Günün TV Filmi

CENNETİ BEKLERKEN

04 Kasım 2026 Çarşamba 05:40

YÖNETMEN: Derviş Zaim/ OYUNCULAR: Serhat Tutumluer, Melisa Sözen, Mesut Akusta, Nihat İleri/ SENARYO: Derviş Zaim/ GÖRÜNTÜ: Mustafa Kuşçu/ MÜZİK: Derviş Zaim, Rahman Altın/ 2005, Türkiye-Macaristan/ 107 dakika.

TRT 2  21.30

UĞUR VARDAN/RADİKAL

Derviş Zaim ve karakterlerinin sanata olan tutkusu sürüyor. 'Filler ve Çimen'de ebru, 'Çamur'da ise heykel, öykünün önemli unsurlarından biriydi. Bu kez minyatür tutkusu, filminin arka planını oluşturuyor. 'Cenneti Beklerken, aslında 'Filler ve Çimen'e yakın yakın bir çalışma; Osmanlı döneminin siyasi karmaşası ve iktidar güçleri arasındaki çatışma anlatılırken aynı zamanda bir sanatçının da kendi rotasını bulma çabası hikâyenin omurgasını oluşturuyor. Dolayısıyla bu kez sanat meseleye daha bir hâkim. Ayrıca filmin görselliği ve öyküyü aktarırken sırtını dayadığı grafik anlatım da, özel bir çabanın ürünü. Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda 'Cenneti Beklerken'in sinemamız adına bir ilk olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin hareketli minyatürlerle anlatım hem zekice, hem de çok hoş. Ayrıca, kostüm tasarımları açısından da dönemin görsel ifadesinin en doğru tablolarla karşımıza geldiğini görüyoruz.

Aydın-asker çatışması
Ama biliyoruz ki sinemada bütün yan unsurlar, bir öze, anlatılan hikâyeye hizmet eder. 'Cenneti Beklerken'in bence şöyle bir problemi var; hikâye dağınık, ama onun ötesinde film boyunca etrafta uçuşan entelektüel fikirler ve çabalar, sanki senaryodan peliküle aktarılırken zorlanılmış. Metin, Batı resmi ve Doğu sanatıyla alışverişe dikkat çekmek, yönetmen Zaim'in de söyleşilerinde vurguladığı gibi 'medeniyetler çatışması'na, kendince katkıda bulunmak istiyor. Lakin karakterlerde bir problem var gibi. Öyküyü iki ana tipleme, sanatçı ve asker taşıyor. Bu, modern Türk siyasetinin de temel meselesi zaten. Malum, Mustafa Kemal'in kurduğu bu cumhuriyette asker aynı zamanda aydın da olmak zorunda ama ne yazık ki bütün darbeler önce aydının kellesini istedi ve aldı. Filmde gelince, aralarında öğrencilik döneminden kalan bir husumet bulunan nakkaş Eflatun'la vezirin eli silahlı adamı Osman arasındaki çekişme, bazen inandırıcılık sorunu yaşıyor. Siz, liseden beri kızdığınız arkadaşınıza adım başı tekme tokat girişir misiniz? Osmanlı'da da kelle almanın bir adabı vardı bildiğim kadarıyla. Bir başka inandırıcılık sorunu da nakkaş Eflatun karakterinde. Osmanlı'da sanat devletin tekelindeydi. Sanatçıyı koruyan, kollayan ve maaşını veren saraydı. Dolayısıyla yetenekli bir nakkaşın, ekmek yediği kuruma karşı birdenbire Anadolu isyancılarının yanında yer alması, evet olabilir, ama film bu konuda ikna edici değil. Çünkü önümüze sürdüğü karakterde anarşizmin a'sı yok. Sadece insan sureti çizerken 'hak yoldan' ayrılıyor, onun dışında korkak bir çizer portresi var karşımızda.
Oyunculuklara gelince 'Filler ve Çimen'in sonuçta intiharı seçen polisi Mesut Akusta, burada da akılda kalıcı bir performans sergiliyor, ekibin geri kalanı için aynı şöyleri söylemek ne yazık ki mümkün değil. Sadece Nihat İleri, bağırarak konuşuyor ve bu yolla ön plana çıkıyor.
Zaim, kuşağının entelektüel isimlerinden. Sanata hâkim ve tarihin süzgecinden geçirdiği hikâyeleri, günümüz dünyasına bağlama konusunda özel bir çabası var. Bu filmdeki çok özel emeklerin daha iyi bir filme hizmet etmesini ve bizi, daha fazla ikna edici bir hikâyeyle buluşturmasını isterdim.

 



Diğer Haberler

YEŞİL ERİK MEVSİMİ
YEŞİL ERİK MEVSİMİ
03 Kasım 2026 Salı 04:28