Bu Kalp Seni Unutur Mu

KEMENÇEVİ PARAŞKO LEONDARİDİS

07 Mart 2026 Cumartesi 17:14

Ses dergisinin 27 Nisan 1963 sayısında yayınlanan Türk Müziği köşesini hazırlayan Hilmi Rit, o hafta , küçük yaşta kemençeye merak sararak gazino sahnelerine kadar uzanmış Paraşko Leondaridis’i anlatmış: 
Tavrının yegâne mümessili olan kıymetli sanatkar, aynı zamanda amatör olarak çok usta bir saz yapıcısı ve tamircisidir. Arkadaşlarından birinin sazına bir şey olmasın, hemen Paraşko ustaya müracaat, o saz birkaç gün içinde en iyi şekilde yapılıp sahibinin eline geçmiştir. 
Kimseyi kırmayan, arkadaş canlısı ve tevazu sahibi değerli sanatkarın sanat hayatı:
1912 senesinde İstanbul’da doğmuşum. Babam kemençevi Anastas’tır. Aleko ve Yorgo Bacanos kardeşler de kuzenlerim olurlar. Küçük yaşta müziğe karşı hevesim vardı. Aynı zamanda marangozluğu da çok seviyordum. 15 yaşına geldiğim zaman Psalti fabrikasında marangoz olarak çalışmaya baladım. 
Bir gün ani olarak rahatsızlandım. Apandisit teşhisi koydular ve ameliyat oldum Ameliyattan sonra devamlı sancılanıp rahatsızlandığım için marangozluktan ayrılmak mecburiyetinde kaldım. O zaman babam ‘oğlum gel ben sana kemençeyi öğreteyim, bunu sanat edin demiyorum, iyi bir arkadaş olur’ dedi ve bana ilk kemençe dersini vermeye başladı.  Bu dersten bir hafta sonra Salim Beyin hicaz peşrevini geçmeye başladık tabii peşrevi pratik olarak çalıyordum. İki gün içinde de peşrevi öğrendim. Bu bir hayli güç işti. Babam musikideki istidadıma hayret etti ve benimle esaslı surette meşgul olmaya başladı. Bir sene sonra 16 yaşımda iken ilk defa, çalıştığı Şişhane’deki Şale bahçesine yanına almak suretiyle sahneye çıkardı.  O zaman bahçenin saz heyetinde rahmetli Selahattin Pınar ‘O zaman ut çalıyordu), kanuni Selanikli Mustafa, Edib Erten, Klarnet Bahri Bey, tanburi Fahri Bey ve ayrıca o zamanın çok sevilen seslerinden Hafız Burhan merhum bulunuyorlardı. Kısa bir müddet sonra Galatasaray’daki o zamanki ismi ile Pariziana olan yere babamla beraber geçtik.
Orada da devrin sevilen sanatkarlarından udi Mısırlı İbrahim Bey, kanuni Hasan Gür, Aleko ve Yorgo Bacanos kardeşler, kanuni Nubar Tekyay, , klarnet Şeref Bey ve hanende olarak da Hafız Yahya, Ağyazar Akyüz, Hafız Yaşar ve Faruk Altın bulunuyorlardı. Bir sene kadar babamla beraber orada çalıştık ve bilahara babamdan ayrılarak ben yalnız olarak muhtelif yerlerde çalışmaya devam ettim. Bu arada kemani Memduh ve Amâ Ali Beşlerle de çalıştığımı belirtmek isterim. Bu çalışmalarım bugüne kadar devam etti., halen de çalışmaktayım. Aynı zamanda İstanbul radyosu açıldığı günden beri re muhtelif yayınlara sazımla iştirak ettim.

-Sanat hayatınızdan bir hatıra?
Takriben otuz sene evvel Kadıköy’de o zaman Mısırlıoğlu bahçesi anılan bir yerde hanımların ses müsabakası vardı. Saz sanatkarı olarak babamla beni de davet etmişlerdi. Jüri heyetinde müteveffa Artaki Candan ve rahmetli Selahattin Pınar ile beraber şimdi isimlerini hatırlayamadığım kıymetli şahıslar bulunuyordu. Bir ara içimden gelerek yaptığım bir taksim Selahattin Pınar’ın çok hoşuna gitmiş olacak ki yanıma gelerek, şahsıma bir hayli teveccüh ve iltifatta bulunduktan sonra babama dönerek, ‘Anastas Efendi, sen büyük kemençesin ama oğlun bu akşam yaptığı taksim ile seni geçeceğini haber verdi’ dedi. Bunun üzerine babam da, ‘Oğlumla iftihar ediyorum, en büyük arzum yetişip yerimi tutmasıdır., ‘diye mukabele etti.  O zaman büyüklerimizin bu gibi sözleri bizim için teşvik vesilesi olurdu. Hepsi nur içinde yatsın’.



Diğer Haberler