Çevresinden kabûl görme isteğiyle bir yolculuğa çıkan genç robot Astro Boy, yol boyunca birbirinden renkli karakterlerle tanışır, insan olmanın keyfini keşfeder. Arkadaşlarının ve ailesinin tehlike altında olduğunu öğrenince süper güçlerine başvurmaya karar verir ve harekete geçer. Bu müthiş serüveninde kahraman olmanın ne anlama geldiğini de öğrenecektir.
Fırtınalı bir hayat yaşamış ama 70 yaşına gelmesine karşın hâlâ durulmamış bir ressam; kalp krizi geçirdikten sonra işini bırakan, sakin bir yaşam sürmeye çalışan bir avukat; mesleğini yapmaktan sıkılmış, karısı tarafından terk edilmiş bir doktor; hayata karşı tek başına direnen, yalnızlığı bir yaşam tarzı haline getirmiş bir iş kadını; Siyah Beyaz adlı bar da onların sığınabilecekleri son liman.
İri yapılı Vikingler ile vahşi ejderhaların efsanevi dünyasında geçen aksiyon komedi filmde, ejderha öldürmenin kahramanlıkla bir tutulduğu kabile geleneğine pek uygun olmayan genç Vikingli Hıçkıdık’ın hikâyesi anlatılıyor. Onun ve Vikingli arkadaşlarının dünyaya farklı bir açıdan bakmalarını sağlayan bir ejderhayla karşılaştığında, Hıçkıdık’ın dünyası alt üst oluyor.
Ödül avcısı Milo Boyd, bir cinayetin sanığı olarak aranmakta olan eski eşinin peşine düştüğünde, hayalindeki işi bulduğunu düşünmektedir. Eski eşini yakalayıp adalete teslim etmek istediğinde ise, bir cinayeti örtbas etme işine bulaştıklarını fark ederler. Zamanında, birlikte yaşamanın çok zor olduğunu düşünen ikili, hayatta kalmak için kaçmanın daha zor olduğunu fark edeceklerdir.
Bob, Poldark adındaki bir suçluyu yakalamak için CIA ile işbirliği yapan Çinli bir casustur ve üç çocuklu bekâr komşusu Gillian ile flört etmektedir. Poldark’ı yakaladıktan sonra emekli olan Bob, Gillian ile yeni bir hayat kurmak istemekte ancak Gillian’ın çocukları ona yakınlık duymamaktadır. Bu arada Poldark bir şekilde hapisten kaçmayı başarır.
Yakın bir gelecekte dünyadaki makineler isyan ederek insanlığa savaş açar. Toplumsal çalkantılarla insan nüfusu neredeyse silindikten sonra makinelerin çoğu kapanır. Dünyamız yıkılırken dokuz küçük, dikişli bez bebeğe can verilir. Hedefleri arta kalan canavar makinelerdir.
Kraliçe Victoria’nın genç yaşında iktidara yürüyüşünün öyküsü. Filmde, Kraliçe Victoria’nın kraliyet ailesi içindeki iktidar kavgalarının nesnesi olmaktan, Prens Albert ile yaşadığı romantik yakınlaşmaya ve dillere destan evliliğine değiniliyor.
Kosmos mucizeler yaratan bir hırsızdır. Dağlardan taşlardan, ağlayarak ve sanki birilerinden kaçar gibi gelir bu zaman dışı sınır şehrine. Şehre girer girmez nehirde boğulan bir küçük çocuğu kurtarır ve mucize yaratan insan olarak hemen kabûl görür şehirde. Kosmos’un gelmesiyle şehirde soygunlar ve mucizeler birbirini kovalarken, şehirliler Kosmos’un insanları iyileştirme gücünü keşfederler.
Filmin yönetmeni, dünyaca ünlü moda tasarımcısı Tom Ford. Filmde, orta yaşlı, eşcinsel bir İngilizce öğretmeninin uzun yıllar birlikte olduğu sevgilisinin ölümünün ardından yaşadığı bir gün anlatılıyor.
Karantinaya alınan binanın içinde kapana kısılmış insanlarla iletişimin kesilmesi üzerinden henüz bir kaç dakika geçmiştir. Içeride neler olduğunu kimse tam olarak bilemez. Dışarıda ise kargaşa hakimdir. Binaya girmek ve durumu incelemek Özel Harekat Birimi için çok basit bir görevdir aslında. Ama hepimizin bildiği gibi, görünürdeki durum yanıltıcı olabilir.
Polis Halil, bir Afrikalı göçmenin ölümüne sebep olur. Olayın vicdani sorumluluğu Halil’i kendi dünyasına hapseder. Jordan ise annesiyle birlikte başladığı yolculuğu Yunanistan’da buluşacağı babasıyla İngiltere’de sonlandıracaktır. Bu haftalar sürecek olan kaçak yolculuktur. Babasına ulaşmadan önceki son durağı Dalyan’da Jordan’la Halil’in yolları kesişir.
Şehir sularına karışan zehirli bir madde, kasaba sakinlerini psikopat katillere dönüştürdüğünden, yetkililer kasabayı karantinaya almaya karar verirler. Kasaba sakinlerinin kontrollerini kaybederek birer caniye dönüşmeleriyle Amerikan rüyası sona erer. Salgını önlemeye çalışan askeriye, kasabaya girişi ve çıkışı engelleyince, sağlıklı kalanlarla gözü dönmüş katiller arasında bir kaos başlar.
Appalachian mağarasında yaşanan dehşetten kurtulan Sarah, yetkililere içeride yaşananları ve neden her yerinin arkadaşlarının kanlarıyla kaplı olduğunu anlatamayacak haldedir. İçeride yaşananları bilen tek kişi olduğu için Sarah, o korku dolu mağaraya tekrar girmek zorunda bırakılır. Mağaraya girince yetkili ekibin kendisine güvenmemesi bu korku dolu anları Sarah için iyice zorlaştırır.
Birbirinden kopan iki kardeşin kaderleri, ırkçı bir baskında buluşur. Kardeşler karşı saflardadır: Georgi, Neo Nazi bir gruba yeni dahil olmuş ve saldırırlardan birine katılmıştır. Abisi Itso ise saldırıya uğrayan Türk aileyi kurtarır. Georgi’den artık daha büyük saldırılara katılması beklenmektedir ancak Georgi bu hareket içerisindeki yerini sorgulamaya başlamıştır.
Sandy, 40 yaşına yeni basmış, 2 çocuk annesi güzel bir kadındır. Pasta yapmak, sandviç hazırlamak, çocukları okula bırakmak gibi birçok işi aynı anda yürütme konusunda uzmanlaşmıştır. Kocasının onu aldattığını öğrenince, yeni bir hayata başlamak üzere New York’a taşınır. Orada 24 yaşındaki, üniversiteden yeni mezun olmuş, Aram Finkelstein’la tanışır.
İlkokuldaki Yusuf’un babası Yakup ormanın karakovan balcılığıyla uğraşmaktadır. Babasıyla sık sık gittiği orman, Yusuf için gizemli bir yerdir. Yakup, soyu hızla tükenen Kafkas arılarının peşinden uzak bir ormana gider. Günler geçer, Yakup’un gecikmesi Zehra’yı ve Yusuf’u tedirgin eder. Sis Dağı şenliğinde de Yakup’a rastlayamazlar. Babasını aramak için ormanın derinliklerine dalan Yusuf’un gördüğü rüya gerçekleşecek midir?
Aydın, İstanbul’a tayin olmuş bir polis memurudur. Şehre alışmaya çalışırken, Beyoğlu’ndaki bir şekerci dükkânında çalışan Mehtap’a gönlünü kaptırıverir. Fakat ne yapsa onun dikkatini çekemez. Tıpkı, oyuncak trenler satarak yaşamaya çalışan eski hukuk öğrencisi Şevket’in, aynı şekerci dükkanında çalışan Dilek’in dikkatini çekemediği gibi. Tam bugünlerde Dilek’in karşısına, Aydın çıkar ve kontrolsüz arzusunu Dilek’e yöneltir.
Kemal ve Elif yaşları 25′i geçmesine rağmen hayatta ne yapacaklarına karar verememiş genç insanlardır. Yolları İstanbul’un sıcak bir yaz gecesinde düzenlenen bir ofis partisinde kesişir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenirler. Elif yıllar önce çocukluğunu geçirdiği sahil köyünde açık denizi ilk kez görüşünü anlatır ve birlikte yola çıkarlar.
Altı yaşında ikiz çocukları olan boşanmış bir baba ile hovarda ruhlu arkadaşı bu iki çocuğun bakımı ve sorumluluğu iki hafta boyunca üzerlerine kalınca çareyi ikizleri ve kendilerini bir yaz kampına katılmakta bulurlar. Yaz kampının yöneticisi Barry ikizlerle birlikte kampa gelen adamların aslında sevgili olduklarını ve ikizleri evlât edindiklerini düşünür. Bu nedenle bir an bile eleştirel gözlerini onların üzerlerinden ayırmaz.
Rina, ada ve insanın yalnızlığının benzeşmesinden doğan bir metafor. Filmde hayallerimize ulaşmak için yaşadığımız sürece neler yaptığımız sorgulanıyor. Hayatta birçok maddi şeye sahip olabiliriz ama sonuca baktığımızda koca bir hayatı geride bırakmışızdır ve hayallerimizi gerçekleştirememişizdir.
SİYAD üyesi deneyimli kalemler vizyonu 5 üzerinden notluyor... Yıldızlı Pekiyi, her hafta sizinle!
Çekimleri sırasında sette Alex Baldwin'in silahından çıkan kurşunla görüntü yönetmeni Halyna Hutchins’in öldüğü Rusk filminden ilk fragman yayınlandı. Alec Baldwin’in başrolünde yer aldığı western filmi, 2 Mayıs’ta ABD sinemalarında ve dijital platformlarda yayınlanacak.
Sinema tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Merakla beklenen filmlerden biri de Mel Gibson'ın 2004'te yönettiği Tutku: Hz. İsa’nın Çilesi'nin (Passion of the Christ) devamı. The Resurrection of Christ adı verilecek filmi yine Mel Gibson yönetecek ve setini Ağustos ayında Roma'daki Cinecittà stüdyolarında kuracak. Devam filmi Roma'nın yanı sıra ilk filmde de yer alan Matera, Ginosa, Gravina, Laterza ve Altamura gibi yerlerde de çekilecek. Cesur Yürek'te iş birliği yaptığı Randayy Wallace ile birlikte senaryoyu yazan Mel Gibson birkaç hafta önce basına verdiği söyleşide filmi Hz. İsa'nın dirilişine 'psikedelik bir yolculuk' olarak tanımladı.
1981kışı; New York'a yerleşen Anna-Abel Morales çifti karşılarına çıkan fırsatları değerlendirip bir yandan işlerini büyütürken, diğer yandan şehrin yolsuzluk, şiddet ve suç sarmalında ayakta kalmaya çalışmaktadır. Petrol sektöründe çalışan Abel, piyasanın şartlarının ve rakiplerinin acımasızlığını keşfeder. Sonrasında mücadele edebilmek için tek yolun en az onlar kadar vahşi olmaktan geçtiğini fark eder.
Baba Zula’nın filme yazdığı müzikleri yeterli bulmayan Derviş Zaim, Şenol Filiz-Birol Yayla ikilisinin Bab-ı Esrar albümünden de parçalar alıyor. Hatta bu parçaların sayısı Baba Zula’nınkileri aşıyor. Filiz ile Yayla, istemleri dışında işin içine giriyor açıkçası. 1995 tarihli ikinci albümleri Bab-ı Esrar’daki şarkıların bir bölümünün Tabutta Rövaşata filminde kullanılması albümün tanıtımına önemli katkıda bulunuyor aslında. Özellikle Bab-ı Esrar parçası çok dikkat çekiyor, filmle özdeşleşiyor.
Haftanın filmleriyle ilgili sinema eleştirmenleri köşelerinde neler yazdı; nelere dikkat çekti. İşte eleştirilerden özet bölümler: