2. Dünya Savaşı günlerinde Avrupa´da zulüm gören, oradan oraya sürülen, kamplara kapatılan Museviler´e farklı ülkelerdeki elçiliklerde, konsolosluklarda görev yapan Türk diplomatları yüzlerce Musevi´yi soykırımdan kurtardı. Kamplardan, trenlerden kurtarılan Museviler Türk diplomatlar tarafından vatandaşlığa geçirilip pasaport verildi ve Türkiye´ye gönderildi. .
Emma, işçi sınıfından bir aileden gelen prensipli bir kızdır. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeyi düşler. Dexter ise çapkın bir zengin çocuğudur. Onun düşü, dünyayı kendi oyun parkına çevirmektir. Üniversiteden mezun oldukları gün tanışan zıt kutuplardaki bu iki insan, birlikte geçirdikleri bir günden sonra hayat boyu sürecek bir arkadaşlığa adım atarlar.
Dışarıdan bakıldığında Cal Weaver´ın (Steve Carell) kusursuz bir hayatı vardır: mükemmel bir işe, harika bir eve sahiptir ve gençlik aşkı karısı olmuş, ona sevimli çocuklar vermiştir. Fakat Cal´in gördüğü Amerikan rüyasından karısı Emily´nin (ulianne Moore) onu aldattığını ve dahası ayrılmak istediğini öğrenerek uyanır.
Paul Soames, Pearl Harbor baskından 4 ay sonra Japonya´nın kontrolünde olan Şangay´a gelir. Kaybolan arkadaşının öldüğünü öğrenen Soames, bu ölümün arkasındaki sırları araştırırken, hem aşık olacak hem de kendi hükumetinin sakladığı çok daha fazla gizli gerçek olduğunu da keşfedecektir... 1940´lardaki komplo teorileri gerçekten akıl almaz ölçülerdedir...
Anna Marchant, bir seri katilin saldırısından canlı kurtulduktan sonra "yüz körlüğü" (Prosopagnosia) hastalığına yakalanan genç bir kadındır. İnsanların yüzlerini tanıyamayan, en yakınlarını, hatta kendi yüzünü bile aynada ayırt edemeyen Marchant bu durumla başa çıkmaya çalışsa da, yitirdiği her görüntüde katil ona bir adım daha yaklaşmaktadır...
Filmde Hugh Jackman, 2,5 metre boyunda 900 kiloluk robotların ringlere çıkmasıyla ünvan kazanma şansını kaybeden dövüşçü Charlie’yi canlandırıyor. Artık küçük çaplı bir organizatör olan Charlie, bir yer altı boks ringi için hurda metalden kalitesiz robotlar yaparak geçimini sağlamaktadır. Charlie dibe vurunca, oğlu Max’le yarışacak bir yarışmacı yapıp eğitmek için birlik olur. Charlie ve Max, geri dönmek için son bir şans daha elde etmişlerdir.
Henüz 10 yaşında olan, sıkıcı ve durgun bir kasabada yaşayan Victor’un eğlenceli, macera dolu ve komik hikayesi. Victor, yaz aylarını en iyi arkadaşları Jacob, Clara ve köpekleri Sosis ile muziplik yapıp, büyükleri kızdırarak geçirir. Bir gün kasabaya gezici bir sirkin gelmesiyle olaylar değişir. Sirkin sahibi “Cannonball King”in son gösterisini yapacağını ve herkesin bu son gösteride çıkıp kendi yeteneğini gösterebileceğini söyler. Ne var ki Victor, kasabanın en çirkin ve kötü kişisi Freddy Frogface’in hedefidir ve ödül için de rakiplerdir. Acaba Victor ve arkadaşları Freddy’nin bu hain planlarının önüne geçebilecekler midir? Sirkteki gösteriye o engellemeden katılabilecekler midir? Victor ve arkadaşları Freddy’yi devre dışı bırakıp, ona çocukların da kendilerini savunabileceklerini gösterebilecekler midir?
Polislerden kaçan bir çete mühürlü bir köşk bulur, mühürü söküp girip saklanırlar. Evde lanetli ruhlar vardır. Çete elemanları için ölüm kalım mücadelesi başlar, günahlarının bedeli bu dünyada ödenecektir.
Aslan yavrusu Simba, kral olmak için can atmaktadır. Ama kıskanç amcası Skar’ın tahta geçmek için plânları vardır ve Simba’nın krallıktan sürülmesini sağlar. Yalnız ve başıboş kalan Simba, Timon ve Pumbaa’yla arkadaş olur ve onların tasasız yaşam tarzını benimser. Simba, sorumluluklarını ihmal ettiğini farkedip Pride Lands’e döner ve “Hayat Çarkı”ndaki yerini geri almaya çalışır.
Gezici Festival kapsamında, 2007 yılında, düzenlenen Kısa Film Senaryo Yarışması’nın teması “Kars” olarak belirlenmişti. Seçici Kurul, Özcan Alper’in Moto Guzzi, Zehra Derya Koç’un Kül, Ülkü Oktay’ın Zilo, Ahu Öztürk’ün Açık Yara ve Emre Akay’ın Küçük Bir Hakikat adlı senaryolarını seçti ve film ortaya çıktı.
Gizli Servisin çok özel eğitimli ajanı kendisini yetiştiren danışmanı zor duruma düşünce emekli olduğu bu tehlikeli hayata geri dönmek zorunda kalır. Fakat kadim dostunu kurtarmak için girişeceği aksiyonda karşısında en az kendisi kadar yetenekli bir diğer ajan ve iyi yetiştirilmiş üç özel katili alt etmek durumundadır.
Yusuf’un karısı Aslı akciğer hastalığı yüzünden hastaneye yatırılmıştır. Aslı’nın ölüm korkusu ve yalnızlık duygusu öyle derindir ki kocası Yusuf’u kendi derdine ortak etmeyerek onu da başka bir yalnızlığa iter. Tam bu noktada Aslı’nın hastane odasını paylaştığı Elena çıkar karşımıza. Elena ülkesinden uzakta yaşam mücadelesi veren talihsiz bir kadındır. Aslı ile hastanede geçirdiği iki günden sonra, Yusuf’un tekrar karşısına çıkar.
Will, başarılı bir yayımcıdır. İşini bırakır, karısı ve iki kızıyla New England’ın sessiz bir kasabasına yerleşir. Ancak yeni evlerine yerleştikten bir süre sonra bu evde bir anne ve çocuklarının öldürüldüğünü öğrenirler. Bütün kasaba katilin hayatta kalan baba olduğuna inanmaktadır. Will olayı araştırmaya başlar. Tek yardımcısı ölen anne ve çocuklara çok yakın olan, komşuları Ann Peterson olur.
Alman edebiyatçı Goethe’nin ilham kaynağı olan aşk hikâyesini konu alan film, Johann Goethe’nin babası tarafından küçük bir kasabaya gönderilmesiyle başlıyor. Johann, burada sıkı çalışarak amiri Kestner ile arkadaş olur. Güzel ve çekici bir kız olan Lotte’ye âşık olunca ayakları yerden kesilir. Ancak Kestner’in de Lotte’ye olan ilgisi hepsinin hayatlarını tersyüz edecektir.
Üç lise öğrencisi genç, bir kadınla buluşmaya giderler. Ancak gittikleri yerde onları büyük bir tehlike beklemektedir: Yaşayış tarzlarını onaylamadıkları insanlara ayinleri sırasında türlü işkenceler yapmakta olan gizli bir tarikat. Tuzağa düşen gençlerin kurtulma çabaları bir dizi olayı tetikleyip, insanın içindeki kötülüğün sınırlarını teste tabi tutacaktır.
Paris’te Gece Yarısı, iş için Paris’e gelen bir aileyle sonbaharda evlenecek olan nişanlı iki gencin bu şehirde başlarına gelen ve hayatlarını değiştirecek maceralarını anlatan bir romantik komedi. Film, genç bir adamın bir şehre, Paris’e duyduğu büyük aşk ve insanların kendilerininkinden farklı hayatların daha iyi olduğu kanısı ile ilgili.
Kate Reddy, bir finansal yönetim firmasında çalışırken kocası Richard ve iki çocuğuna zaman ayırmaya çabalamakta, işi ve evi arasında denge kurmaya uğraşmaktadır. Bekâr arkadaşları onun bu enerjisini anlamakta zorlanmaktadır. Kate, New York’a sık sık geziler gerektiren önemli bir müşteri portföyü teslim aldığında hayatları daha da karmaşık bir hale gelir.
Kasabalarda hayat, bozkırın ortasında sürdürülen yolculuklara benzer. Her tepenin ardında “yeni ve farklı bir şey” çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollar…
Son sınıf öğrencisi Charlie’nin esrarengiz yabancı Jerry ile komşu olmasıyla birlikte belâ kapasını çalar. Jerry, ilk etapta harika biri gibidir ama onda bir tuhaflık vardır. Alışılmadık şeylere şahit olan Charlie çok doğru bir sonuca varır: Jerry, mahallede avlanan bir vampirdir. Doğruyu söylediğine kimseyi inandıramayan Charlie, canavardan kurtulmanın bir yolunu bulmak zorundadır.
SİYAD üyesi deneyimli kalemler vizyonu 5 üzerinden notluyor... Yıldızlı Pekiyi, her hafta sizinle!
Marc Webb'in yönettiği, başrollerini Johnny Depp, Madelyn Cline ile Penélope Cruz’un paylaştığı Karanlıktan Gelen'den (Day Drinker) ilk fragman geldi. Karanlık atmosferi ve yüksek tempolu gerilim diliyle dikkat çeken film Türkiye'de 02 Nisan 2027'de gösterime girecek.
Sinema tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Çekimlerine 15 Ekim'de başlanan Ölüm Bizi Ayırana Dek” dizisinin oyuncu kadrosuna Sümeyra Koç da katıldı. Serdar Gözelekli’nin yönettiği, Aslı Zengin ile Banu Zengin Tak’ın yazdığı 10 bölümlük dizide Koç, Kerem'in eşi İpek'i oynayacak.
Anne, ünlü bir film yapımcısı olan kocası Michael ile Cannes'da bulunmaktadır . Festival sona ererken, kocasıyla birlikte Paris'e yapmayı planladıkları tatilin, önce Budapeşte'ye gitmeleri gerektiği için biraz erteleneceğini öğrenir . Paris'e uçmayı planlarlar, ancak pilot Anne'in kulak enfeksiyonu nedeniyle uçmamasını önerir.
Baba Zula’nın filme yazdığı müzikleri yeterli bulmayan Derviş Zaim, Şenol Filiz-Birol Yayla ikilisinin Bab-ı Esrar albümünden de parçalar alıyor. Hatta bu parçaların sayısı Baba Zula’nınkileri aşıyor. Filiz ile Yayla, istemleri dışında işin içine giriyor açıkçası. 1995 tarihli ikinci albümleri Bab-ı Esrar’daki şarkıların bir bölümünün Tabutta Rövaşata filminde kullanılması albümün tanıtımına önemli katkıda bulunuyor aslında. Özellikle Bab-ı Esrar parçası çok dikkat çekiyor, filmle özdeşleşiyor.
Haftanın filmleriyle ilgili sinema eleştirmenleri köşelerinde neler yazdı; nelere dikkat çekti. İşte eleştirilerden özet bölümler: