GÜNEŞ BAL VE KEHRİBAR
Sezen Aksu’nun, hazırlıkları uzun zamandır süren albümü “Bahane” nihayet çıktı. “Haydi Şansım” adlı ilk 45’liği ile 1975 yılında müzik dünyasına adım atan Sezen Aksu için, içinde bulunduğumuz yıl özel bir anlam taşımaktaydı. Bu nedenle, müzik yaşamının 30. yılına denk gelecek olan bu son albümünün üzerinde çok durulduğu, çok çalışıldığı haberleri duyulduğunda kimse şaşırmadı. Bu çalışmalar sırasında, Aksu’nun çok geniş olan çevresinden epeyce de bilgi aktı piyasaya. O ya da bu şarkıyı dinleyen şanslı kesim, duydukları nedeniyle çarpıldıklarını, sanatçının, belki de “Gülümse”den beri en iyi albümü olacak bir albümü tamamlamak üzere olduğunu söylüyordu. Her yeni duyulan haber heyecanı artırıyor, “Artık çıksa da dinlesek” diyenlerin sayısı çoğaldıkça çoğalıyordu. Albüm nihayet çıktı ve daha ilk gününden itibaren çok satmaya başladı. Piyasada, çoktandır görülmeyen bir “Albüme hücum” yaşandı, hala da yaşanıyor. Albümün kendisi, herkesin epeyce yüksek – fazla olan beklentilerine cevap veremiyor olsa, bu heyecan dalgası bir – iki hafta içinde sona erecek ve bir fırtınaya dönüşemeyecekti. “Ama o kadar da iyi değilmiş!” ya da benzeri burun kıvırmalarla birbirimizi dolduracak, “Bahane”ye, “Kelebeğin Şansı”nın yanında bir yer beğenecek ve rafa kaldıracaktık. Ama öyle olmadı ya da olmayacak. Dalga, fırtınaya evrildi ya da evrilecek. Çünkü “Bahane”, Sezen Aksu’nun bugüne kadar yaptığı en ‘mütekamil’ albüm. İlk şarkısından son şarkısına kadar en ufak bir falsosu olmayan, ülkemiz için çok standart dışı olan süresine (16 şarkı, 73 dakika; Kayahan’ın son albümünün iki katı, hatta fazlası) rağmen sıkmayan – boğmayan, hatta aksine, insana bittikçe baştan başlatma isteği veren bir albüm bu. (90’lı yılları inişlerle – çıkışlarla geçmiş de olsa) değil otuz yıla, yüz otuz yıla ancak sığdırılabilecek kadar zengin ve parlak geçmiş bir müzikal yaşamı taçlandıran “Bahane”, aslında zor, çok zor bir albüm. İlk birkaç dinleyişte içine girilemiyor bile. Albümün akışına kapılıp gitmek, ancak defalarca dinledikten sonra mümkün oluyor. ‘İnsan olma’nın türlü hallerine – durumlarına dair söylenmiş olan her şeyin üst üste eklenip sizi içine alması – kuşatması için çaba harcamak, usul usul kulak vermek – beklemek gerekiyor. Böyle yaptıktan sonra anlayabiliyorsunuz bir hüzün denizine açılmış olduğunuzu. O zaman kendinizi bırakabiliyorsunuz. Bu sularda boğulmanın da mümkün olduğunu düşünmeye başlıyor ama yine de umursamıyorsunuz: “Bahaneydi buzdan kanat” diye düşünüyorsunuz siz de, “erimezse kırılacak…”
KELİMELERİN EFENDİSİ
“Bahane”, albüme adını veren şarkı (ya da uzun tutulmuş intro) ile insanı sarsan bir biçimde başlıyor. Sözlerini Yıldırım Türker’in yazdığı bu şarkı, (bilsek de – bilmesek de, üzerinde düşünüyor olsak da – olmasak da) şu ‘sırça’ yaşamın boydan boya bir ‘bahane’ olduğunu anlatmakta. Sezen Aksu bu şarkıda, Amalia Rodriguez’in “Al Mouraria”sında olduğu kadar kırılgan ve dokunaklı. Dünyanın gelmiş geçmiş en önemli hüzün anıtlarından biri olan “Al Mouraria”nın civarından geçebilmiş şarkı sayısı pek fazla değildir. Yıldırım Türker’in ( sizi esir alan, gözyaşı dökmeden de serbest bırakmayan) dizeleri, Ayda Tunç’un da desteği ile Sezen Aksu’nun sesinde; geçmişe ya da kendine (“Bu dağ burda durdukça”) dönüp bakmak isteyenler için vazgeçilmez bir senfoniye dönüşmüş… Bir başka insan sarrafı olan Murathan Mungan’ın “Eskidendi, Çok Eskiden”i ile devam eden ve hayatın (iyi ya da kötü, ağır ya da hafif) bin bir halini dile getirdikten sonra (kabare havalı) “Şanıma İnanma”nın remix’iyle kapanan “Bahane”nin, çok iyi bir albüm olmasının temel nedeni alt yapısının zenginliği. Bu sonucu getiren de, Aksu’nun temel bir seçimi olmuş. Ne kadar sıkı müzisyen olurlarsa olsunlar, Aykut Gürel ve Kıvanç K’nın son üç – beş yıldır Aksu için yaptıkları bir parça yaratıcılıktan uzak, bir parça sıkıcı, bir parça da bilinenlerin – ezberlenmişlerin tekrarıydı. Gürel ve Kıvanç K’dan vazgeçmek, albümün alt yapısını (işin erbabı) birkaç kişiye emanet etmek, “Bahane”nin başarısını büyük ölçüde garantileyen bir seçim olmuş. Albümdeki enstrüman zenginliği gerçekten müthiş. Ud, tambur, cümbüş, buzuki, duduk, bandoneon ve hatta mandolinin varlığı, bu enstrümanların renk versin diye değil gerçekten şarkının ihtiyaç duyması nedeniyle kullanımı, bunların diğer enstrümanlarla uyumu – onları desteklemesi (bu satırların yazarı gibi) en müşkülpesent dinleyiciyi bile hayretler içinde bırakacak cinsten; gerçekten müthiş. Haklarında pek fazla şey bilmediğimiz Hacı Mustafa Ceceli ve Aytuğ Yargıç’tan, bu albüm ile birlikte müzik yaşamında yeni bir doruk noktası yakalamış olan ‘gitar’ın bilirkişisi Erdinç Şenyaylar’a, dokunduğu en orta halli ‘tema’yı bile bir sanat eserine dönüştüren Ayda Tunç’tan, (çoğumuzun, bu albümde ‘kuzgun – şahin’ kontenjanından yer aldığına inandığı ve elbette yanıldığı) Mithat Can Özer’e kadar bütün müzisyenlerin tek derdi, şarkılara ihtiyaç duydukları sağlam zemini inşa etmek olmuş. Hepsi de başarmış. Mithat Can Özer’in varlığı, Sezen Aksu şarkılarında epeydir yokluğu hissedilen günümüz renk ve ritmini kazandırmış albüme. Özer’in düzenlediği şarkılardan biri olan (biraz “Kahpe Kader” gibi başlıyor olsa da) “Yanmışım Sönmüşüm Ben” mesela, bir yandan otuz yıllık “(Seni Gidi) Vurdum Duymaz” gibi naif, bir yandan da günümüzün dans müziği üzerine kafa patlatanların şarkıları kadar sağlam ve canlı. Aytuğ Yargıç’ın düzenlediği şarkılardan biri olan “Şanıma İnanma”ya Kıvanç K’nın yaptığı remix de müthiş. Albümün bu kapanış şarkısında, Kıvanç K, çoktandır olmadığı kadar çağdaş ve enerjik… Minik bir iğne: Albümün kapak tasarımını her zaman çok iyi şeyler yapmış Zebra ekibi üstlenmiş. Bu ekip, “Bahane”de de (genel olarak) iyi bir iş çıkarmış. Ama ana kapak için yapılan şey, Mehmet Bilal’in Seyyal Taner’in albümü “Seyyalname”de yaptığı şeyin aynısı. Ki, Bilal’in bu fikri, Sertab Erener’in “Here I Am” klibinde de bir şekilde çoğaltılmıştı. Bir de iç kapağın üçüncü sayfası bütünlüğü çok zedelemiş. Cafe de Flore’ün turistik bir kartpostalı gibi duran bu fotoğrafın orada ne aradığı belli değil… Ama ne fazladan ‘hassas’ bir gözün bu ‘iğne’si, ne de ‘kem göz’lerin batıracağı başka iğne ya da çuvaldızlar “Bahane”nin emsalsiz bir albüm olduğu gerçeğini gölgeleyemeyecek. Sezen Aksu ve ekibi, bugün – yarın – daima dönecek bir albüme imza atmış.
BULURSANIZ KAÇIRMAYIN
Sezen Aksu’nun (“Haydi Şansım” ve “Sarı Odalar” hariç) tüm single’ları
Sezen Aksu’nun (“Düş Bahçesi”, “Düğün ve Cenaze”, “Yaz Bitmeden” hariç) tüm albümleri
Başta “Art Of Amalia” olmak üzere bütün Amalia Rodrigues albümleri
Başta “Last News” olmak üzere Guguş’un her şeyi
Başta “Os Tin Akri Tou Ouranou Sou” olmak üzere Haris Alexiou’nun her harfi, her notası
DJ Michael Saxom’un Sezen Aksu’nun bazı şarkılarına yaptığı promo mix’ler
SAKIN YAKLAŞMAYIN
Gülben Ergen’in söylediği Sezen Aksu şarkılarının büyük bir kısmı
(Kim söylerse söylesin) “Seni Yerler” şarkısı
(Kim yazarsa yazsın) “Suyundan…” koyan – koyduran şarkılar
KEŞKE OLSA
Haris Alexiou şarkılarından oluşacak bir Sezen Aksu albümü
Sezen Aksu şarkılarından oluşacak bir Haris Alexiou albümü
Sezen Aksu’nun yayınlanmış – yayınlanmamış bütün şarkılarını bir araya getiren (kitaplı – posterli – DVD’li) bir box – set
NAİM DİLMENER




.jpg)


.jpg)
(5).jpg)
.jpg)






