Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

13 EYLÜL 2013

12 Eylül 2013 Perşembe 21:35
Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

Yedi yeni yapıma merhaba diyen 13 Eylül haftasının, izleme şansı bulamadığımız filmleri, üç boyutlu animasyon ‘Turbo’ ile iki yerli yapım, korku türündeki ‘Şeytan-ı Racim’ ve romantik aşk filmi ‘Neva’. Hemen her türü kapsayan yeni vizyonun diğer dört filmi ise notlarımız arasında. İçinizde yaşayan sinemadan çıkmış insana sıkı sıkıya sarılmayı ihmal etmeyin sakın. Herkese iyi seyirler!

PIRILTILI HAYATLAR
Sofia Coppola, beşinci uzun metrajında, yine uğraştığı ve didiklediği meselelerle buluşturuyor bizleri. Ün, şöhret, kapitalizm ve aldatıcı, yalancı bir kalabalığın arasında yok olup giden küçük insan ve hızla artan insan deformizmi. Küçük, sıradan insana ait bu son sürat deformasyonu, yine çıldırmış bir kapitalizm fonunda, hastalıklı, arızalı bir toplum analiziyle yansıtıyor perdeye. Ün ve maddiyat takıntılı genç kuşağın, ‘sistem’ kurbanlarının acıklı hali. Sosyeteden, Hollywood figürlerinden çalarak onlar gibi olmak! Sosyal elitlerin, sosyete ikonlarının ve popüler Hollywood figürlerinin Los Angeles’taki evlerinden milyonlarca dolarlık eşya çalan bir grup gencin yaşanmış öyküsü. İbretlik bir toplumsal hikaye, gençlerin ve ailelerinin, geniş bir sınıfın röntgeni işin aslı. Nancy Jo Sales’in 2010 Mart ayında Vanity Fair’de yayımlanan ‘The Suspects Wore Louboutins’ başlıklı makalesinden yine Coppola tarafından uyarlanmış perdeye düşündürücü dram. Pairs Hilton, Lindsay Lohan, Orlando Bloom, Megan Fox ve daha pek çok sayıda ünlünün evlerine gizlice girip, onlara ait değerli eşyaları çalan gençler. Ünü, şöhreti ve markaları takıntılı hale getiren hırsız gençlerin hikayesi, sarsıcı. ‘Harry Potter’ serisinin ‘Harmonie’si Emma Watson’a yine yetenekli bir grup genç oyuncu eşlik ediyor. Duyarsız, ilgisiz aileler, kolay para, marka, uyuşturucu ve geniş bir boşlukta kaybolmuş, kimliksiz gençler ve bilinçsiz bir toplum röntgeni son tahlilde Sofia Coppola’nın, Cannes Film Festivali’nin ‘belirli bir bakış bölümünde’ gösterilen yeni filmi. (3 / 5)

BU NASIL AİLE!
Küçük çaplı bir uyuşturucu satıcısı, bir striptizci, sokaklarda yaşayan, evinden kaçmış genç bir kız ve ailesinin ilgilenmediği sorunlu ve bakir delikanlı, birkaç günlüğüne bir araya gelip ‘bir aileymiş’ gibi davranmak üzere ‘şık’ bir karavanla yola düşerler. Tedarikçisine borçlanan kahramanımızın mecbur kaldığı bu plan, Meksika’dan ABD’ye sokulacak, hatırı sayılı miktarda uyuşturucu sevkiyatını kapsamaktadır. Hınzır ve muzır mizahla yüklü hoş komedi, aile kurumuna ve kurumun kıdemli memurlarına sözünü esirgemiyor! Son tahlilde ise, beraber kalmayı, sevgiyi, dostluğu ve dayanışmayı kutsuyor! Sıkı komedi ‘Wedding Crashers / Davetsiz Çapkınlar’ın yazarları Bob Fisher ile Steve Faber’in öykülerinden uyarlanan edepsiz komediyi, Rawson Marshall Thurber yönetmiş. Amerikan komedilerinin yetkin isimlerinden Jason Sudeikis ve striptiz performansıyla sürpriz yaratan Jennifer Aniston’un başrolleri paylaştığı filmde, diğer önemli rolleri, Emma Roberts, Will Poulter, ‘The Hangover / Felekten Bir Gece’ serisinin ‘Stu’su Ed Helms, Tomer Sisley, Nick Offerman ve Kathryn Hahn üstleniyorlar. ‘Sevimli Aile / National Lampoon’s’ serisinin ‘içine şeytan kaçmış biçimi’, olarak nitelendirilebilecek yapım, içten kahkahalar attırmayı ve hedefi tutturmayı başarıyor. (3 / 5)

ARINMA GECESİ
Yakın gelecekte ABD’deyiz. Suç oranı tarihin en düşük resmi rakamlarında. Ekonomik göstergeler sürekli artı vermekte. Devlet, suçu sadece geceleri, 12 saatlik süreyle resmi kılıyor. Polis aranamıyor, hastaneler hasta kabul etmiyor. Hiçbir resmi güvenlik yok ortada ve herkes kendi güvenliğini sağlamak zorunda. Üst-orta sınıftan bir aile de güvenlikli evlerinde geceyi geçirmek üzereyken, hesapta olmayan ayrıntılar, evdeki huzurlu geceyi bir kabusa çeviriyor. Bir grup saldırgan, evi istila etmek üzere ablukaya alıyorlar. Senarist kimliğiyle tanınan James DeMonaco’nun yazıp yönettiği korku-gerilim, bilimkurgudan da nasiplenmiş. Başrolde, Ethan Hawke var. Lena Headey, Rhys Wakefield ve Edwin Hodge, diğer önemli rolleri üstleniyorlar. Zeki ve parlak fikre sahip, iyi açılan fakat yürütme aşamasında sorunlar yaşayan yapım, bir şekilde izletiyor kendini. (2,5 / 5)

KARANLIK ŞERİT - MÖBIUS
Fransız yapımı, gerilim yüklü gizli ajan filmlerinin, romantizmle sıkı flörtü olarak nitelenebilir en başta! Sinemaya seksenli yılların başında adım atan, Cannes’de ‘altın palmiye’ için yarışan, Fransız Oscar’ları olarak bilinen César’ı kazanan ve Venedik’ten biri FIPRESCI olmak üzere iki ödülle ayrılan sinemacı, yazıp yönettiği casusluk dramıyla, epey bir aradan sonra, yeniden ‘perde’ demiş. Başrolleri, Oscar’lı Jean Dujardin ve özellikle ‘Quand j´étais chanteur / Şantör’le hemen herkesi kendisine aşık eden Cécile De France paylaşıyorlar. Tim Roth, kadronun artı değeri. Rus gizli servisince, Monako’ya, bir Rus iş adamını izlemek için gönderilen Moïse, hedefine; parlak finansçı Alice’i kullanarak ulaşmayı planlar. Ama işin içine duygular ve güç savaşları girince, bilinen her şey şekil değiştirir. Kısmen başarılı ajan filmi, duygusal yana ağırlık vererek dengede kalıyor. Eksi yönleri, terazinin diğer kefesinde. (2,5 / 5) MURAT ERŞAHİN





Diğer Yazılar