NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

ÇIKALIM BAĞDAT YOLU’NA

23 Mayıs 2021 Pazar 19:47
NAİM DİLMENER'LE GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE

Odeon, çok başarılı pop serisi “Bak Bir Varmış…”tan sonra Türk müziğine geçiş yaptı ve “İnleyen Nağmeler”in emsalsiz yaratıcısı Zeynettin Maraş’ın öncülüğünde (ve Zeynep Göktürk’ün koordinatörlüğünde) “Evvel Zaman İçinde” adlı yeni bir seri başlattı. ‘Türk müziği’ (daha çok pop katalogu ile adını duyurmuş) Odeon’un, elbette yabancısı olduğu bir alan değil. Yıllar yılı ülkemiz müzik piyasasına son derece başarılı bir biçimde öncülük etmiş olan firmanın kataloğunda, aslında her türden, her eğilimden şarkı ya da şarkıcı mevcut. Zaten, ilerde yazılacak bir Odeon hikayesi, kendiliğinden ülkemizin bir ‘kayıt tarihi’ de olacak.
Epey eski ve köklü olan bu firma, ilk kurulduğu günden itibaren müziğin yayılabilmesi, gelişebilmesi için elinden gelen her şeyi yapmış ve bu uğurda, (o zamanlar çok riskli görülen) işler yapmaktan da imtina etmemiştir. Türk popunun resmi açılışını bile bu firmaya borçluyuz. Pop şarkılarının İngilizce, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca söylenebildiği 50’lerin sonu, 60’ların başında; bu firma, büyük bir cesaret örneği göstererek, kimsenin yan yana bile getiremediği ‘pop’ ve ‘Türkçe’yi birleştirme denemesi olan “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş”u (İlham Gencer/Fecri Ebcioğlu) yayınlama kararı almış ve bu plağı, herkes, “Deli misiniz siz, böyle şey de olur mu?” diyor olmasına rağmen yayınlamaktan çekinmemişti. Sonra olanlar herkesin malumu; pop başlamakla kalmadı, ‘hakim’ müzik türü haline geldi, yerleşti, dört bir yanı sardı. 
Denilebilir ki, “Böyle bir gelişmeye karşı durmak zaten imkansızdı, Odeon olmasaydı bile, başka birileri çıkıp bunu yapacaktı!” Evet doğru; ama ne zaman? Belki birkaç yıl sonra, belki biraz daha fazlası. Odeon’un, yeni ve farklı olanı destekleme cesareti nedeniyle, bu iş olabildiğince erken başlatıldı bu ülkede; bu tür müzik, ait olduğu topraklarda bile henüz emekleme aşamasındayken sunuldu bize! Şimdi de, aynı firma, pop oturulup pop kalkılan şu günlerde, “Biraz da nefes alalım!” dedi ve her şeyin başka türlü olduğu ‘o eski günler’e dönme kararı aldı. ‘Aşk’ın başka türlü yaşandığı, terk eden ya da edilenin, ilişkinin bitişini müteakiben küfürler savurmadığı, beddualar etmediği o eski günlere.

BİR FİNCAN KAHVE
Albümde iki bestesi (“İnleyen Nağmeler” ve “Gizli Aşk Bu”) ile yer almış Zeynettin Maraş’ın danışmanlığında hazırlanmış olan “Evvel Zaman İçinde” albümünün en dikkat çekici yanı, repertuarı. Hem Maraş, hem de Odeon, ‘durduk yerde’ günümüz dinleyicisinin karşısına böyle bir albümle çıkılıyor olma riskini asgariye indirmek (hiç olmazsa hafifletmek) için, elden geldiğince çok bilinen, çok sevilen şarkılara yer vermiş dizinin bu ilk albümünde. Ama ‘popüler’lik uğruna da, her şey bir kenara itilmemiş. Başta (Hicaz’dan Rast’a kadar) ‘makam’ dengesi olmak üzere, Türk müziğini Türk müziği yapan her türlü unsur (üzerinde ince ince düşünülerek) kollanmış. 
Bu müziğin büyük yaratıcılarına da saygıda hiç kusur edilmemiş: Sadettin Kaynak’tan, Avni Anıl’a, Münir Nurettin Selçuk’tan Alaeddin Yavaşça’ya kadar; bu müziği geniş yığınlara yaymak için çok çabalamış isimlerin önemli bir bölümü, (bir tek albümün izin verebildiği ölçüde) hatırlanmış, o ‘ölümsüz şarkılar’ının, yeniden hayat bulması için gayret harcanmış. Yorumcular da öyle: Zamanında ortalığı birbirine katmış Mediha Demirkıran, Sevim Çağlayan’ı ve Sevim Tuna, kılın kırk yarıldığı bu projeyle “Merhaba” diyorlar günümüz dinleyicisine. Bir zamanlar, ‘Şahane Kadın’lığı, yorumculuğunun epeyce önüne geçmiş Çağlayan ve herkese “Bağdat Yolu’na çıkmayı” önerdiği için bir başka ‘şahane kadın’ addedilmiş Tuna’yı, yıllar sonra bambaşka bir kulakla dinleme imkanı buluyor olacağız. O zamanın (ki, şimdikilerin yanında çok çok masum kaldıklarını rahat rahat söyleyebiliriz) magazin muhabirleri tarafından çok yıpratılmış, dedikleri-demedikleriyle sürekli bir biçimde gündemde tutularak ‘şarkı’ söyledikleri unutturulmuş bu iki önemli ‘ses’in gücünü bir kere daha farkedip, belki de günümüz üstüne yeniden kafa yorabileceğiz. Basın ve televizyon tarafından önümüze sürülenlerle iktifa etmenin bizi ne hale soktuğunu görebileceğiz belki de. ‘Avşar-Ergen-Dinçöz’ üçgeninin iç açılarının toplamı, o zamanlar da şimdiki kadardı; ama nedir ki, bu tip yayıncılığın akabileceği ‘damar’, bu kadar fazla ya da geniş değildi. Ama olabildiği kadar işte, Tuna ve Çağlayan’ı ait oldukları konumdan (‘yorumcu’) uzaklaştırmış ve bambaşka noktalara savurmuştu. 
Bu albümün en büyük sürprizlerinden biri ise Sabahat Salim. Bu satırların yazarı gibi ‘eski’cilerin bile, ancak geçmişi bir gözden geçirme seansından sonra hatırlayabileceği bu önemli yorumcu, daha çok Şükran Ay versiyonuyla sevilmiş (ve bu haliyle, Lütfi Ö. Akad’ın “Vesikalı Yarim”inde, “Sabiha ile Halil”in kara sevdasına eşlik etmiş)  “Bir Fincan Kahve Olsam”ı seslendiriyor. ‘Hatır’ ve ‘kırk yıl’ gibi, birbirine çok uzak düşmüş iki sözcüğün artık yan yana gelmesi epeyce zor gözüküyor ama Salim, en az Şükran Ay kadar hızlı bir biçimde Akad’ın dünyasına götürüyor insanı: İşte Halil, elinde (sevdiğine götürebileceği en değerli hediye olarak kabul ettiği) bir meyve sepetiyle kulüpten içeri giriyor, Sabiha’nın yanına gidiyor… Sonrasında ise kahkahalar, kahkahalar…  Onuru kırılmış olan Halil, getirdiklerini oradaki konuk ve çalışanlara dağıtarak hafifletmeye çalışmıştı başına gelenleri. Odeon ve Maraş’ın hediyesini ise kimse iade etmeye yeltenmesin; özellikle farklı bir ses duymak, farklı bir nefes almak isteyenler. Yükte hafif, pahada çok ağır bir hediye bu, yazık olur! 


BULURSANIZ KAÇIRMAYIN

Odeon’un Nesrin Sipahi, Mustafa Sağyaşar ve Yaşar Özel albümleri

Coşkun Plak’ın “Gönül Telimizi Titretenler” serisi

Coşkun Plak’ın (başta Şükran Ay ve Mualla Mukadder’in albümleri olmak üzere) bütün Türk müziği serisi

Türküola’nın (başta Mine Koşan’ın albümü olmak üzere) bütün “Altın Sesler” dizisi

Kamuran Akkor’un “Sev Yeter” ve “Diyemedim” albümleri

Milhan’ın 48 (evet, kırk sekiz!) disklik “Altın Şarkılar” paketi

Göksel Baktagir’in öncülüğünde hazırlanan dört disklik “Sazı-ı Dilara” kutusu

Behiye Aksoy’un her şeyi


SAKIN YAKLAŞMAYIN
“Uygun ürün bulunamadı!”

KEŞKE OLSA
Behiye Aksoy’dan (en az) on disklik bir kutu
Belkıs Özener’den herhangi bir albüm

KEŞKE OLMASA
Türk müziği şarkı ve şarkıcılarına ‘milattan önce’ muamelesi 

 

NAİM DİLMENER
naimdilmener@gmail.com



Diğer Yazılar