EBRU ÇELİKTUĞ

TEKİNSİZ ROMANTİK!

13 Haziran 2020 Cumartesi 17:59
EBRU ÇELİKTUĞ

Roger Corman’ı sevenlerin kayıtsız kalamayacağı yönetmenlerin başında şüphesiz Curtis Harrington geliyor. Corman’ın finansal desteğiyle çektiği 1961 tarihli “Night Tide” Harrington’ın kült mertebesine erişen filmi ve başrolde henüz 24 yaşındaki Dennis Hopper var. “Asi Gençlik” ve Devlerin Aşkı”ndaki minicik rollerden sonra televizyon dizilerinde sıkışan Hopper için “Night Tide” cankurtaran simidi gibi imdada yetişiyor. Film, Harrington’ın yayınlanmamış bir kısa hikayesine dayanıyor, senaryoyu da Harrington kaleme alıyor.

Denizci Johnny hafta sonu tatilinde eğlenmek için girdiği bir caz barında güzeller güzeli Mora (Linda Lawson) ile tanışır, adeta başka bir dünyaya aitmiş gibi yaşayan genç kız gerçekte bir deniz kızı olduğunu zanneder. Zaten bir sirkte Kaptan Murdock (Gavin Muir) ile birlikte suyun içinde Denizkızı Mora olarak şov yapmaktadır. Kaptan Murdock’ın hikayedeki önemi git gide büyüyecektir. Mora bir eğlence merkezinin üzerinde kendi dairesinde, denize dair objelerle dekore ettiği evinde yaşar, upuzun siyah saçları ve kusursuz güzelliğiyle Johnny’nin aklını başından alır, tıpkı açık denizlerde denizcilere denizkızlarının yaptığı gibi. Güzelliğin örttüğü kötücüllüğe dair anlatılagelenler “Night Tide”da da karşımıza çıkar ama Harrington klişelere karşıdır, iki erkek arkadaşı şüpheli şekilde boğulan Mora’nın hikayesi iç burkacaktır.

Siyah beyaz filmin en dikkat çekici yönüyse şüphesiz görüntü yönetmenliği. Her bir karesinin ne kadar özenle çekildiğini hissettiren kamera, benzersiz bir atmosfer kurmayı ve görsel bir ziyafet sunmayı başarıyor. Öte yandan Harrington, Johnny’nin gördüğü kabus sahnesinde karakterin yaşadığı derin korkuyu bize de aktarıyor. Tabii her korku filminde olduğu üzere mantıksızlıklar yok değil, ilk akla geleni, denizde kaybolan Mora’nın cesedinin Kaptan Murdock tarafından bulunup sirkte bir kez daha sergilenmesi. Fakat filmin anlatımındaki pürüzsüzlükte bu tip akla uygun gelmeyen detayları tolere etmek kolay.

Filmin bir diğer ilginç tarafı da Johnny ile Mora’nın tanıştığı barda karşımıza çıkan ve Mora’ya Yunanca bir şeyler söyleyen gizemli kadının kim olduğunun muğlak kalması. Johnny ısrarla gördüğünü, takip ettiğini söylediği bu tuhaf görünümlü kadının sırrını çözemiyor, tabii biz de. Kadını canlandıran Marjorie Cameron Parsons Kimmel’ın yaşamı ise başlı başına bir filme konu olabilir. Aleister Crowley gibi okült bir isimle olan bağı başta olmak üzere, Marjorie Cameron, merak sardığı karanlık dünyaya son derece uygun performansıyla filmin akılda kalan öğelerinden bir tanesi.

EBRU ÇELİKTUĞ

 

 

 

Night Tide / 1961

 



Diğer Yazılar