Marakeş, Ouarzazate, Erfoud, Fas ve İngilteredeki bir platoda çekilen, Pers diyarlarında geçen destansı filmin konusu şöyle: Haylaz bir prens istemeden de olsa gizemli bir prensesle güç birliği yapar. Birlikte, zamanı tersine çevirebilen Zamanın Kumları’nı açığa çıkarabilecek ve sahibinin dünyaya hükmetmesini sağlayabilecek olan eski bir hançeri korumak üzere karanlık güçlere karşı bir yarış içine girerler.
Bir korku klâsiği olan Elm Sokağında Kâbus’un güncellenen yeni uyarlaması ile Freddy Krueger geri dönüyor. Şehrin banliyösünde yaşayan bir grup gencin ortak bir yönü vardır, hepsi de, onları rüyalarında avlayan biçimsiz Freddy Krueger tarafından gizlice takip edilirler. Uyumadıkları sürece birbirlerini koruyabilirler ama uyuduklarında kaçış yoktur.
Phil ve Claire Foster orta halli evli bir çifttir. Rutin giden ilişkilerine bir tat katmak için haftada bir yemeğe çıkma kararı alırlar. Phil, Claire’ı şehrin en havalı restoranına götürmeye karar verir fakat burada rezervasyonları yoktur. Masa beklerken, vaktinde gelmeyen bir çiftin isimlerini kullanarak içeri girmeye karar verirler, artık Tripplehorn’lar olmuşlardır. Akıl almaz bir maceraya sürüklenirler.
Asya ile İlyas’ın bir çocukları olur. İlyas başka bir kadınla gidince Cemşit onlara hem evini hem de yüreğini açar. İlyas bir gün geri döner. Asya iki erkeğin arasında kalır. Biri sevdiği, çocuğunun gerçek babası, öbürü ise onlara en güç anlarında evini ve gönlünü açıp sahip çıkarak emek veren bir başka adam. Sevgi mi, emek mi? Asya emekten yana koyar tavrını.
Postacı Eric, karısı onu terk ettikten sonra, panik atak krizleri geçiren, üstüne üstlük otuz yıldır sevdiği Lily’ye bile açılamayan çaresiz bir adamdır. İşte böyle anlarda, sarıldığı özel bir arkadaşı vardır: Her akşam ona görünen ve trompet çalan futbol dehası, filozof Eric Cantona.
Son Mevsim: Şavaklar, göçebe Şavak topluluğunun yok olmaya yüz tutmuş yaşam tarzlarının, doğayla bağlarının ve kıyasıya mücadelelerinin yanı sıra insani ilişkilerini belgeliyor. Hayvancılıkla geçinen Şavaklar kışları Pertek ve Çemişgezek bölgelerinde yaşıyorlar.
Robin, Nottingham’a gittiğinde ağır vergilerle inim inim inleyen bir kasabayla karşılaşır. Orada Lady Marion adlı dul bir kadına aşık olur. Ancak Lady Marion’ın, ormanlardan gelen bu adamın kimliğiyle ilgili bazı kuşkuları vardır. Sevdiği kadının kalbini kazanmak ve kasabayı kurtarmak isteyen Robin, kendi yaşam tarzına uygun insanlardan bir çete kurar. Şerifin adaletsizliğini yok etmek için üst sınıftan işbirlikçileri teker teker avlamaya başlarlar.
Gazeteci Freidoune’nun arabası bozulur, durduğu küçük köyde onun gazeteci olduğunu anlayan Zahra, konuşmak için peşine takılır. Yeğeni Soraya, köylüler tarafından vahşice katledilmiştir. Ölmeden önce yeğenine söz veren Zahra, vahşetin köyün sırlarının arasında kalmaması için elinden geleni yapmaya kararlıdır.
Çocukluğunun geçtiği şehre uzun zaman sonra geri dönen Ken’i burada çocukluk arkadaşları Motoki ve Rin karşılar. Yıllar sonra bir araya gelen bu üçlünün, aslında “dörtlü” olduğu zamanlardan bir arkadaşları, Yuki, o gecenin davetsiz misafiridir. Yuki tam on yıl önce ortadan kaybolduğundan beri, ne arkadaşları, ne de ailesi ondan haber alabilmiştir.
Vera göz alıcı, ancak fark edilir derecede fiziksel engeli olan bir kız, Viktor ise genç bir kızıl ordu askeridir. General adına çalışmaktadır. Viktor, Vera’nın özel şöförü olarak göreve atanmıştır. Victor, Vera’yı görür görmez ona ilgi duymaya başlar. Generalin uzun boylu sarışın güzel hizmetçisi Linda da Viktor’dan hoşlanmaktadır.
1910 yılında 82 yaşındayken bir tren istasyonunda zatürreden can veren Tolstoy, ölümünün yüzüncü yılında çeşitli etkinliklerle tüm dünyada anılıyor. Jay Parini’nin romanından uyarlanan filmde, Tolstoy ile 48 yıllık karısı Sofya arasındaki karmaşık aşkın son yılındaki hikâyesine tanık oluyoruz. Helen Mirren filmdeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilmişti.
Milyarder mucit Tony Stark’ın zırhlı Süper Kahraman Iron Man olduğu tüm dünya tarafından bilinmektedir. Teknolojisini orduyla paylaşması için hükümetten, basından ve halktan baskı gören Tony, bilginin yanlış ellere geçmesinden korktuğu için Iron Man zırhının sırrını açıklamak istemez. Tony, yanında Pepper Potts ve James Rhodes ile birlikte yeni ittifaklar kurar ve büyük güçlerle yüzleşir.
Metin, Avrupa’da çok yaygın bulunan İslâmi yatırım şirketlerinden biri olan JİMPA’ya tüm parasını yatırmış ve hattâ yakın çevresini de ikna etmiştir. Şirket, paraları topladıktan sonra iflâs eder, yöneticileri ortadan yok olur. Para yatıran birçok kişi Metin’den hesap sorar. Metin’in olayları çözmek için başladığı yolculuğu onu gerçeklerle yüzleştirecektir.
Tyler, kaderin bir oyunu sonucu Ally ile tanıştığı güne kadar kendisini kimsenin anlayamadığını düşünmektedir. Aşk aklına gelen en son şey olmasına rağmen, Ally’nin beklenmedik şekilde kendine çok iyi gelmesi ve ondan ilham alıyor olmasıyla ona yavaş yavaş aşık olmaya başlar. Bu aşkla beraber mutluluğu ve hayatındaki anlamı da keşfeder.
Film, Birinci Dünya Savaşı öncesinde 1913 - 14 yıllarında Almanya’nın Protestan kuzeyinde bir köyde olan biteni izliyor ve öğretmenin yönettiği koroyu, korodaki çocukları, onların ailelerini, yani baronu, kâhyayı, papazı, doktoru, ebeyi ve çiftçileri gözlüyor. Tuhaf kazalar, sonunda bir tür ceza ayinine dönüşüyor. Pekiyi tüm bu olanların ardında kim var?
Çavuş Roy Miller ve ekibi, Irak çölünde depolandığından kuşkulanılan kitle imha silâhlarını bulmak üzere görevlendirilir ve ölümcül kimyevi maddelerin peşine düşerler. Ancak bunun yerine, görevlerinin amacını taban tabana değiştirecek bir örtbas olayı ile karşılaşırlar. Farklı amaçları olan ajanlarca çevrilmiş olan Miller, bölgede savaşı tırmandıracak yanıtlara ulaşmak zorundadır.
Aşkta hayal kırıklığına uğrayan Beth, ablasının düğününe katılmak için Roma’ya gittiğinde Aşk Çeşmesi’ndeki sihirli paraları toplar ve o paraları oraya atmış olan dört erkeğin çekim merkezine girer. Sosis tüccarı Al, sokak sihirbazı Lance, sevgi dolu ressam Antonio ve fotomodel Gale artık onun peşindedir. Beth taliplerinden kurtulmaya çalışırken Nick adlı yakışıklı bir gazeteciyle tanışır.
Yol üstü lokantasında garson Charlie, müşterilere servisi yapmaktadır. Televizyon yayını ve telefonlar kesilince, grup dış dünyayla irtibatını kaybeder. O sırada lokantaya gelen yaşlı bir kadın iğrenç şeyler söylemeye başlar. İnsanlıktan geriye kalan az sayıdaki kişi için dünya kâbusa dönüşmek üzeredir. Taze kurban arayışındaki çılgın katiller lokantaya gelirler.
Laurie, abisi Michael Myers’ın saldırısından sonra hastaneye götürülür. Michael’ın elinden kurtulan Annie ve Loomis de aynı hastaneye götürülmektedir. Bu sırada başka bir ambulansta olan Michael kendine gelir ve kaçar. Hastanedeki Laurie ve diğerlerini bir sürpriz beklemektedir: Michael de hastanededir ve yine herkesi öldürmekten çekinmeyecektir.
Görevinden yeni emekli olan sorgu müfettişi Benjamin, mazisi 25 yıl önceye dayanan bir tecavüz - cinayet vakasının romanını yazmaya karar verir. Kısa bir süre sonra cinayetin acı dolu hatırası üzerine düşünmek, Esposito’nun güncel yaşamının detaylarını aydınlatmaya başlar ve onu, duygularına ayna tutarak saplantılı bir aşkın ördüğü ağ ile yüzleşmeye zorlar.
SİYAD üyesi deneyimli kalemler vizyonu 5 üzerinden notluyor... Yıldızlı Pekiyi, her hafta sizinle!
Çekimleri sırasında sette Alex Baldwin'in silahından çıkan kurşunla görüntü yönetmeni Halyna Hutchins’in öldüğü Rusk filminden ilk fragman yayınlandı. Alec Baldwin’in başrolünde yer aldığı western filmi, 2 Mayıs’ta ABD sinemalarında ve dijital platformlarda yayınlanacak.
Sinema tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Merakla beklenen filmlerden biri de Mel Gibson'ın 2004'te yönettiği Tutku: Hz. İsa’nın Çilesi'nin (Passion of the Christ) devamı. The Resurrection of Christ adı verilecek filmi yine Mel Gibson yönetecek ve setini Ağustos ayında Roma'daki Cinecittà stüdyolarında kuracak. Devam filmi Roma'nın yanı sıra ilk filmde de yer alan Matera, Ginosa, Gravina, Laterza ve Altamura gibi yerlerde de çekilecek. Cesur Yürek'te iş birliği yaptığı Randayy Wallace ile birlikte senaryoyu yazan Mel Gibson birkaç hafta önce basına verdiği söyleşide filmi Hz. İsa'nın dirilişine 'psikedelik bir yolculuk' olarak tanımladı.
1981kışı; New York'a yerleşen Anna-Abel Morales çifti karşılarına çıkan fırsatları değerlendirip bir yandan işlerini büyütürken, diğer yandan şehrin yolsuzluk, şiddet ve suç sarmalında ayakta kalmaya çalışmaktadır. Petrol sektöründe çalışan Abel, piyasanın şartlarının ve rakiplerinin acımasızlığını keşfeder. Sonrasında mücadele edebilmek için tek yolun en az onlar kadar vahşi olmaktan geçtiğini fark eder.
Baba Zula’nın filme yazdığı müzikleri yeterli bulmayan Derviş Zaim, Şenol Filiz-Birol Yayla ikilisinin Bab-ı Esrar albümünden de parçalar alıyor. Hatta bu parçaların sayısı Baba Zula’nınkileri aşıyor. Filiz ile Yayla, istemleri dışında işin içine giriyor açıkçası. 1995 tarihli ikinci albümleri Bab-ı Esrar’daki şarkıların bir bölümünün Tabutta Rövaşata filminde kullanılması albümün tanıtımına önemli katkıda bulunuyor aslında. Özellikle Bab-ı Esrar parçası çok dikkat çekiyor, filmle özdeşleşiyor.
Haftanın filmleriyle ilgili sinema eleştirmenleri köşelerinde neler yazdı; nelere dikkat çekti. İşte eleştirilerden özet bölümler: