Tamer Yılmaz Gökhan Özen’in, Nihat Odabaşı Demet’in ‘yüz’ünü, yalnızca çok yakışıklı – güzel değil, çok da ‘anlamlı’ kılmış. Bir ‘pop’ albümün gerektirdiği kadar anlamlı; ifrata kaçmadan, asıl meselenin ne olduğunu unutmadan.

 

BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Başta “Korkum Yok” olmak üzere Demet’in bütün albümleri
Başta “Duman Gözlüm 2002” adlı remix albüm olmak üzere Gökhan Özen’in çoğu albümü
Melih Kibar’ın “Yadigar” albümü
Selmi Andak’ın “60. Sanat Yılı, Bir Sevgi Yeter” albümü


SAKIN YAKLAŞMAYIN
Karabiber’inin göbeğinden zeytin yemeye çalışan popçular
“Rock yapıyorum” derken pop yapmaya çalışan ama bunu bile beceremeyenler
Savrula savrula savrulanlar
Kavrula kavrula kavrulanlar
Panjabi MC’ye George Michael muamelesi yapanlar
“Tek safir”imiz olmak isteyip boncuğumuz bile olamayanlar
Bütün yolların Roma’ya değil de Tarkan’ın “Şımarık”ına çıktığını gösteren Eurovision kraliçeleri

NAİM DİLMENER



Diğer Yazılar