Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

ÇOK KOMİKSİN AZRAİL, SUNGU BABA ÖLÜR MÜ?

02 Nisan 2023 Pazar 10:21
Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

Uğur’un mesajı geldi cumartesi gecesi: ‘Sungu’yu kaybetmişiz maalesef…’
Sungu Çapan…
Sinema eleştirisinin duayen isimlerinden. Örnek aldığım meslek büyüğüm, ustam, ağabeyim! Tanıdığım en hakiki entelektüel! Derin, birikimli, mütevazı, yardımsever, gerçek biri! Gibi yapmayan, hakiki, sahici! İnsancıl, zarif, dost, naif bir adam! Maddiyatla, çıkarla, dünya işiyle hiç ilişkisi olmadan yaşadı. Kedilerinin ısıttığı soğuk döşeklerde uyudu; sevgililerinin koynunda da! Kötülük nedir bilmezdi, iyi ve olumlu düşünürdü. Hep gülümser, hatta kahkaha atardı. Her daim sevgi dolu, dost bir eldi omuzunda insanın!
Beşiktaş, Yıldız’da, WB film salonunda, bir basın gösteriminde karşılaşmıştık ilkin… Edebiyat konuşmuştuk filmden hemen sonra. Hemen her sabah birlikteydik upuzun yirmi küsur sene boyunca… Beyoğlu Sinepop, Atlas, Maçka G Mall, Beyoğlu Majestik, Beyoğlu Beyoğlu, İstinye Park, İstanbul Film Festivali salonlarında, nihayet Kanyon’da… Majestik’in kedisi Karper’le buluşmuş, muhtemelen onu kaşar peynirle besliyordur şu an!
1947 doğumluydu Sungu baba! D.G.S.A. Grafik Sanatlar Bölümü’nü bitirdikten sonra bir süre mesleğini yaparak, özellikle enfes dergi ve kitap kapakları tasarladı. Vedat Türkali’nin ünlü eseri ‘Mavi Karanlık’ın kapak düzeni Sungu Çapan imzalıdır örneğin! Bizler henüz yokken ya da suya ma derken o, 1968-1971 yılları arasında, dünya değişirken yani Paris’te yaşadı ve eğitim gördü. Fransız Yeni Dalga ve ‘Cahiers du cinéma’ya yakınlığı bu dönemlerde filizlendi hep. 1965’te Forum dergisinde ilk sinema yazıları yayınlandı. Türk Sinematek Derneği’nin kuruluşunda etkin görev alan Çapan, derneğin yayın organı Yeni Sinema’yı da yönetti ve eleştiriler kaleme aldı. Paris sonrası ülkeye dönüp bir ara reklam şirketlerinde çalıştı. Uzun yıllar Cumhuriyet Gazetesi’nde haftalık yazılarını sürdüren Çapan’ın eleştirileri, TV’de 7 Gün, Milliyet Sanat gibi dergilerde de yer aldı.
Gelecek güzel günlerden ve insandan yana asla ümidini kesmedi. Sanata, bilime ve sevgiye inanırdı Sungu Çapan! Paylaşırdı. Hesapsızca! Entelektüel sorumluluğu vardı. Özellikle meslekte yetkin gördüklerine ve yakın dostlarına karşı! Heveslendirmek, destek vermek çok önemlidir. Önce dergilerde basılmış, ardından yayınlanmış öykü kitaplarımı okumuş, bana gelip onlardan söz etmiş, çok beğendiğini söylemişti. Kızarmış, utanmış, ardından anlatılmaz biçimde mutlu olmuştum… Sinema yazılarım ve eleştirilerimde de edebiyatın var olduğunu söylediğinde, dünya öyle bir anlığına durmuş, daha bir anlam kazanmıştı benim için.
Sıkı rockçıydı! Eski Tüfek Rockçı! The Rolling Stones ve Leonard Cohen’i ayrı severdi. Beşiktaşlıydı. Marco Ferreri’yi, dolayısıyla ‘La Grande Bouffe / Büyük Tıkınma’yı da çok severdi. Arada konuşurduk bu büyülü film üzerine… Sungu babaya dair unutmamın mümkün olmadığı şeylerden biri de film sırasında, karanlık salonda, bana ve ana ekibin diğer üyelerine yüksek ton fısıldamalarıdır: ‘Stefania Sandrelli’ye dikkat!’ Kolunun altında katladığı Cumhuriyet gazetesi, uzun saçları, gözlükleri, o muzip gülümsemesi ve eşsiz sohbeti… 
Görünürde olmayı sevmezdi. Film festivallerine hep çağrılır ama gitmezdi. Hoşlanmazdı öyle kameralara konuşmaktan, sahneye çıkmaktan, ödül vermekten ve özellikle ödül almaktan. Sessiz, sakin, gururlu ve vakurdu… 
Bizim evde ekibi toplamıştım upuzun yıllar önce… Kimler vardı… Kaybettiklerimiz önce; kardeşim Murat Özer ve Cüneyt Cebenoyan… Cumhur, Uğur, Tunca, Erkan, Şenay, Olkan, Burak, Ahmet Ilgaz, gençler… Sungu baba’yı da davet etmiştim. Gelmez o dediler önce. Evden çıkıp karşı tarafa geçmez özellikle… Sungu abi geldi… Upuzun saatler boyunca yedik, içtik, güldük… Fotoğraf çekilmeyi sevmezdi o da Murat gibi. O gece bir sürü fotoğrafı çekildi… Şahane bir geceydi. Unutmadık hiç birimiz…
Cep telefonu kullanmazdı. Bilgisayar da… Daktiloyla veya elle yazardı yazılarını. Ev telefonu vardı 271 ile başlayan… Bana derdi ki, ‘Murat; altı yedi defa çaldır, açarsam sorun yok, açmazsam gelir bakarsınız!’ Arar, haftanın önemli basın gösterimlerini haber verirdim. Arada sırada havadan sudan, futboldan, edebiyattan, politikadan, hayattan söz ederdik… O telefon öyle kaldı rehberimde… Kim açacak altıncı yedinci çaldırışta şimdi?
Hayata dair ince detaylar üzerine tüyo verirdi sevdiklerine… Olumlu temennilerini asla unutmayacağım. Gülümseyerek andığım onca şey… Kedileri, kitapları, plakları, sevdiği filmlerle, dostları ve aşklarıyla buluşmuştur umarım gittiği yerde. Sevdiği kadın yüzünden İstanbul’u, her şeyi terk etmişti bir ara. Sahici bir aşk adamıydı ayrıca! 

Sungu baba… 

Çok sevdik, çok sevildi!



Diğer Yazılar