11 yaşında zeki bir kız olan Skunk, şeker hastasıdır. Yaz tatili tatlı umutlar getirir Skunk’a. Ta ki komşuları Bay Oswald, sevimli ama rahatsız Rick’i tecavüzle suçlayıp dövene kadar. Evi, mahallesi, okulu onun için hain alanlara dönüşür. Çocukluğunun tasasız belirsizliği, yerini önce korkunç şüphelere, ardından ani, nedensiz, neşeli bir keşmekeşe bırakır.
Karlar Kraliçesi, yeni bir dünya yaratmaya niyetlenir. Bu dünyada, duyguların yerini tekdüzelik alacaktır. Bu amaçla, yeryüzünü buzlarla kaplar ve sanat adına ne varsa, tamamını yok etmeye girişir. Sihirli bir aynanın dediğine bakılırsa, Karlar Kraliçesi’nin bu emeline ulaşmasının önünde son bir engel kalmıştır: Yaptığı aynalarda, insanın sadece sureti değil, ruhu da yansıyan cam ustası Vegard.
Tessa 17 yaşındadır. Hayata tutkuyla bağlıdır. Kendisine konan ölümcül hastalık teşhisinin ardından, hayatının her anını kullanmaya kararlıdır. Bu yüzden 17 yaşındaki her genç kızın yaşamak isteyeceği şeylerden oluşan on maddelik bir liste yapar. Listenin en önemli maddesi ise “aşık olmak”tır. Aşk, Tessa’nın ölüme meydan okumasını sağlayacak mıdır?
Isabelle, Müdürü Christine’ye delicesine hayran olan hırslı bir iş kadınıdır. Isabelle’nin parlak proje fikirleri Christine tarafından çalınınca intikam almaya karar veren Isabelle, farkına varmadan Christine tarafından tehlikeli bir oyunun içine çekilecektir. Suçlu ile kurbanın sürekli yer değiştirdiği film, izleyiciyi labirentlerle dolu bir zihin oyununa davet ediyor.
Gizemli bir virüs, kurbanlarını et yiyen ve geçmişlerini hatırlamayan birer yaratığa dönüştürmüştür. Kurtulanlar her an yakalanma korkusu içindedirler. Fakat salgından etkilenmiş bir zombie, kendisini yok etmeye gelen Julie’ye bir anda aşık olur. Onu ısırıp beslenmesi gerekirken aşık olmuştur, kaybettiği insani özellikleri yavaş yavaş yerine gelmeye başlar.
ABD´nin dünya çapında tehlike gördüğü bölgelerde görev yapan özel birliği, bizzat başkandan gelen emirle bertaraf edilmeye çalışılmış, geriye kalan üç sıra dışı asker başkandan arkadaşlarının intikamını almak üzere harekete geçmiştir.
Hitchcock, sinema tarihinin en etkileyici isimlerinden, korku ustası Alfred Hitchcock ile karısı ve aynı zamanda ortağı da olan Alma Reville’in aşklarını anlatıyor. Film, Hitchcock’un çığır açan filmi, ünlü Sapık’ın (Psycho) yapım sürecinde geçiyor.
Dünya görünmeyen bir düşman tarafından istilâ edilmiştir. İnsan bedenleri bir değişikliğe uğramamış gibi görünse de, zihinler ele geçirilmiştir. Neredeyse herkes teslim olmuştur. Geriye kalan birkaç insandan biri olan Melanie’nin de bedenini alan ruh, yetkililer tarafından zorluklar hakkında uyarılmış olsa da bedeninin sahibi zihninden vazgeçmeyi reddeder.
Gittikleri ülkeleri vatanları, karşılarına çıkan farklı renk ve dildeki insanları ise kardeşleri bilen Zehra, Harun ve Adem öğretmenin İstanbul’dan yola çıkışıyla başlıyor film. Haritada yerini dahi bilmedikleri ülkelere giden fedakâr öğretmenlere destek olmak için vatanlarından ayrılan üç öğretmenin öyküsü tamamen yaşanmış hikâyelerden yola çıkılarak beyazperdeye yansıtılıyor.
Bir gerçek suç yazarı, yeni taşındığı evde, içerisinde evde çekilmiş korkunç görüntülerin olduğu bir kutu bulur. Bunun üzerine kendisi, eşi, oğlu ve kızı korkunç bir kabus yaşamaya başlar. İşlenmiş cinayetleri en ince teferruatına kadar inceleyip yazmaya karar verdiği kitaptan da vazgeçmek zorunda kalır.
Kısa sürede fenomen olan, herkesin konuştuğu ve repliklerini ezbere bildiği Sabit Kanca’nın maceraları beyazperdede. Hayat, Sabit Kanca için çok farklı şeyler ifade ediyor. Haksızlığı bilgisiyle dövüyor, 100 bilim adamı kadar bilgili fakat mahalle kültürüyle yoğrulmuş beyninde hâlâ çocukça çözümler peşinde. Her soruna basit bir çözümü, ağır bir lâfı var.
Genç bir çiftçinin farkında olmadan dünyamız ve korkunç dev ırkının dünyası arasında açtığı kapı, eski bir savaşın tekrar alevlenmesine neden olur. Asırlar sonra tekrar yeryüzüne çıkan devler, bir zamanlar kaybettikleri toprakları geri kazanmak isterler. Jack adlı genç adam devleri durdurmak için hayatının savaşına girişmek zorunda kalır.
New Yorklu genç bir yazar olan Sal Paradise, babasının ölümünün ardından, büyüleyici ve eski sabıkalı Dean Moriarty ile tanışır. Dean, özgür ruhlu ve baştan çıkarıcı Marylou ile evlidir. Sal ve Dean kısa sürede arkadaş olurlar. Sınırları belli bir hayata mahkûm olmamak amacıyla tüm bağlarını koparan iki kafadar, yanlarına Marylou’yu da alarak yola çıkarlar. Üç genç insan yolda dünyayı keşfedeceklerdir.
Film, hükümdar Ziyad Han’ın Müslüman oğlu Mahmut ve Hristiyan Keşiş kızı Meryem’in imkânsız aşkını ele alıyor. Çaldıran Savaşı’nın yakıcı etkileriyle karşılaşan Mahmut, hayatın gerçeğiyle yüzleşiyor. Film, insan, neyi, kimi severse sevsin, bu sevginin aslında gerçek varlığa yöneldiğini ve sevginin insanı benlikten kurtaracak tek yol olduğunu gösteriyor.
Marty, Yedi Psikopat isimli kitabını bitirmek isteyen bir yazardır. Billy, Marty için her şeyi yapabilecek bir arkadaştır. Billy ve Hans’ın çaldığı köpeğin sahibi, psikopat bir katil olan Charlie ise, ne yapacağı tahmin edilemeyen saldırgan bir adamdır. Marty, kitabını bitirebilmek için olaylardan gerekli ilhamı alacaktır. Fakat kariyeri için gerekli ilhamı alıp, hayatta kalabilecek midir?
Hikâye, 13 yaşındaki Teksaslı Nicholas’ın hiçbir iz bırakmadan kaybolmasıyla başlıyor. Kaybolmasından üç buçuk yıl sonra, memleketinden binlerce kilometre uzakta, İspanya’da bulunur. Kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldığını, iddia etmektedir. Ailesi büyük mutluluk duymaktadır fakat Nicholas Teksas’a dönünce işler daha da tuhaflaşır
Richard Vineyard ailesiyle beraber hafta sonu geçirmek için New Jersey’nin güneyindeki Barrens korusuna kamp yapmaya gider. Bazı rivayetlere göre burada 400 yıllık bir geçmişi olan korkunç Jersey Şeytanı yaşamaktadır. Jersey Şeytanı, yöre halkı tarafından 13. çocuğunu şeytana kurban etmeye zorlanan bir annenin hikayesine dayanan bir efsanedir. Rivayetlere kulak asmayan Vineyard ailesi mükemmel kamp alanını bulmak için birlikte ormanın derinliklerine doğru ilerler. Bir süre sonra ormanda vahşice öldürülmüş hayvanlar bulunmasıyla ve kamptan genç bir çocuğun kaybolmasıyla olaylar korkutucu bir hal alır.
Jîn, bir nedenle, dağdaki silâhlı örgütten kaçmaktadır. Dağlarda yapayalnız günler ve geceler geçirir. Amacı bir büyük şehre ulaşmaktır. Ona en büyük gücü hayvanlar verir. Bir ayıyla bir ini paylaşır, yaralı bir eşeği tedavi eder, sonunda dağdan iner. Ancak ova dağdan daha tehlikelidir. Büyük bir hayal kırıklığıyla dağlara, yalnızlığına geri döner. Ağaçlar ve hayvanlardan başka kimsesi yoktur.
Mutlu evlilikleri olan Ferhat ile Zeynep´in ilişkisi, Ferhat´ın Antalya´da gençlik sevgilisi Nazlıgül´le karşılaşınca alt üst olur. İki kadının arasında kalan Ferhat´ın yaşadığı bunalım, Zeynep´in acısı, Nazlıgül´ün ´diğer kadın´ olmak istememesiyle öykü içinden çıkalamayacak bir hal alır...
25 Nisan 1915. Osmanlı İmparatorluğu’nun direniş kapısı olan Çanakkale, gemi yoluyla geçilememiş ve işgâlciler, çaresiz bir manevrayla Gelibolu kıyılarına çıkartma yapmaya başlamışlardır. İşgâl kuvvetlerinin belki de en büyük direnişi gördükleri koy, o andan sonra mağlup bir ordunun adıyla anılacaktır: Anzak Koyu.
SİYAD üyesi deneyimli kalemler vizyonu 5 üzerinden notluyor... Yıldızlı Pekiyi, her hafta sizinle!
Marc Webb'in yönettiği, başrollerini Johnny Depp, Madelyn Cline ile Penélope Cruz’un paylaştığı Karanlıktan Gelen'den (Day Drinker) ilk fragman geldi. Karanlık atmosferi ve yüksek tempolu gerilim diliyle dikkat çeken film Türkiye'de 02 Nisan 2027'de gösterime girecek.
Sinema tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Çekimlerine 15 Ekim'de başlanan Ölüm Bizi Ayırana Dek” dizisinin oyuncu kadrosuna Sümeyra Koç da katıldı. Serdar Gözelekli’nin yönettiği, Aslı Zengin ile Banu Zengin Tak’ın yazdığı 10 bölümlük dizide Koç, Kerem'in eşi İpek'i oynayacak.
Anne, ünlü bir film yapımcısı olan kocası Michael ile Cannes'da bulunmaktadır . Festival sona ererken, kocasıyla birlikte Paris'e yapmayı planladıkları tatilin, önce Budapeşte'ye gitmeleri gerektiği için biraz erteleneceğini öğrenir . Paris'e uçmayı planlarlar, ancak pilot Anne'in kulak enfeksiyonu nedeniyle uçmamasını önerir.
Baba Zula’nın filme yazdığı müzikleri yeterli bulmayan Derviş Zaim, Şenol Filiz-Birol Yayla ikilisinin Bab-ı Esrar albümünden de parçalar alıyor. Hatta bu parçaların sayısı Baba Zula’nınkileri aşıyor. Filiz ile Yayla, istemleri dışında işin içine giriyor açıkçası. 1995 tarihli ikinci albümleri Bab-ı Esrar’daki şarkıların bir bölümünün Tabutta Rövaşata filminde kullanılması albümün tanıtımına önemli katkıda bulunuyor aslında. Özellikle Bab-ı Esrar parçası çok dikkat çekiyor, filmle özdeşleşiyor.
Haftanın filmleriyle ilgili sinema eleştirmenleri köşelerinde neler yazdı; nelere dikkat çekti. İşte eleştirilerden özet bölümler: