EBRU ÇELİKTUĞ

'REXX'İN KÖŞESİNDE BULUŞALIM MI?'

17 Nisan 2020 Cuma 11:59
EBRU ÇELİKTUĞ

Ticari nedenlerle ömrünü tamamlayan Rexx Sineması, Kadıköylüler için çok şey ifade eden bir mekan. Yaşını başını almış ama endamını koruyan, özellikle 1 numaralı en büyük salonundaki dev perdesinde sinema izlemeyi keyfe dönüştüren Rexx, 1996’ya kadar Reks olarak anılıyordu. Üstelik Afife Jale’nin tiyatro sahnesine ilk Müslüman kadın unvanıyla adım attığı Apollon tiyatrosundan (daha sonra Hale sineması olacak ve yıkılıp 1961’de bugünkü halini alacak) evrilerek Kadıköy’ün ruhunu oluşturan özel bir merkeze dönüşmüştü (Hatta, 90’larda Reks Düğün salonu da vardı sanırım bitişiğinde. Bir yılbaşı burada house müziğin ağır bastığı bir parti hatırlıyorum; ilginç bir kalabalık vardı).

Anadolu yakasında ikamet edenler Avrupa yakasını iyi bilir. Kimi, üniversite eğitimini orada alıp orada iş bulur ve kıtalararası yolculuk yıllarca sürer. Uzun bir dönem eğlencenin merkezi de Avrupa yakasıydı. Son yıllarda -özellikle Gezi sonrası- Beyoğlu’nun değişimi, Taksim’in betonlaşması Kadıköy’ün cazibesini artırıp merkeze yerleştirdi. Kadıköy-Moda güzergahındaki kafe bar sayısının enflasyonu dikkat çekici bir hal aldı. Kadıköy yeni Taksim, Moda yeni Cihangir oldu adeta.

1961’den beri faaliyet gösteren Rexx sineması ise bu değişim ve hareketliliği pek de lehine çeviremedi açıkçası. Sinema salonlarının yaşadığı özellikle vergi konusundaki ekonomik sorunlardan payını Rexx de aldı. Kendini yenilemekte zorlandı. Cep salonları -ki başından beri karşı olduğum bir oluşumdur- konforsuzdu. Sanki sinema, haftanın en hit filminin oynadığı büyük salonun yüzü suyu hürmetine varlığını sürdürüyordu. Özellikle film festivaline ev sahipliği yaparken büyük salonun işlevi daha da bir öne çıkıyordu. Kadıköy yakasının şık koltuklu avm sinemaları dışında en güzel sinema salonu Rexx’in büyük salonuydu-tartışmasız.

Rexx ile birlikte Atlas sineması da kapılarını kapadı. Şimdilik, hayatlarımızı alt üst eden salgın yüzünden evimize kapandığımız şu günlerde bu iki köklü ve bulundukları yerin ruhunu temsil eden sinemanın yokluğu belki de tam olarak hissedilmiyor. Ama bu salgın şüphesiz ilelebet sürmeyecek. Sinema salonlarına koşacağımız, perdede film izleme lüksüne (meğer ne büyük lüksmüş!) kavuşacağımız günler geri gelecek.

İşte o zaman Emek, Alkazar, Lale başta olmak üzere, hayatımızdan çıkan sinema salonlarının yarattığı boşluk duygusunu Rexx ve Atlas’ın yokluğu da yaşatacak. Gerçi, Atlas sineması için restorasyon çalışması yapılacağı bilgisi var; umarız çalışmalar bir an önce başlar. Kadıköy Belediyesi de Rexx için devreye girebilir. Zira nostalji duygusundan bıktık. Sinemalarımızı geri istiyoruz. EBRU ÇELİKTUĞ



Diğer Yazılar