1973 tarihli Madalyonun Ters Yüzü ve 1974 şarkısı Sevenler Ağlarmış’la büyük sükse yapan 3 Hürel, artık kimseninkine benzemeyen bir soundla zirvedeydi. Haldun Hürel özel dinleyiciler kazanmış, askılı davul, kaşık, dev darbuka, çan ve teflerle kendine özgü vurmalılar sentezi yaratmıştı. Söz-müziği Feridun Hürel’e ait şarkı, yıllar sonra vasat cover yoruma karşın rağmen Haluk Levent’in ününe ün katmıştı.
Yunan müzik adamı Manos Loyzos’un bestesine Murathan Mungan’ın yazdığı sözlerle sevilen, daha sonra remiksleri yapılan Telli Telli, Yeni Türkü’yü magazin basınıyla da tanıştırmıştı. Garip bir durum oluşmuştu Yeni Türkü fotoğrafında. Bir yanda gazinolarda başka sanatçıların seslendirdiği Telli Telli’yle halay çekilip göbek titretilirken, diğer yanda şarkının sahibi Yeni Türkü ‘olanakların elverdiği ölçüde’ muhalif şarkılar dillendirmiş, ‘paşalar’a üstü kapalı göndermelerde bulunmuştu…
Petit Matin grubunun Les Garçons Arrivent Dans Les Choux (1973) şarkısının aranjmanı olan Hayırdır İnşallah’ın sözlerini Çiğdem Talu yazmış, düzenlemesini de Timur Selçuk hazırlamıştı. O dönem fazla ilgi görmeyen şarkıya Hababam Sınıfı’nın sihirli değneği değmiş, Akdora sahnelerde olmadan şöhrete ulaşmıştı.
1976 yılında kurulan Grup Stüdyo, Renato Fedi (tuşlular), Murat Malhasoğlu (gitar, tuşlular), Bedri Sahillioğlu (davul, vurmalılar), Şafak Köksalan (bas gitar) ile Recep Aktuğ’dan (vokal) oluşuyordu. Grup Stüdyo tek 45’liği Günaydın’da (söz-müzik: urat Mahlasoğlu) çeşitli dillerde günaydın anlamına gelen kelimeleri artarda söylüyordu. Yazlık mekanların havadar diskoteklerinin favori şarkıları arasına giren Günaydın’ın B yüzüne parçanın enstrümantal yorumunu koymuşlardı. Grup, bu 45’liğin ötesine geçemeden dağıldı.
Sen Gidince (beste: Ercüment Ateş), 30 şarkılık Tip Parade listesine 17. sıradan girmiş ve bir hafta sonra beşinciliğe yükselmişti. Radyoda sürekli çalan plak 20 binden fazla satmış, İtalya’da da piyasaya çıkmıştı. Bizim basına göre Sen Gidince birkaç haftada Hollanda’yı sallamıştı. Yeniden bu ülkeye davet edilmişler ve Hollanda televizyonu NOS’a çıkıp Top Pop programında şov yapmışlardı. Sen Gidince,daha sonra Hababam Sınıfı filminin unutulmaz sahnesinin yardımıyla ününe ün katmıştı.
Videoyu Avusturalyalı Russell Mulcahy (Highlander/İskoçyalı’nın yönetmeni) Güney Londra’da bir günde çekmiş ve videodan sonra şarkı 16 ülkede ‘1 numara’ya yükselmiş. Popçu diye küçümsenen Horne ile Downes 1980’de Jon Anderson ile Rick Wakeman’ın yerine Yes grubuna girmiş. Parçayı Pixies, Offspring, Radiohead, Erasure gibi isimler de coverlamış.
Dönüşüm’ün ana ilkesi şudur: ‘Anadolu’daki bağlamanın Asya sazlarından çok büyük farkı yoktur. Kaynağa inildikçe daha sağlıklı senteze ulaşma olanağı doğacağından Doğu’nun iyi incelenmesi, araştırılması gerekmektedir. Bu nedenle Asya sazlarına da, en az bağlama kadar eğilmek şarttır’… Grup ilk plağına Kiziroğlu Mustafa Bey/Havada Bulut Yok parçalarını koyar. Ozan Murat Çobanoğlu’dan dinledikleri Kiziroğlu Mustafa Bey’i kendilerine göre düzenlemişlerdir. Ağustosta yayımlanan parça büyük bir ilgiyle karşılanır ve grup 1970’in en sevilenleri arasında yer alır.
Seksenli yıllarda aerobik salonlarında en çok çalınan şarkı tartışmasız Maniac’tı. Flashdance filminin flaş parçalarından Maniac, yorumcusu ve bestecisi Michael Sembello’yu da (diğer besteci Dennis Matkosky) uluslararası yıldız yapmıştı. Aslında şarkının esin kaynağı bir psikopatı anlatan korku filmiydi. William Lustig’in 1980 tarihli Maniac filmini izleyen besteciler şarkıyı yazdıktan sonra adını da oradan almıştı. Sözler de ilginçti: ‘O manyak, kesinlikle manyak/ Kedini öldürüp kapıya çivileyecek…
Ardından da tekli Another Brick In The Wall geldi. Az tekli yapan Pink Floyd’un hiç adeti değildi albümden şarkı alıp tekli çıkarmak. Ama tam da hit olacak parçaydı ve de oldu Roger Waters parçayı gitar eşliğinde akustik hazırlamıştı. Bir dakika 20 saniye uzunluğundaki Another Brick In The Wall iki parça arasındaki geçiş esprisinde planlanmıştı. Şarkının gücünü fark eden yapımcı Bob Ezrin, Waters’dan süresini uzatmasını istemiş, ama küfrü yemişti.
Modern Folk Üçlüsü’nün bir başka hedefi de Türkiye’de o güne kadar derlenmemiş bir çocuk şarkıları repertuvarı oluşturmak ve çocukları müzik konusunda eğitmektir. Bu amaçla, Ankara televizyonunda haftada bir ‘Bu Akşam Sizlerleyiz’ adlı programı hazırlamakla yetinmeyip ilkokulları da dolaşarak müzik zevki aşılamaya çalışırlar. Çocuklarla bağlantıyı hiç kesmezler ve 1979’da ise Dünya Çocuk Yılı onuruna ‘Çocuklarımız İçin’ albümünü üretirler.
Tamamen akustik kaydedilmiş parça Simon & Garfunkel’ın ilk albümü Wednesday Morning’de yer almış ve plak sadece iki bin adet satmıştı. Büyük hayal kırıklığı yaşayan ikili de bu başarısızlığın ardından dağılmıştı. Ancak, plak şirketi pes etmeye niyetli değildi. Parçayı yeniden elektrikli gitar (Al Gorgoni), bas gitar (Bob Bushnell) ve davul (Bobby Gregg) ilave ederek kaydetmişlerdi.
Şarkıyı çıkartan Frankie Valli. Bob Crowe ile Bob Gaudio’nun bestesini grubu The 4 Seasons ile 1967’de plak yapmış ve o yıl ABD Billboard listelerinde iki numaraya kadar yükselmiş, ardından bir milyon satarak altın plak kazanmış. Valli, 1974’te My Eyes Adored You’yu piyasaya sürene dek onun en büyük hiti olarak kabul görmüş ve dünya çapında birçok sanatçı tarafından coverı yapılmış. Farklı tarihlerde de olsa hep kabul görmüş, tazeliğinden bir şey yitirmemiş.
Daha önce Kanlıca Altılısı ve ASS Ltd. adlı gruplarda birlikte müzik yapmış Nejat Yavaşoğulları (d. 1950) ile Reha Öztanyel (d.1945), TRT’nin ilk kez katılacağı 1975 Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye seçmelerine Caniko (söz-müzik: Nejat Yavaşoğulları) adlı parçayı göndermiş ve finale kalmayı başarmıştı. Yavaşoğlu yıllar önce Can Kardeş adıyla bestelediği şarkıya Eurovision için Caniko adını koymuştu. Finalde Reha-Nejat adıyla kameraların önüne geçen ikili dereceye girememişti ama, parçaları hayli sevildiğinden yarışma sonrası Caniko/Öyle Bir Aşk Hikayesi adıyla 45’lik çıkartmışlardı.
İtalyan diplomat baba ile ABDli şarkıcı anneden Beyrut’ta dünyaya gelen (18 Şubat 1960) Gazebo, müziğe 10 yaşında gitar çalarak başlamış, Seksenler’de ‘Italo Disco’ diye bir akımın İtalya’yı sardığı günlerde Masterpiece 45’liğiyle piyasaya adım atmıştı. Dünya yıldızı olmak için çok beklememiş ve 1983 tarihli ‘Gazebo’ albümünden alınan dört tekli parça Masterpiece, I Like Chopin (Almanya, Avusturya, İspanya, İsviçre listelerinde zirveye çıktı), Lunatic ve Gimmick!’le arka arkaya uluslararası listeleri altüst etmişti.
Onno Tunç 1965’te Üstün Poyraz Set Orkestrası’na katıldı. Daha sonra 1969’da Durul Gence, 1970’de Süheyl Denizci, İstanbul Gelişim orkestralarında yer aldı. Ardından kendi orkestrasını kurdu ve deneysel bir çalışma olan ilk plağı The Bracelet’i (Hoş Bilezik) 1973’te yayınladı. Orkestra, dönemin birçok iddialı albümünde çaldı ve Tunç’un 1996 yılında uçak kazasında yaşamını yitirdiği güne kadar kayıtlarda, sahne çalışmalarında ünlü isimlere eşlik etti.
Plağın soundu, sözleri iyiydi ve başarılı bulunmuştu ama, onlara bekledikleri profesyonel aşamayı sağlayamadı. Devamında çıkardıkları, aralarında Türküz Türkü Çağırırız / Güllerin İçinden (1974) 45’liğinin de bulunduğu yapıtları parasal sorunları çözemeyince ikili asıl işlerine dönmüştü. Fuat ‘Karayolları’nda çalışırken, Mazhar da Ankara Devlet Tiyatrosu’nda kadrolu sanatçı olarak oyunlarında rol almış ve TV dizilerine dublaj yapmıştı.
Üçlü birkaç 45’likten sonra gelen Arabian Nights albümüyle (ABD’de altın plak aldı) dünya çapında tanınmayı başarmıştı. Türkiye’de de çıkan albüm, hiç bilinmeyen bu grubu bir ay içinde listelerin en üst sırasına oturturken, repertuvarın iddialılarından olmamasına karşın bizde öne çıkan İstanbul (Non Constantinople) şarkısıyla çok önemsenmişti. The Four Lads grubunun 1953 tarihli aynı isimli şarkısının coverı olan parça, Türkiye’de 45’lik olarak da yayınlanmış, arka yüze In A Persian Market koyulmuştu.
Orkestra kendi adına da 45’likler çıkardı. Dün Bugün Yarın etiketi taşıyan ilk 45’lik Kara Tren/Makine ve İnsan 1972’de yayınlandı. Dün Bugün Yarın ikinci plağı A/B’yi Mart 1972’te, üçüncüsünü de Ağustos 1972’de Haydi Bastırrr/Dünya Dönüyor adıyla piyasaya sürdü. Orkestra 1975’te ise Türkiye’nin ilk moog 45’liğini yaptı. Moog Gırgır adlı parçanın arka yüzünde, daha önce Melike Demirağ’ın söylediği Merhaba şarkısının enstrümantal versiyonu yer aldı.
Avrupa’da 45’lik olarak piyasaya çıkarılan Nick The Chopper/Little Darlin’ ’in satışı da iyi gider. Hey Dergisi yapıtı ‘Yabancı 45’likler’ listesine koyar ve plak ‘1 numara’ya yükselir. Aynı plak Hey’de yayımlanan ilanda ‘Çağdaş Türk Müziği’nin yüz akı’ şeklinde tanıtılır…
Selda, Ankaralı Cihan Plak Deposu’nun yedi bin beş yüz liralık teklifini kabul ederek Sel Plak etiketiyle, 1971 yazında ilk iki 45’liğini çıkarır: Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle/Mahpushane İçinde Mermerden Direk ve Tatlı Dillim Güler Yüzlüm/Mahpushanelere Güneş Doğmuyor. Plaklar ilgiyle karşılanır ve Cihan Plak Deposu turnayı gözünden vurur. Yıllar yıllar sonra Selda bu kez Selda Bağcan adıyla genç kuşaklar tarafından keşfedilir ve popüler dizi Masum’un jeneriğinde kullanılan çok başarılı Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle remiksi parçanın ününe ün katar.
Müzik listelerinde Melike Şahin 'Canın Beni Çekti'yle birinci, Zeynep Bastık 'Destan'la ikinci, Dedüblüman 'Sana Güvenmiyorum'la üçüncü oldu.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Mazhar Fuat Özkan'ın "En İyiler Akustik, Vol. 1" yayınlandı. Özkan Uğur'un vefatından önce kaydedilen albüm, grubun en sevilen şarkılarının akustik versiyonlarını içeriyor. Poll Production tarafından yapılan açıklamaya göre, üçlünün unutulmaz şarkılarının akustik versiyonları "MFÖ En İyiler Akustik, Vol. 1" albümünde toplandı. Albüm, Poll Production by Polat Yağcı etiketiyle dijital platformlarda ve Poll Production YouTube kanalında yayına girdi. Albüm, Mazhar Fuat Özkan'ın ilk akustik albümü olma özelliğini taşıyor.
Ceyl'an Ertem yapımcılığını da üstlendiği, iki kısım halinde yayınlanacak kendi albümü “Sana Rağmen”in ilk bölümünü yayınlamaya hazırlanıyor. Ceyl'an Ertem’in yapıtlarının yanında Mabel Matiz, Cihan Mürtezaoğlu, Ediz Hafızoğlu, Duygu Soylu, Sena Şener, Sezen Aksu (üç yeni şarkısı) çalışmalarını da içerecek albüm ilk bölümü 10 şarkıdan oluşacak.
2021 yılında kaydedilen ve İlham Gencer'in modern stüdyo ortamında gerçekleştirilen ilk albümü olma özelliği taşıyan The Legend B.I.G. İlham Gencer'in 100. Doğum Yılına Özel plak formatında yayınlandı. A.K. Müzik etiketiyle satışa çıkan 'The Legend B.I.G.' İlham Gencer'in, 2022 yılında yaşamını yitirmiş caz şarkıcısı kızı Ayşe Gencer ile yaptığı iki düet ile hem duygusal hem müzikal açıdan çok özel albüm.
Ancak, şarkının gerçekten güzel olduğuna ve daha büyük bir başarıyı hak ettiğine inanan iki kişi çıkıyor ortaya: Birincisi, 1990 yapımı Vahşi Duygular/ Wild at Heart filminde Wicked Game’in enstrümental halini kullanan yönetmen David Lynch. Diğeri ise Atlanta'nın en önemli Top 40 radyo istasyonu Power 99’nın müzik direktörü Lee Chesnut. ‘Wild at Heart’ü üçüncü kez izlemiştim. Her seferinde filmdeki bu hipnotik enstrümantal şarkı beni daha da heyecanlandırıyordu. Albüm versiyonunda Chris Isaak'ın inanılmaz güzel sesinin olduğunu keşfedince gerçekten şaşırdım. Program yönetmenimize, 'Bunu iki gün radyoda yayınlayalım, bakalım ne olacak' dedim. Power 99 şarkıyı ilk kez çaldığında, istasyonun telefonları kilitlendi.’
Yerli müzikte Destan ile Zeynep Bastık birinci, Reynmen 'Çatma Yarim'le ikinci, Ebru Gündeş 'Duygularım'la üçüncü oldu.
Rock ve müzik tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için rap şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu fotoğrafı tıklayınca:
TRT İstanbul Radyosu ses sanatçısı Ayşen Birgör, gökteki yıldızlar misali ışıl ışıl şarkıları bugün 21.15'de TRT Müzik'te ekranlara gelecek Yıldızlar Altında programında seslendiriyor.
Naz Koçaş, best of'unu Stig'in şarkılarından yaptı:
İsmi Açık Hava Tiyatrosu; halkın ağzında Harbiye Açıkhava; kartvizitinde ise ‘Türkiye’nin Müzik Mabedi’ yazılı. Hem ülke, hem dünya kültür tarihinde bir Royal Albert Hall, Madison Square Garden, Olympia kadar önemli ve değerli bir amfitiyatro. Kent mimarisi için de önemli merkez. Batılı örneklerine benzer şekilde bir eğlence vadisinin ortasında bulunuyor. En üstte Hilton, biraz altında, günümüzde adı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı olmuş meşhur Spor ve Sergi Sarayı, Açıkhava Tiyatrosu, Küçük Çiftlik Park lunaparkı ve ismi sürekli değişen stadyum…