Kahire, 2013 yazı. Devrimin üzerinden 2 yıl geçmiş, Mısır’da hayat normale dönmemiştir. Mursi’nin devrilmesiyle de ülke yeniden kaynama noktasına ulaşır ve insanlar tekrar sokaklara dökülür. Bu kaosun ortasında polisin gözaltına aldığı bir grup insan bir kamyonette bir gün boyunca mahsur kalır. Farklı geçmişleri, inançları ve hayatları olan bu bir grup insan, yaşadıkları zorlu sınavı atlatmak için insan olduklarını hatırlayabilecekler midir?
Eamon Bailey’in kurucusu olduğu Circle, çok güçlü ve büyük bir teknoloji şirketidir. Şeffaflığın ve mahremiyetin olmadığı, her anın kayıtlara geçtiği ve tüm dünyanın sizi izleyebildiği bir sistemi insanlar üzerinde uygulayan şirket yeni ve uygun denekler aramaktadır. Mae, bir Çağrı Merkezi’nde çalışan sıradan bir Amerikalıdır. Çalışkanlığıyla kısa zamanda Bailey’in dikkatini çeken Mae daha önce denenmemiş büyük bir deney için seçilir.
Film, deneysel bir ilaç araştırmasına katılan birkaç üniversite öğrencisinin beklenmedik bir yan etki dolayısıyla nasıl öldürüleceklerini görmelerinin ve gördüklerinin gerçekleşmeye başlamasını anlatıyor. Kendi ölüm günlerini atlatmak için hamleler yapmaya çalışırlarken, katilin aralarında olduğunu ve kendileri gibi geleceği görebildiğini fark ederler. Hayatta kalma yarışında bir adım önde olan hep O’dur.
Film, sinema bölümü okuyan dört öğrencinin gerçek olay ve söylentiler üzerine tamamen terk edilmiş bir köye yaptıkları gezi ve orada başlarına gelen korkunç olayları konu almaktadır. Tüm yaşananlar gençler tarafından tek bir kamera tarafından kaydedilmiştir. İhbar üzerine olay yerine giden polis amirine teslim edilen bu kamera tüm gerçekleri göz önüne serecektir.
Ejder Kalender, 25 yaşlarında en büyük ideali oyuncu olmak olan bir gençtir. Bodrum’da bir kablolu TV bayisinde çalışmaktadır. Bir gün gazetede, en çok sevdiği dizinin yapımcısı Barış Savaş’ın ve ünlü oyuncu Metin Leylek’in Bodrum’daki yazlıklarına geleceği haberini okur. Hemen bir plan yapıp, hayatlarına dahil olur. Aksiliklerle dolu geçirilen bir gecenin sonunda, Ejder istediğini alabilecek midir orası bilinmez.
1970’li yıllar, İstanbul. Duvarcı ustası Tahir Özütemiz müteahhitliğe terfi etmiş ve İstanbul’un sosyetik semti Şişli’ye taşınmıştır. Eşi Bedriye bu taşınmaya ayak uydurmuş, tam bir sosyete kadını olup çıkmıştır. Ama aile büyüğü Dede, İstiklal savaşı gazisi onbaşı Hacı Arif bu değişikliğe ayak uyduramamıştır. O, torunları İhsan ve sonra Emine’nin dinini bilen insanlar olarak yetişmelerini istemektedir.
Oğuz, kariyerinin en tepesindeyken ani bir kararla senaristliği bırakır. Oğuz, tek dert ortağı eski yönetmen Ertem’le sırlarını paylaşmaktadır. Oğuz ve arkadaşları, geçirdikleri kötü bir gün ve gece sonunda aniden evde uyanırlar. Gecenin nerede ve nasıl geçtiği hakkında fikirleri yoktur ama hepsinin işleri bir anda aniden açılır, üst üste teklifler gelmeye başlar. Hatırlamadıkları o gece sonucu bütün hayatları değişmiştir.
Rodrigues ve Garrpe adındaki iki misyoner; Japonlar tarafından hapsedilen akıl hocaları Ferreira´yı bulmak için her şeyi göze alarak Japonya´ya doğru bir yolculuğa çıkmaya karar verirler. Bir yanda insanlarla, diğer yanda inançlarıyla mücadele eden iki papaz, samuraylar tarafından şiddet ve işkenceye maruz kalırlar.
Bir mezbahada yöneticilik yapan ve pek de konuşkan sayılmayan Endre´nin hayatı, mezbahayı denetlemek için gelen Maria´nın ortaya çıkması ile tamamen değişir. Endre, görür görmez etkilendiği Maria´ya karşı olan duygularını kendine bile söyleyemez. Maria´nın kılı kırk yaran tavrı da bu durumu kolaylaştırmamaktadır. Fabrikada gerçekleşen hırsızlık olayının soruşturması devam ederken bu iki insan aslında her gece kimsenin bilmediği bir alemde buluşmaktadır.
1990’larda Türkiye’de rock dünyasına damgasını vurmuş Blue Blues Band’ın hikâyesini beyazperdeye aktaran Blue belgeseli ile grubun davulcusu Kerim Çaplı’nın kaydettiği söylenen ama hiç yayınlanmamış olan kayıp albümünün İstanbul’da bulunuş hikâyesine de tanıklık edeceğiz. Ayrıca bu belgesel için Amerika’ya kadar giden belgesel film ekibi, nihayetinde şehir efsanesi gibi yıllardır konuşulan Kerim Çaplı bestelerinin kayıtlarına da ulaştı.
Chris başlangıçta ailenin aşırı uyumlu davranışlarını kızlarının farklı ırktan biriyle olan ilişkisiyle başa çıkmak için endişeli çabalar olarak yorumlar. Ama hafta sonu ilerlerken giderek daha da rahatsız edici bir hal alan bir dizi olay, Chris´i aklının ucuna bile gelmeyecek bir gerçeğe götürür.
Willie, Joe ve Al, hayatları boyunca yakın arkadaş olmuş bir üçlüdür. Emeklilik fonları kurumsal bir kazaya kurban gittiğinde, hayatlarında ilk defa dürüst ve ahlaklı yaşamlarından ayrılmaya karar verirler. Umutsuzca faturalarını ödemeye çalışan ve sevdiklerini hayal kırıklığına uğratmak istemeyen bu üçlü, tüm riski üstlenerek, paralarını alıp kaçmak için bir bankanın kapısına dayanırlar.
1925 senesinde, Percy Fawcett Amazon ormanlarına giderek köklü bir uygarlık bulup tarihin en önemli keşfini yapmak ister. Avrupalılar dünyanın en büyük ormanı olan Amazon´da El Dorado adında bir krallık olduğuna ve sayısız gezginin bu krallığı bulmak amacıyla yola çıkıp öldüklerine inanırlar. Fawcett oğluyla bu krallığın varlığını kanıtlamak ister.
Sıradan bir yaşamı olan genç Max McGrath´in hayatı Steel ile tanışmasıyla değişecektir. Max´in içinde var olan doğaüstü güçler, Steel´in rehberliğiyle ortaya çıkacaktır. Muazzam yeteneklerle donatılan Max ve arkadaşı Steel beraber gizemli maceralara atılacak ve dünyayı tehdit eden karanlık güçlere karşı savaşacaklardır.
Zer, birbirlerine yabancı bir babaanne ve torun olan Zarife ve Jan’ın hikâyesi. Zarife kanser tedavisi için New York’a getirildiğinde birbirlerini tanımaya başlayacaklardır. Yıllar sonra aralarında kurdukları bağlar, Zarife aniden ölünce kopar. İşte o zaman, Jan babaannesinin ölüm döşeğindeyken kendisine söylediği şarkıyı bulmak ve köklerinin izini sürmek için Dersim’e doğru uzun bir yolculuğa başlar.
İl olma yolundaki küçük bir beldede başkanlık seçimlerine aday olan Peker Mengen, beldeye gelen Başbakanı karşılama töreninin kontrolünü kaybeder ve sonrasında Amerika ile savaşa girer. Ülke sınırlarından atılan 5000 nüfuslu beldede yeni bir cumhuriyet kurmak zorunda kalan Peker Mengen bir yandan Amerika ile uğraşırken bir yandan da yeni bir ülke kurmanın zorluklarıyla karşılaşır ve bu uğurda bir uzaylıdan bile yardım alır.
Yusuf ile Ali, cennetteki arkadaşları Ahmet´e seslerini duyurmak için ellerinden geleni yaparlar. Göğün 7. katına çıkmak için köylülerden akıl alan ikili köyü birbirine katıp, maceradan maceraya atılırlar.
Maşa adında küçük bir Rus kızı ile sirkten emekli Mişka adında bir ayı arasındaki maceralar. Çocuklar için özel yapılan ve ilk kez İnteraktif sinema deneyimi yaşatacak olan filmde Doğukan Manço ve Aydilge de yer aldılar ve filmde seyirciye birçok güzel sürpriz hazırladılar.
Bir Virginia banliyösünde, Şerif Burke yaptığı araştırma sırasında korkunç bir olay yeri keşfeder. Bir ailenin evinde üçlü cinayet gerçekleşmiştir. Bodrum katında da dördüncü cesedi bulurlar. Kimliği belirlenemeyen bu dördüncü cesede geçici olarak Jane Doe adını verirler. Tecrübeli tıbbi tetkikçi Tommy Tilden ve sertifikalı tıbbi teknisyen olan oğlu Austin, Tilden Morgu’na götürdükleri cesedi incelemeye başlarlar.
Hüznü ve komediyi harmanlayan film, yaşam koşullarına boyun eğen, sessiz ve pısırık bir adam olan Müfit’in, başına gelen talihsiz bir olay ile baş kaldıran bir anti kahramana dönüşmesini ve yaşamın güzelliklerini keşfetmesini konu alıyor.
SİYAD üyesi deneyimli kalemler vizyonu 5 üzerinden notluyor... Yıldızlı Pekiyi, her hafta sizinle!
Dünyanın en güçlü insanı Digger Rockwell'in, kendi tetiklediği global bir felaketi "insanlığın kurtarıcısı" rolüne bürünerek önlemeye çalışmasının anlatıldığı, Alejandro Gonzalez Inarritu'nun yönettiği, Tom Cruise , Riz Ahmed, John Goodman'ın önemli rolleri üstlendiği Digger'dan fragman geldi.
Sinema tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Bir Zamanlar Hollywood'da (Once Upon a Time in Hollywood) filminden sekiz yıl sonra, Brad Pitt, David Fincher'ın yönettiği ve Quentin Tarantino'nun senaryosunu yazdığı, 1977 Los Angeles'ında geçen yeni Netflix filmi The New Misadventures of Cliff Booth'da Booth rolüyle beyazperdeye Oscarlık bir dönüş yapıyor.
Hirayama, Tokyo'daki umumi tuvaletlerin bakımını yaparak geçimini sağlar. Sıradan bir yaşam süren Hirayama’nın müziğe, kitaplara ve fotoğrafını çekmeyi sevdiği ağaçlara tutkusu vardır. Bununla birlikte, bir dizi beklenmedik karşılaşma, yavaş yavaş geçmişi hakkında daha fazla şey ortaya çıkarır...
Baba Zula’nın filme yazdığı müzikleri yeterli bulmayan Derviş Zaim, Şenol Filiz-Birol Yayla ikilisinin Bab-ı Esrar albümünden de parçalar alıyor. Hatta bu parçaların sayısı Baba Zula’nınkileri aşıyor. Filiz ile Yayla, istemleri dışında işin içine giriyor açıkçası. 1995 tarihli ikinci albümleri Bab-ı Esrar’daki şarkıların bir bölümünün Tabutta Rövaşata filminde kullanılması albümün tanıtımına önemli katkıda bulunuyor aslında. Özellikle Bab-ı Esrar parçası çok dikkat çekiyor, filmle özdeşleşiyor.
Haftanın filmleriyle ilgili sinema eleştirmenleri köşelerinde neler yazdı; nelere dikkat çekti. İşte eleştirilerden özet bölümler: