Alexandre Dumas klasiği Üç Silahşörler´e yeni bir yorum. Bilimkurgu ve aksiyon filmleriyle ünlenmiş Paul W.S. Anderson´ın yönettiği yeni Üç Silahşörler ilginç sahneleriyle fazla seyirci toplayacağa benzer.
Cepheden Saddam Hüseyin’in sarayına çağrılan Iraklı teğmen Latif Yahya, Saddam Hüseyin’in oğlu Uday Hüseyin’in dublörü olması emredilince, kendini kraliyet ailesinin üst kademelerinde buluverir. Kendisinin ve ailesinin hayatının bahis konusu olması üzerine, Latif, Uday Hüseyin gibi yürümeyi, konuşmayı ve davranmayı öğrendikçe, önceki kişiliğinden ödün vermek zorundadır.
Nefsine yenilmeyen bir irade, baba şefkati ile dolu onurlu bir kahraman. Bilgi ve tecrübesini genç nesillere aktaran savaşçı bir bilge. Zulmün emrinde olmanın çelişkisini yaşayan güçlü bir ajan. Masum ama bilinçli, kendini yalnız bırakan, kaderini azme dönüştüren baba özlemi ile tutuşan bir genç kız. Gençlerin hal ve davranışları ile özenecekleri örnek gençler. Aksiyon çağın savaşçıları. Ve yarınlar için umut.
Kate, Antartika’da buzulların içine gömülmüş bir uzay gemisi bulan Norveçli bilim adamlarına katılır. Çok uzun zaman önce çarpışmanın etkisiyle ölen bir yaratık bulur. Ancak buldukları ŞEY uyanmak üzeredir. Kate takımın hayatını kurtarmak için pilotu Carter’la işbirliği yapar. Ancak ŞEY dokunduğu her şeyi taklit edebilmekte ve insanları birbirine düşürmektedir.
Birlikte büyüyen Mitch ve Dave, çok yakın iki arkadaştır ama yıllar içinde yavaş yavaş birbirlerinden kopmuşlardır. Dave evli, üç çocuk babası ve çok çalışan bir avukatken, Mitch hiç evlenmemiş, doğru düzgün çalışmayan bir erkek çocuktur. Dışarıda içerek geçirdikleri bir gecenin ardından, Mitch ve Dave birbirlerinin bedenlerinde uyanınca iki arkadaşın dünyaları altüst olur.
2. Dünya Savaşı günlerinde Avrupa´da zulüm gören, oradan oraya sürülen, kamplara kapatılan Museviler´e farklı ülkelerdeki elçiliklerde, konsolosluklarda görev yapan Türk diplomatları yüzlerce Musevi´yi soykırımdan kurtardı. Kamplardan, trenlerden kurtarılan Museviler Türk diplomatlar tarafından vatandaşlığa geçirilip pasaport verildi ve Türkiye´ye gönderildi. .
Emma, işçi sınıfından bir aileden gelen prensipli bir kızdır. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeyi düşler. Dexter ise çapkın bir zengin çocuğudur. Onun düşü, dünyayı kendi oyun parkına çevirmektir. Üniversiteden mezun oldukları gün tanışan zıt kutuplardaki bu iki insan, birlikte geçirdikleri bir günden sonra hayat boyu sürecek bir arkadaşlığa adım atarlar.
Dışarıdan bakıldığında Cal Weaver´ın (Steve Carell) kusursuz bir hayatı vardır: mükemmel bir işe, harika bir eve sahiptir ve gençlik aşkı karısı olmuş, ona sevimli çocuklar vermiştir. Fakat Cal´in gördüğü Amerikan rüyasından karısı Emily´nin (ulianne Moore) onu aldattığını ve dahası ayrılmak istediğini öğrenerek uyanır.
Paul Soames, Pearl Harbor baskından 4 ay sonra Japonya´nın kontrolünde olan Şangay´a gelir. Kaybolan arkadaşının öldüğünü öğrenen Soames, bu ölümün arkasındaki sırları araştırırken, hem aşık olacak hem de kendi hükumetinin sakladığı çok daha fazla gizli gerçek olduğunu da keşfedecektir... 1940´lardaki komplo teorileri gerçekten akıl almaz ölçülerdedir...
Anna Marchant, bir seri katilin saldırısından canlı kurtulduktan sonra "yüz körlüğü" (Prosopagnosia) hastalığına yakalanan genç bir kadındır. İnsanların yüzlerini tanıyamayan, en yakınlarını, hatta kendi yüzünü bile aynada ayırt edemeyen Marchant bu durumla başa çıkmaya çalışsa da, yitirdiği her görüntüde katil ona bir adım daha yaklaşmaktadır...
Filmde Hugh Jackman, 2,5 metre boyunda 900 kiloluk robotların ringlere çıkmasıyla ünvan kazanma şansını kaybeden dövüşçü Charlie’yi canlandırıyor. Artık küçük çaplı bir organizatör olan Charlie, bir yer altı boks ringi için hurda metalden kalitesiz robotlar yaparak geçimini sağlamaktadır. Charlie dibe vurunca, oğlu Max’le yarışacak bir yarışmacı yapıp eğitmek için birlik olur. Charlie ve Max, geri dönmek için son bir şans daha elde etmişlerdir.
Henüz 10 yaşında olan, sıkıcı ve durgun bir kasabada yaşayan Victor’un eğlenceli, macera dolu ve komik hikayesi. Victor, yaz aylarını en iyi arkadaşları Jacob, Clara ve köpekleri Sosis ile muziplik yapıp, büyükleri kızdırarak geçirir. Bir gün kasabaya gezici bir sirkin gelmesiyle olaylar değişir. Sirkin sahibi “Cannonball King”in son gösterisini yapacağını ve herkesin bu son gösteride çıkıp kendi yeteneğini gösterebileceğini söyler. Ne var ki Victor, kasabanın en çirkin ve kötü kişisi Freddy Frogface’in hedefidir ve ödül için de rakiplerdir. Acaba Victor ve arkadaşları Freddy’nin bu hain planlarının önüne geçebilecekler midir? Sirkteki gösteriye o engellemeden katılabilecekler midir? Victor ve arkadaşları Freddy’yi devre dışı bırakıp, ona çocukların da kendilerini savunabileceklerini gösterebilecekler midir?
Polislerden kaçan bir çete mühürlü bir köşk bulur, mühürü söküp girip saklanırlar. Evde lanetli ruhlar vardır. Çete elemanları için ölüm kalım mücadelesi başlar, günahlarının bedeli bu dünyada ödenecektir.
Aslan yavrusu Simba, kral olmak için can atmaktadır. Ama kıskanç amcası Skar’ın tahta geçmek için plânları vardır ve Simba’nın krallıktan sürülmesini sağlar. Yalnız ve başıboş kalan Simba, Timon ve Pumbaa’yla arkadaş olur ve onların tasasız yaşam tarzını benimser. Simba, sorumluluklarını ihmal ettiğini farkedip Pride Lands’e döner ve “Hayat Çarkı”ndaki yerini geri almaya çalışır.
Gezici Festival kapsamında, 2007 yılında, düzenlenen Kısa Film Senaryo Yarışması’nın teması “Kars” olarak belirlenmişti. Seçici Kurul, Özcan Alper’in Moto Guzzi, Zehra Derya Koç’un Kül, Ülkü Oktay’ın Zilo, Ahu Öztürk’ün Açık Yara ve Emre Akay’ın Küçük Bir Hakikat adlı senaryolarını seçti ve film ortaya çıktı.
Gizli Servisin çok özel eğitimli ajanı kendisini yetiştiren danışmanı zor duruma düşünce emekli olduğu bu tehlikeli hayata geri dönmek zorunda kalır. Fakat kadim dostunu kurtarmak için girişeceği aksiyonda karşısında en az kendisi kadar yetenekli bir diğer ajan ve iyi yetiştirilmiş üç özel katili alt etmek durumundadır.
Yusuf’un karısı Aslı akciğer hastalığı yüzünden hastaneye yatırılmıştır. Aslı’nın ölüm korkusu ve yalnızlık duygusu öyle derindir ki kocası Yusuf’u kendi derdine ortak etmeyerek onu da başka bir yalnızlığa iter. Tam bu noktada Aslı’nın hastane odasını paylaştığı Elena çıkar karşımıza. Elena ülkesinden uzakta yaşam mücadelesi veren talihsiz bir kadındır. Aslı ile hastanede geçirdiği iki günden sonra, Yusuf’un tekrar karşısına çıkar.
Will, başarılı bir yayımcıdır. İşini bırakır, karısı ve iki kızıyla New England’ın sessiz bir kasabasına yerleşir. Ancak yeni evlerine yerleştikten bir süre sonra bu evde bir anne ve çocuklarının öldürüldüğünü öğrenirler. Bütün kasaba katilin hayatta kalan baba olduğuna inanmaktadır. Will olayı araştırmaya başlar. Tek yardımcısı ölen anne ve çocuklara çok yakın olan, komşuları Ann Peterson olur.
Alman edebiyatçı Goethe’nin ilham kaynağı olan aşk hikâyesini konu alan film, Johann Goethe’nin babası tarafından küçük bir kasabaya gönderilmesiyle başlıyor. Johann, burada sıkı çalışarak amiri Kestner ile arkadaş olur. Güzel ve çekici bir kız olan Lotte’ye âşık olunca ayakları yerden kesilir. Ancak Kestner’in de Lotte’ye olan ilgisi hepsinin hayatlarını tersyüz edecektir.
SİYAD üyesi deneyimli kalemler vizyonu 5 üzerinden notluyor... Yıldızlı Pekiyi, her hafta sizinle!
Christopher Nolan’ın merakla beklenen yeni filmi Odyssey'in Türkçe alt yazılı ve dublajlı fragmanı yayınlandı. 17 Temmuz 2026’da Türkiye'de gösterime girecek Odyssey’de Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Lupita Nyong’o, Zendaya ve Charlize Theron rol alıyor.
Sinema tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Audrey Niffenegger'in çizgi romanından uyarlanan, Alice Rohrwacher 'ın yönettiği The Burnt Orange Heresy filminin çekimleri İtalya Stromboli adasında başladı. Filmde Mick Jagger, hikayenin kilit isimlerinden biri olan Strombolicchio deniz fenerinin bekçisini canlandıracak. Jagger, Josh O'Connor'ın canlandırdığı Kyo'nun babası olacak ve filmin üç ana kız kardeşi de Kyto'nun etrafında şekillenecek. Bu kız kardeşler Jessie Buckley, Dakota Johnson ile Saoirse Ronan. Oyuncu kadrosunda ayrıca Isabella Rossellini de yer alıyor.
CODE INCONNU: RECIT INCOMPLET DE DIVERS VOYAGES/ YÖNETMEN: Michael Haneke/ OYUNCULAR: Juliette Binoche, Thierry Neuvic, Bruno Todeschini/ GÖRÜNTÜ: Jürgen Jürges/ MÜZİK: Giba Goncalves/ 2020, Fransa-Romanya-Almanya/ 117 dakika. TRT 2 15.00 02 ŞUBAT 2026 Bir an, bir yerde, bir şey olur ve birbirlerinden tamamen yabancı insanlar kesişirler. Dilenci bir kadın elini uzatır ve o sırada oradan geçen bir genç, onun avucuna bir kağıt parçası bırakır. Bunu gören bir başkası araya girer ve kesişim başlar.
Baba Zula’nın filme yazdığı müzikleri yeterli bulmayan Derviş Zaim, Şenol Filiz-Birol Yayla ikilisinin Bab-ı Esrar albümünden de parçalar alıyor. Hatta bu parçaların sayısı Baba Zula’nınkileri aşıyor. Filiz ile Yayla, istemleri dışında işin içine giriyor açıkçası. 1995 tarihli ikinci albümleri Bab-ı Esrar’daki şarkıların bir bölümünün Tabutta Rövaşata filminde kullanılması albümün tanıtımına önemli katkıda bulunuyor aslında. Özellikle Bab-ı Esrar parçası çok dikkat çekiyor, filmle özdeşleşiyor.
Haftanın filmleriyle ilgili sinema eleştirmenleri köşelerinde neler yazdı; nelere dikkat çekti. İşte eleştirilerden özet bölümler: