1970’lerin başında Vedat Yıldırımbora’nın grubu Metronom’da, ardından Orhan Gencebay, Doğan Canku,Sezen Aksu, Fahir Atakoğlu’nun arayışlarında yer almış Ercan Irmak, kasik müzikte temel saz olarak devamlı aynı sesi kullanmak yerine diğer türlere de ney’i fark ettirmeyi, parça içinde uygun noktayı bulup öne çıkarmayı tercih etmişti.
Bas gitar deyince Türkiye’de akla gelen ilk isimlerden Gürol Ağırbaş (d. 1962) işin alfabesinden başlayıp festival orkestralarına kadar yükselmiş, çeşitli albümlerin yönetmenliğini ve düzenlemelerini yüklenmiş, birçok yorumcuyla aynı sahneyi paylaşmış, onlara besteler vermiş bir müzik adamı.
Mustafa Süder ya da piyasada bilenen adıyla Mustafa Hoca. Yerli popun son çeyrek yüzyılında birçok iddialı albümün kayıtlarında yer almış, viyola, klarnet, keman, saksafon, akordeon çalmış, İstanbul Senfoni Orkestrası’nda viyola bölüm şefliği yapmış, gayet üretken bir müzisyendi.
Faruk Akel’in orkestrasında piyano çaldıktan sonra ‘Kentet Dogo’ (Doruk Onatkut’un lakabı) orkestrasını kurarak sahnelerde ve plak kayıtlarında yer almıştı. Seksenler'de Doruk Onatkut Orkestrası adını da kullanan Onatkut ve arkadaşları en büyük sükseyi, Onatkut’un ça-ça ritminde düzenlediği Kara Tren’le yapmıştı.
60’lı yıllarda orkestrasını kurup gece kulüplerinde, lokallerde müzik yapan Şefik Uyguner, zaman zaman Fehmi Ege, Faruk Akel, Şerif Yüzbaşıoğlu gibi şeflerin orkestralarında da yer almıştı. Tiyatro müzikleri de besteleyen Şefik Uyguner, ilk piyanist şantörlerden olmuş, 2000’li yıllarda dek kah piyanosuyla, kah orkestrasıyla müzik yapmayı sürdürmüş, Kasım 2016’da yaşamını yitirmişti.
Gazino ilanlarında ‘Sevimli Caz Yıldızı’ diye tanıtılan Yalaz, 1960’da Müfit Kiper Orkestrası’na solist olarak katılmış ve bu toplulukla yurt dışında da çalışmıştı. 1966’da dönünce Vasfi Uçaroğlu Hisar Orkestra’da şarkı söylemeye devam etmişti. 45’likler de yayınlayan Yalaz, Haziran 1984’te yaşamını yitirmişti.
O güne kadar diğer sanatçılar için düzenlemeler yazmış, önemli işler üretmiş Dilek, ekibiyle Bütün Meyhanelerini Dolaştım İstanbul’un/Yeşil Yaylam 45’liğini yaptıktan sonra yeniden tek başına çalışmayı tercih etmiş ve özellikle oyun havalarımızın modern düzenlemelerinden oluşan uzunçalarlarıyla eskimeyen yapıtlara imza atmıştı.
2000’de Türkiye’ye dönünce Duman grubunun konserlerinde yer almış, ses teknisyenliği ve prodüktörlüğe başlamıştı. Sahnedeki sağlam tekniğiyle dikkat çekmiş Konakoğlu, geniş yelpazede stüdyo işleri çıkarırken davul atölyeleri kurarak dersler vermiş, Mert Baykal’ın yönettiği Pardon filminin müziklerini yazmıştı.
Salim Ağırbaş Dörtlüsü, Yalçın Ateş Altılısı, Özdemir Erdoğan Orkestrası gibi çeşitli topluluklarda yer alan Yunkuş, devamında ünlü bir otelde piyanosuyla 27 yıl program yapmış, bir dönem TRT Caz Orkestrası`nda çalmış, belediyenin konservatuarında klarnet dalında öğrenciler yetiştirmişti. Türkiye’de caz müziğin gelişmesinde büyük katkıları olan Yunkuş, Ocak 2017’de yaşamını yitirmişti.
Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin 2005’te ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık gördüğü Falay, Doksanlı ve 2000’li yıllarda Muvaffak Falay Beşlisi grubuyla sahneye çıkmış, 2010’da da 24. Uluslararası İzmir Festivali’ne katılmıştı. Trompet çalmayı Kuşadası’nda öğrendiği için Kuşadası Belediyesi Muvaffak Falay’ın heykelini ilçeye dikmişti.
Ardından Onno Tunç’un olduğu bütün albüm kayıtlarında yer almış, sağlam tekniği ve büyük müzik tutkusuyla yerli popun tarihinde çok önemli bir yer edinmişti. Bu arada büyük orkestralarla da çalmış, TRT Eurovision Türkiye finallerinde, Kuşadası Altın Güvercin yarışmaları büyük orkestralarında iri cüssesiyle ve sempatik hareketleriyle sürekli dikkat çekmiş, 1977’de katıldığı İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda yaşamını yitirdiği 2011 yılına dek yer almıştı.
Berç Yeremyan ya da piyasa adıyla Berç Yenal, stüdyo adıyla Beco… Evde babasının çaldığı gitarı dinleyerek lise yıllarında bu enstrümanı öğrenmeye karar vermiş, iki yıl dersler almıştı. Aydın Çakus’un yanında Bunalım’ın provalarını izlerken bir süre sonra gruba dahil olmuştu. Kardeşi Nur Yenal da 15-16 yaşında aynı gruba davulcu olmuştu.
Vatani görevi sırasında dost olduğu, Süheyl Denizci Orkestrası’nın bas gitarcısı Eray Turgay’ın yardımıyla caz camiasıyla tanışmış ve Zekai Apaydın Orkestrası’na girmişti. Oradan da İsmet Sıral Orkestrası’na geçmiş ve 1965’te İsmet Sıral’la cazın çok rağbet gördüğü İsveç’e gitmişti. İyi bir orkestranın bünyesinde deneyim kazanmayı amaçlamıştı. İki yıl bu ülkede müzik yaptıktan sonra ülkeye dönmüştü.
Necdet Koyutürk, 1949’dan itibaren her hafta İstanbul Radyosu'ndaki programlara kendi orkestrası ile katılmıştı. Ayrıca, otuz yıl boyunca İstanbul Radyosu Tango Orkestrası'nın şefliğini de üstlenerek tango programları yapmıştı.
Bir ara başka orkestralarda da çalışan çıkan Faruk Akel, başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde beş yıl müzik yapıp ülkeye dönmüştü. Bütün nefesli enstrümanları ustalıkla çalan Akel ve topluluğu, 1963’te Boğaziçi Müzik Festivali’nde en iyi orkestra ödülünü de kazanmıştı.
Hüseyin Sultanoğlu’nun yerine Kardaşlar’a katılıp Kardaşlar’ın Ersenli döneminde davula oturmuştu. Ondan sonra, aralarında İstanbul Gelişim’in de olduğu bir dolu orkestrada çalmış ve Türkiye’de aşağı yukarı bütün starların sahne çalışmalarında, stüdyo kayıtlarında yer almıştı. ‘Grup Karma’ üyesi olarak Eurovision Türkiye elemelerinde İmkânsız adlı parçayla yarışmış ve hep arkadaki adamken bu kez vokaliyle vitrinin önüne yerleşmişti.
Müzik hayatına ortaokulda Fethi Bey'den keman dersleri alarak başlamış, üniversite yıllarında ud, rebab, ney ve tambur öğrenmişti. 1970’de Halit Kakınç ve Muhtar Turan’la tanışmıştı. Bu ikili Oruç Güvenç'e gruba katılmasını teklif etmişti. Güvenç elektronik müzik kullanılmaması kaydıyla Dönüşüm’e girmişti.
... Devamında, sahnelerde piyanist şantör modası esmeye başlayınca, tek piyano ve ritm makinasıyla saatlerce sahnede kalarak ve de albümler çıkartarak büyük üne kavuşmuş, tavernalar döneminin yıldızlarından olmuştu.
Okul zamanı çeşitli topluluklar kuran Aksu, 1952’de profesyonel müzik hayatına girmiş ve İbrahim Özgür ile Süheyl Denizci’nin orkestralarında deneyim kazanmıştı. Bir ara, adını verdiği trioyla müzik yaparak yoluna devam etmişti. Ardından, kendi orkestrasını oluşturup seçkin mekanlarda çalışmış ve aynı ekiple İsveç, Finlandiya, Almanya, İtalya gibi ülkelerde sahneye çıkmıştı.
1960'da müziğe başlayan, kalburüstü birçok orkestranın kadrosunda davul çalan Veysel Çadır, 1970'lerden itibaren stüdyo müzisyeni olarak da yüzlerce plağın kaydına katılmıştı. Özellikle alaturka kayıtların aranan ismi olan Çadır devamında caz yönelmiş, TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası'nda uzun yıllar sahne çalışmaları yapmış, yine dostlarıyla caz lokallerinde keyifli programlara çıkmıştı.
Çoğunluğu yerli yapım olmak üzere yedi, sekizden aşağı pek düşmüyor haftanın yeni film sayısı. Her sezon olduğu gibi yerli filmlerde başı yine korku ve animasyon türleri çekiyor!.. Beşi yerli yapım olmak üzere toplam sekiz yeni filme ev sahipliği yapıyor Mart ayının son vizyon haftası! İstanbul dışında bulunduğumdan ötürü kimi filmler adına düzenlenen basın gösterimlerine katılamadığımdan, haftanın yeni filmlerine yapım notlarına değinerek yer vereceğim.
Çeyrek yüzyılı aşkın, başta pop olmak üzere müziğin tarihini tutan, radyo programları üreten, kitaplar, eleştiriler yazan, plaklar çalan Naim Dilmener bu uzun yürüyüşün Gazete Pazar ile Radikal adımlarında kaleme aldığı yazılarıyla, müzik serüvenimizden önemli ve değerli isimleri bizlerle paylaşıyor.
Yedi tepeli şehir için baharın müjdecilerinden biridir İstanbul Film Festivali. Bu yıl 44’üncü kez düzenlenecek bu kültür şenliği 11 Nisan’da başlayıp 22 Nisan’da sona erecek. Organizasyon dahilinde 139 uzun metraj ve 15 kısa film izleyiciyle buluşacak. Festivale ilişkin bir rehber olması amacıyla kaçırılmaması gereken 10 filmlik bir liste hazırladık. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/29/03/2025)
Gündemdekilere ve vitrindekilere aldırmadan upuzun sinema tarihinden cımbızla seçilen hoş filmler, insan kokan öyküler, gözden kaçanlar, ıskalananlar, pamuklara sarılması gereken mütevazı başyapıtlar ve diğerleri Hilal Çetinder’in kaleminden Film Makarası’nda…
Geçen hafta, Berlin Film Festivali (Berlinale) izlenimlerimize başlamıştık. Kaldığımız yerden devam edelim. Bu hafta bahsedeceğimiz filmler arasında, festivalden Altın Ayı ile dönen ve İstanbul Film Festivali’nde de gösterilecek olan Drømmer, Radu Jude’nin yeni filmi Kontinental ’25, tümüyle yapay zeka ile oluşturulmuş görseller ile yapılmış bir animasyon ve festivalden Teddy ödülü ile dönen, Lesbian Space Princess de var. Haftaya, Berlinale notlarımızın üçüncü bölümü ile devam edeceğiz.
Gülşen Kutlu'nun sunumuyla genç Türk halk müziği sanatçılarının performansı bugün 20.00'de TRT Müzik'te.
Yeni fotoğrafı görmek, müzikseverlerin beğenisinin ne kadar değiştiğini öğrenmek için yerli rockta ‘bütün zamanların en iyileri’ni sinemamuzik.com okurlarına ve müzik eleştirmenlerine sorduk. İlginç liste çıktı ortaya:
Her biri meslekte en az 20 yılı devirmiş müzik yazarlarımızın saptadığı yerli grupların ‘şeref tablosu’nda Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi ile ‘orta yaş’a dayanmış akranlar mor ve ötesi ile Duman gözüküyor. Hemen enselerinde Kurtalan Ekspres ile Dervişan yer alıyor. Bir alt basamakta ise, az zamanda çok iş yapmış Hardal ve Mazhar Fuat Özkan bulunuyor. Aslında gözler Mazharlar’ı daha üstte arıyor da, ‘ticaret’in dozunu kaçırmak bazen böyle sonuçlara neden oluyor.
Sinemamuzik.com, bir çoğu Altın Portakal’da jürilik de yapmış sinema yazarlarına sordu: ‘Antalya Altın Portakallı en iyi film hangisi’?... Birinciler listesinde ‘kortej’e çıkan ve bütün zamanların Altın Portakal birincilerini değerlendiren 31 sinema yazarının katıldığı araştırmada, Zeki Ökten’in 1980 tarihli Sürü filmi 213 puan toplayarak birinciliği kazandı. Sürü’yü 204 puanla Muhsin Bey (Yavuz Turgul) ve 192 puanla Uzak (Nuri Bilge Ceylan) izledi.
Sinemamuzik.com sinema yazarlarına sordu: ‘İlk uzun filmini 21. yüzyılda çeken en iyi 10 yerli yönetmen kim?... 30 sinema yazarının katıldığı araştırmada bol ödüllü Emin Alper 195 puan toplayarak birinciliği kazandı. Alper’i 145 puanla Pelin Esmer ve 136 puanla Özcan Alper izledi. Emin Alper'i 27 sinema yazarı listesine alırken, Pelin Esmer’e 25, Özcan Alper’e 20 listede yer verildi. Bazı popüler isimler ön sıralarda yer alamadı.
İletişim yayınları etiketiyle satışa çıkan kitapta müzik yazarı, eleştirmen, programcı Murat Beşer, Türk müziğinin zarif sesi Nesrin Sipahi’nin yaşamı ve sanat serüvenini ayrıntılarıyla anlatıyor. Kitap, Yeşilköy’de başlayan çocukluğun, radyolardan plak kayıtlarına, turnelerden gazinolara uzanan başarı öyküsüne dönüşümü kadar Sipahi’nin bilinmeyen yönlerini de ortaya koyuyor. Nesrin Sipahi-Sahnelerin, Radyoların, Plakların Hanımefendisi aynı zamanda bir dönemin kültürel portresi.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu içeride:
Ünlü grupların kuruluş öyküleri, müzik serüvenleri yakından takip edilse de isimlerinin nasıl doğduğu ve koyulduğu pek bilinmez. Meraklısı için ilginç bir liste hazırladık:
Hemen her öğretmenin, okul müdürünün maratona benzettiği hayatın henüz başında biri Lezzet. Başka bir deyişle; böğürtlenli, limonlu, çilekli, çikolatalı, vişneli, karamelli, karadutlu dondurmalardan henüz tatmadı, sadece vanilyalının tadını biliyor. Onunla tanışmak için sayfaları çevirmen yeterli. Çelişki Bilmez Lezzet’in Geçmiş Zaman Maceraları Uğur Vardan’ın çocukluk anılarından yola çıkarak yazdığı öykülerden oluşuyor.
Popüler orkestralar ile grupların Türkiye serüvenini ‘Günlerin İçinden Canım’ / 100 Yıllık Türkiye Popüler Orkestralar ve Gruplar Tarihi (1923-2022) adlı internet sitesinde anlattım.
50. yaşını kutlayan albümlerin, yayınlandığı dönemde yarattıkları heyecan, uzunçaların kulaklardaki doygunluğu, yeni yeni piyasaya çıkan kasetlerin sunduğu kolaylık, bugünün dijital ortamında unutulmuş plakların önemi müzik camiasının en tatlı muhabbetlerden biri bu yıl. Doğum günü pastaları 50 mumla adeta yangın yerine dönmüş, eskimeyen, çoğu klasikleşen albümler arasında gezintiye ne dersiniz?