Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

13 ARALIK 2013

12 Aralık 2013 Perşembe 19:27
Murat Erşahin Sinemadan Çıkmış İnsan

Haftanın yeni film sayısı iki. İçinizde yaşayan sinemadan çıkmış insana sıkı sıkıya sarılın, elini asla bırakmayın. Herkese iyi seyirler. Güzel filmler, kara kışta içinizi ısıtsın!

HOBBIT: SMAUG’UN ÇORAK TOPRAKLARI
J. R. R. Tolkien, Peter Jackson, ‘Orta Dünya’ ve yeni Hobbit üçlemesinin ikinci halkası! İlk halkada, ‘Orta Dünya’nın kaderini etkilemesi muhtemel macerada, büyük karizma Gandalf ve 13 cüce savaşçıya, sevimli Hobbit Bilbo Baggins eşlik ediyordu. Yolculuk sürüyor ikinci filmde de. Bilbo Baggins, kötü ejderha Smaug ile karşı karşıya geliyor bu kez. Peşlerinde ise onları adım adım izleyen karanlık güç Sauron ve ordusu var. Bu arada, herkesten gizlediği bizim ‘ünlü’ yüzük de, Bilbo’yu tamamen ele geçiriyor. Elfler’den tanıdık Legolas ve güzel Elf savaşçısı Tauriel, yeni maceraya renk katıyorlar. İkinci bölüm, ilkine göre daha hareketli. Aksiyon dozu bir hayli yüksek. Neredeyse baş döndüren tempolu bir aksiyon üstelik. Kısacık kitaptan, her bölümü yaklaşık üçer saat süren filmler çıkarmak için, aksiyona yüklenmek normal öte yandan da. Fantastik macera, titiz sanat yönetimi ile öne çıkıyor yine. Emek büyük. ‘Yüzüklerin Efendisi’ kadar kapsamlı ve derin bir eser olmasa da, ‘Hobbit’de vaat ettiği gösterinin karşılığını veriyor. Geçiştirilmiş, eğreti duran pek bir şey yok ortada. Sadece gerçekten, biraz daha kısa olabilirmiş diye geçiriyor insan içinden ama türün ve serinin ciddi fanatiklerini düşünerek, dile gelmiyor bu tespit. Yazı ayrı. Burada, biz bizeyiz! Bir de şu, ben bir tek ‘orta dünya’ tanırım, o da; sevgili dostumuz Özgür’ün Ankara, Kızılay’da bulunan sevimli, kişilikli, sıcak kafesi. ? (3,5 / 5)

BU İŞTE BİR YALNIZLIK VAR
Renkli, temiz, modern, şehri fon alan dinamik bir romantik komedi. Bunlar, Tuna Kiremitçi’nin aynı adlı romanından perdeye uyarlanan yerli yapımın artı yanları. Eksilerine birazdan geleceğiz. Sinema yazarı ve senarist Burak Göral imzalı senaryoyu, ilk uzun metraj filmi ‘Romantik Komedi’ ile tanıdığımız reklam kökenli, ‘Ketche’ lakaplı, Hakan Kırvavaç yönetmiş. Otuzlu yaşların sonuna gelmiş müzisyen Mehmet, mutsuz ve yalnız bir adamdır. Parlak günleri, geride kalmıştır, boşanmıştır. Küçük kızı ve rock müziğidir sevdikleri, bir de komşusu ve yakın dostu Ayşe. Kendi sözleriyle, ruhunu asla satmamıştır, kirlenmemiştir Mehmet. Ayşe’nin evliliği de kötü gitmektedir. Büyük bir kavga sonucu eşi evi terk etmiş ve Mehmet, kendi sorunlarının yanına, Ayşe’nin uzun zamandır eve gelmeyen kocasını bulmayı da eklemiştir. Bu, kayıp arama süreci, iki arkadaşın arasındaki duygusal bağı, daha da güçlendirecektir. Başrolleri, Engin Altan Düzyatan ve Özgü Namal paylaşıyorlar. Müziğin geniş bir yer kapladığı öyküde, Rock müziğine gönül vermiş gerçek müzisyenler de konuk oyuncu olarak rol alıyor. Popüler bir yapım, Ketche imzası taşıyan film. Her popüler proje gibi, gişeyi hedef almış doğal olarak fakat bu noktada ciddi sorunlar çıkmış ortaya. Film, upuzun bir Vodafone reklam filmi oluvermiş. Vodafone Red tanıtımı, hatta romantik komedi arası ürün yerleştirme adeta. Filmin senaristi Burak Göral, meslektaşım, ondan da öte yakın bir dostum. Onun da bu durumdan sıkıldığını fark ettim, basın gösterimi sırasında. Gayet naif ve özenli biçimde kaleme alındığı hissi veren metne sonradan yerleştirilmiş ‘tanıtım’ sahneleri, bazı anlar meselenin ve öykünün önüne geçiyor. Burak’ın bu noktada günahsız olduğunu biliyor ve inanıyorum. Bir yapım stratejisi, bir ticari girişim bu ve popüler sinemada işler bu çağda böyle yürüyor. Dozu aşırı ama artık günümüzde doğal karşılanmalı belki! Bizim gibi ihtiyarlara yer yok anlıyorum ama öte yandan, ‘ruhumu satmadım’ diye gezinen ana kahramanın öyküsünde, perdeye yansıyan filmin ruhunu sattığını izliyorsunuz. Bu yönüyle neredeyse, Modern bir Faust hikayesi olmuş ‘Bu İşte Bir Yalnızlık Var’. Bir de filmin Rock’çılarının gündelik yaşamı, rocker kıvamında değil pek. Jiplere binip, pahalı evlerde oturuyorlar ve yaşadıkları ya da özlem duydukları hayat, ruhunu çoktan sisteme satmış bir ‘beyaz yakalıya’ daha yakın. Öte yandan, duygusal ve hüzünlü bir tona sahip olduğunu söyleyebiliriz senaryonun. Popüler bir seyirlik olarak, biçimi, anlatımı ve içi dolu kimi diyaloglarıyla, pekala birçok benzerinden daha izlenir ve eli ayağı düzgün olduğu da başka bir gerçek. (2,5 / 5)
MURAT ERŞAHİN



Diğer Yazılar