Söyleşi

EMİN ALPER: 'KIZLARIN MUTLULUĞU KAF DAĞI'NIN ARDINDA...'

13 Eylül 2019 Cuma 20:21

Kız Kardeşler’in 69. Berlin Film Festivali’ndeki gösteriminden sonra Avrupa sinema çevrelerinin en fazla konuştuğu isimlerden biri haline gelen ve Batı medyasından da büyük ilgi gören Emin Alper ile yapılmış söyleşilerden derlediğimiz birkaç soru yanıtı aktarıyoruz.

- Filmde Çehov tadı hissediliyor.

EMİN ALPER: Evet, Çehov’un Dağ Yolunda eserinden esinlendiğimi söyleyebilirim. O da küçük bir dağ köyünde geçiyor ve trajik sonla nihayetleniyor. Bu öykü hep aklımdaydı; filme kalkışınca bağlantı kurdum benim hikayemle.

- Abluka’ya hakim olan erkekler dünyasının ardından kadınlarla karşılaşmak ilginç bir sürpriz oldu. Onların cinselliğe ve arzularına bakıştaki cesaret de şaşırttı açıkçası.

EMİN ALPER: Benim hedefim öncelikle Türkiye’de besleme kız dediğimiz insanın ne tip birisi olduğunu keşfetmekti. Çok uzun bir tarihe yayılan zaman diliminde varlıklı aileler bu genç kızları himayelerine alıp, fakirlikten kurtardıklarını söylüyorlar ve sevaba girdiklerine inanıyorlardı. Ama, aynı zamanda onları hizmetçi olarak kullanıyorlardı. Kızlar bu kişilere anne ya da baba diye hitap etseler de, hiçbir zaman aileye kabul edilmiyorlardı. Statüleri hep aşağılardaydı. Bizim evde de bu tip bir genç kadın vardı ve bu çelişkili durumdan hep rahatsız olmuştum.

- Kız Kardeşler sert ve gerçekçi bir hikaye, ama büyüklere masal esprisinde sonlanıyor. Senaryoya başlarken neler düşünmüştünüz?

EMİN ALPER: Film sert gerçekle masalı bir arada veriyor. Halk efsanelerini, böyle korku içeren masalları hep sevmişimdir. Köy hayatında hala vardır bunlar ve uzun gecelerde anlatılır, durur. Amacım tam bu olmasa da hikaye akarken masalımsı bir tada ulaştık. Masallarda insanlar hep daha iyi bir hayatı hayal eder. Hep dağların ardında yaşayan bir prensle evlenmeyi ister. Türkiye’de biz, mutluluğun hüküm sürdüğü buraya Kaf Dağı’nın ardı deriz. Bizim kızların mutluluğu da, ironik olarak bu dağın ardında gibi.

- Kızların köyü güncel sorunlardan ve politikadan çok uzak bir yerde duruyor. Bunlardan da mı kaçmak istediniz?

EMİN ALPER: Ülkenin politik gündemi o kadar hızlı değişiyor ki. Bu nedenle Abluka ağır politik öğeler içerse de isimlere, siyasal yapılara ve de belirli takvime çok takılmamıştım. Belli kalıpların içine girmek istememiştim. Kimse de yapmamalı diye düşünüyorum. Daha evrensel bir dil tutturmanın peşindeyim. Bu filmde dar politik bakış yerine de insanın yaşadıklarıyla ilgilendim.

- Filmde herkes o kadar defolu ki. Bunun yarattığı keskin bir de mizah yansıyor perdeye.

EMİN ALPER: Çok doğru; mizah var. Yazarken bazen çok eğlendim. Veysel karakteri özellikle favorimdi, çünkü bütün değerleri yerle bir eden biri, hem de her girdiği mekan ve ortamda. Çok aptal ya da akıllı diyemiyorsun, ama dürüst ve düz mantıklı olduğu kesin. Bence hikayenin en ilginç tiplerinden biri. Kız Kardeşler yazdığım en esprili senaryo. Mesela, Veysel çok uç bir karakter ama herkesin onu bir yanıyla sempatik bulacağına inanıyorum. O köyün en horlanan ve küçümsenen adamı, ama gitmiş köyün en güzel kızıyla evlenmiş. Bu nedenle hayatı daha da zorlaşmış. En zavallı karakter o; çünkü kaderini değiştiremeyeceğini tek o anlamış durumda.



Diğer Haberler