EBRU ÇELİKTUĞ

USTALAR BİR ARADA

23 Mayıs 2020 Cumartesi 11:03
EBRU ÇELİKTUĞ

Karantina günlerini film izleyerek geçirirken sanki sonsuz bir şimdinin – ya da pek çok kişinin tabiriyle bitmeyen Pazar günleri sevimsizliği taşıyan günlerin- içindeymişiz gibi geliyor. Bir günü, olabilecek en verimli şekilde geçirmek tek amaca dönüşüyor. Bazen eskiden izleyip sadece rayihası kalmış filmlere dönmek de keyif verebiliyor. Aklımda sadece Susan Sarandon’ı karşı pencereden gizlice, beğeniyle izleyen yaşını başını almış Burt Lancaster’ın kaldığı “Atlantic City, USA” de işte böyle, yeniden izleme fırsatı yakaladığım filmlerden oldu. Michel Piccoli’nin varlığını bile unutmuşum. Louis Malle’in yönettiği bu suç filmi, tabii aynı zamanda bir kara film örneği. 

Film, daha sonra nedenini öğreneceğimiz üzere, Sally’nin (Susan Sarandon) kollarını ve vücudunun üst kısmını kestiği limonlarla temizlemesi ve komşusu Lou’nun (Burt Lancaster) onu izlemesiyle başlıyor. Bu erotik girişin ardından, Sally’yi, Sally’nin kız kardeşi Chrissie (Hollis McLaren) ile aldatıp bir çeteden kokain çalarak satmak için Atlantik City’ye, Sally’nin yanına karnı burnunda Chrissie ile gelen Dave (Robert Joy) ile tanışıyoruz. Dave çaldığı kokaini satmak için bağlantılar kurmaya çalışırken, Sally’ye hayran komşu Lou’dan yardım alıyor. Lou, geçmişinde mafya ile ilişkisi olan ve aynı apartmanda eski dostunun eşi Grace’e yardım eden, görmüş geçirmiş biri. Fakat hikaye ilerledikçe -Grace sayesinde- kurduğu imajının aksine aslında pek de aktif olmadığını, ‘yancı’lıkla geçinen korkak biri olduğunu öğreneceğiz. Dave’in peşine düşen iki mafya üyesinin kente varmasıyla olaylar daha da karışacak, Dave’in ölümünün hemen ardından Lou, kokaini satarak ufak bir servet sahibi olup Grace’in yerine Sally’nin koruyuculuğuna soyunacak. Fakat ilk sahnelerinden itibaren bir casino şehrine dönüştürülmek için binaların yıkıldığına tanık olduğumuz Atlantic City fonunda, birbirinden çok farklı karakterlerin capcanlı sunulduğu film, Fransız Yeni Dalgasının öncü ismi Louis Malle’in Amerika’daki macerasının en başarılı örneklerinden bir tanesi. Krupiyerlik için kurs gören Sally’ye ders veren Joseph rolündeki Michel Piccoli ise kısa rolünde bile rol çalmayı başarırken, filmin yükünü omuzlayan Burt Lancaster’ın performansı ise kayda değer. Çizdiği karizmatik imaja rağmen aslında bir zamanlar içinde olduğu suç dünyasında hiç de bir varlık gösterememiş Lou rolünde Lancaster, dördüncü kez en iyi erkek oyuncu dalında Oscar adayı olmuş…

EBRU ÇELİKTUĞ



Diğer Yazılar