Murat Özyüksel, İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenciyken besteler yazmaya başlamıştı. Genç yaşta çıktığı solo konserlerin ardından 1987’de Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim görevlisi ve müzik kulübü danışmanıyken öğrencileriyle Işığın Yansıması grubunu kurdu. Birikmiş protest rock bestelerini değerlendirmek istiyordu. Adını Afşar Timuçin’in şiirinden alan grupta Özyüksel’den (akustik gitar) başka Murat Durmaz (vokal, gitar), Selen Gülün (tuşlular), Barlas Çevikus (bas gitar) ile Ayhan Orhuntaş (elektrikli gitar) vardı. Bursa’nın rock kenti olduğu dönemde üniversite konserleriyle sivrilmişlerdi.
20 Mayıs 1939 İstanbul doğumlu Gökçen Kaynatan (gitar) Haydarpaşa Lisesi'nde okurken arkadaşlarıyla amatör topluluklarda yer almış, deneyim kazanınca daha profesyonel sayılabilecek Genç Denizciler, Kara Kediler ve Erkin Koray'ın gruplarında çalmıştı. Tatbiki Güzel Sanatlar'da öğrenciyken, 1962’de arkadaşları Erdoğan Aktuğ (davul), Erol Bilem (gitar), Mesut Aytunca'yla (bas gitar) 'Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları' grubunu kurdu. Kaynatan rock'n roll, twist gibi moda akımların peşinden gitmek yerine doğaçlamanın,
Ezel Gönül (davul), Deniz Eroğlu (vokal), Nilüfer Darıca (bas gitar), Merih Kılıçaslan (ritm gitar), Sema Eroğlu’dan (org) oluşan orkestra 1968’de Ankara’da kuruldu. ‘Türkiye’nin yegane kadınlardan kurulu orkestrası’ diye tanıtılan topluluk lokallerde, tatil yörelerinde program yaptı.
Cahit Oben, 1963’de ‘Cahit Oben 4’ adıyla grup kurdu. Ekipte solo gitar çalan Oben’den başka Fikret Kızılok (ritm gitar), Erol Ulaştır (davul), Koray Oktay (bas gitar) vardı. Beat müzik yapan ve bunu halk müziğimize uyarlamayı hedefleyen, semt konserleri veren Cahit Oben 4, kendi parasıyla art arda iki 45’lik yayınladı. Birincisi Silifke’nin Yoğurdu/Hereke’ydi (beste: Fikret Kızılok), ikincisi ise Beatles ve Shadows parçalarının yorumlarından oluşan 36-24-36/I Wanna Be Your Man’di. Aynı kadro 1965’deki ilk Altın Mikrofon Yarışması’na katıldı ve Kızılok’un seslendirdiği Halimem parçasıyla dördüncü oldu.
1961’de Apaşlar adını seçecek grubun yeni kadrosu Mehmet Soyarslan (gitar), Yalçınkaya Tümay (gitar), Leon Habib (davul), Suat Matalon (bas gitar), Sadık Bütünley (vokal), Ceki Kovo’dan (piyano) oluşuyordu. The Shadows grubunun ünlü parçası ‘Apache’ı isim almışlardı. Caddebostan Amatör Orkestralar Yarışması’nda Barış Manço-Harmoniler’in ardından ikinci olarak yola koyulan grup, Soyarslan’ın 1963’de yüksek öğrenim için Federal Almanya’ya gidince çalışmalara ara verdi.
Mesut Aytunca ile Erol Bilem, Gökçen Kaynatan’ın grubundan ayrılarak, soyadı sonradan Erenus olacak Bilgesu Duru’ya radyo programlarında eşlik etmişti. Bir sınavın ardından radyoda program yapma hakkını Duru kazanmıştı ve Duru’nun adıyla radyoda çalabiliyorlardı. İngiliz Shadows grubuna öykünen topluluk, sahnede çeşitli ışık oyunlarıyla siluetlerini de gösteriyordu. 1965’de Siluetler adını almışlar ve birkaç yıl sonra ortaya çıkacak Anadolu popla, bir önceki dönem Beat grupları arasında köprü olmuşlardı.
Metin Yavuzdoğan (tuşlular, armonika), Çetin Yavuzdoğan (bas) kardeşler 7 Eylül 1964’de Fındıkzade’de Zamir Manisa (davul) ve Cihat Günaydın’la (solo gitar) Mavi Işıklar’ı kurmuş, bir yıl sonra ABD’den dönen Nejat Toksoy da (vokal) getirdiği bantlarla aralarına katılmıştı. Grup, bantlardaki şarkıları ezberleyip kendi tadını katarak bizim piyasaya duyuracaktı. ‘Mavi’yi huzuru yansıttığı, ‘Işıklar’ı da geleceğe ışık tutmak için seçmişlerdi. İlk konsere Eylül 1964’de İstanbul Spor Sergi Sarayı’nda çıkan ve İngilizce parçalar seslendiren grup, İstanbul Erkek Lisesi kökenliydi.
1965’in son günlerinde Ali Atasagun (vokal, gitar), Uğur Dikmen (tuşlular), Oğuz Durukan (bas gitar), Asım Ekren (davul) Ali Atasagun Dörtlüsü adıyla bir araya gelmişti. İngilizce parçalar söylüyorlar, klasik rock yapıyorlardı. Ancak, dönemin en önemli yarışması Altın Mikrofon’a katılıp tanınabilmek için bir süreliğine folkla meşgul olmaları gerekmişti. Bu türe kafa yordular ve çok çalıştılar. Sonuçta ortaya çıkan folk ise, diğer gruplarınkiyle kıyaslanamayacak kadar sert ve değişik olmuştu.
Emin İgüs ile Şebnem Başar’ın etrafında toplanan konservatuvarlı genç müzisyenlerin desteğiyle kuruldu Ezginin Günlüğü. Emin İgüs (vokal), Hakan Yılmaz (vokal), Vedat Verter (bağlama, cura), Turgay Başar, Şebnem Başar, Tuncay Ünal ‘İşçi Kültür Derneği’nde başladıkları amatör çalışmaları Ezginin Günlüğü ismiyle sahnelere taşıyacaklardı. Hakan Yılmaz’ın kaleme aldığı şiirden esinlenerek Ezginin Günlüğü adını verdikleri gruba, kısa süre sonra Emin İgüs’ün konservatuardan arkadaşı Nadir Göktürk geldi.
1984’de Vulture ismiyle kurulan ekip, 1985’de bu İngilizce kelimenin Türkçe karşılığı olan Akbaba adını aldı. Kadıköy çıkışlı Akbaba’nın ilk kadrosunda Can Orkan Özülkü (vokal), Serhat Çiftdal (gitar), Tuncay Gündüz (tuşlular), Taylan Ersavaş (trompet), Aykut Demirel (saksafon), Hakan (bas gitar), Barış (davul) vardı. 1986’da kadro oturdu: Serhat Çiftdal (gitar), Tamer Turna (gitar), Can Orkan Özülkü (vokal), Haydar Tacettin (bas gitar), Aykut Sabak (davul).
Arabeskin piyasayı ele geçirdiği, popun ortalıkta gözükmediği dönemde müzik dünyasına adım attı Kramp. Motörhead'e özenip isimlerini önce motordaki ana mil olan Krans koymuşlardı ve pek anlaşılmayınca Kramp'a dönüştürmüşlerdi. Şubat 1984'de Nezih Onur (bas gitar, vokal), Doğan Sakin (gitar, vokal) ile İdris Tübcil'in (davul) Bakırköy'de kurduğu grup, bir dönem Nuri Kurtcebe (vokal) ile Ahmet Karaferya’dan (vokal, gitar) destek almış ve iki yıl sonra ‘Onlarla' demosunu yayınlamıştı.
1975’de Metin Yazıcıoğlu (1953/vurmalılar, vokal), Mustafa Telli (1954/bas gitar), Atasel Yuvacan (1953/gitar, 12 telli gitar) tarafından kurulan 36. Paralel, adını Türkiye’den geçen paralelden almıştı. Grubun pop camiasına katılması ilginç bir olay sonucunda oldu.
Vokal Yankılar ismiyle de sahneye çıkmış Yankılar, menajer Ardaş Canik’in girişimiyle 1966'da kuruldu. Sonraları çok ünlenecek şarkıcı Gökben’in profesyonel sanat yaşamına adım attığı orkestra olan Yankılar, 1970’lerin ortalarına kadar lokallerde müzik yaptı, ortak konserlerde çaldı, yıldızlara eşlik etti.
1926 İstanbul doğumlu Faruk Akel, konservatuara devam ettikten sonra lisede orkestrasında saksafon çalarak sahneye çıkmaya başladı. 1951’de bir süre 14 kişilik büyük caz orkestrasında yer aldı ve ardından kendi topluluğunu kurdu. Farklı orkestralarda da çalışan çıkan Faruk Akel, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde beş yıl müzik yapıp ülkeye döndü.
1 Şubat 1929 Zonguldak doğumlu Aydemir Mete, Ankara’da konservatuarda okurken 1954’de ‘başkent’te vatani görevini yapan İlham Gencer’le tanıştı. Aynı yıl İstanbul’a gitti ve kulüplerde kontrbasıyla profesyonel oldu. 1962-65 arası Lübnan’da Fransızların, İspanyolların ve Belçikalıların yer aldığı orkestrada çalıştı. Dönünce Vasfi Uçaroğlu ve İlham Gencer’le caz triosu olarak İstanbul Radyosu’nda programlar yaptı. 1965’de adına kurduğu orkestrada tanınmış müzisyenlerle çalıştı.
Malatya’dan ABD’ye göçmüş Tosun ailesinin oğulları Cem ile Ali, adlarını yapıştırıp Cemali grubunu kurmuştu. Aile psikoloğu olan Cem, sinema eğitimi alan Ali, müzik ağır basınca tüm zamanlarını elektronik sounda ayırmayı tercih etmişti. Cemali önceleri new age, endüstriyel rock ve deneysel müzikle ilgilenmiş, Trance Mission, Jumping Budha, Lumin gibi gruplarla dünya müziği (world music) üzerine iş birliği yapmıştı. Bir süre sonra, ‘özlerine sahip çıkma arzusu’ diye özetledikleri projeyi başlatarak bestelerini Türkiye’de değerlendirmeye karar vermişti iki kardeş. Ürettikleri bestelere Türkiye’de ‘Anadolu world’ etiketi uygun görülmüştü.
Piyanist rockçulardan Fethi Taner, 1990’da grubu Toplama Adamlar’la ‘Fame Star 90’ yarışmasında adını duyurmuştu. Grup, 1993’de ‘İş Dönüşü İstanbul Kentinde’ albümünü yayınladı. Güneş Devrim Demirci (gitar), Yavuz Çetin (gitar), Gültekin Kaçar (gitar), Hakan Özer (gitar), Turgay Çelik (bas gitar), Aydın Şeref’ten (davul) oluşan Toplama Adamlar’da ilk dönemde üretilen nitelikli bluesun devamı, kadro sürekli değiştiğinden gelmedi.
Ankara doğumlu Güzin Sokullu, sanat yaşamına 1961’de İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Bölümü’nde başladı. 1965’de Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu’na geçti ve müziğe de aynı yıl adım attı. Baha Boduroğlu ise müzik hayatına 1963’de gitar çalarak girdi ve orkestralarda yer aldı. Aynı günlerde tiyatroyu deneyerek Kent Oyuncuları ve Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu gibi önemli kumpanyalarla sahneye çıktı. Güzin ile Baha’nın yolları, 60’lı yılların ikinci yarısında Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu’nda çakışmış, Üsküdar’ın Karşısı Galata adlı müzikli oyunda söyledikleri şarkılarla dikkat çekmişlerdi.
Avrupa’da orkestralarda bas çalan Abadan, 1977’de Ankara Belediyesi Kent Orkestrası’na aranjör basçı olarak girdi ve 1981’de ayrılarak İstanbul’a yerleşti. 1982’de orkestrasını ve vokal grubunu kurarak sahne çalışmaları yaptı, plaklar üretti. Bu uzunçalarlardan Tombulun Türküsü, dönemin başbakanı Turgut Özal’a hakaret edildiği gerekçesiyle toplatıldı. Abadan albümlere düzenlemeler yazarak, prodüktörlük yaparak müziğe devam etti.
1974’de Ankara’da kuruldu. Başkentte uzun süre müzik yapan ekip, 1983’de İstanbul’a gitti ve Seyyal Taner, Zerrin Özer, Sezen Aksu, Sertab Erener gibi ünlülerle sahnede çaldı. Lokomotif’in adını geniş kitlelere duyurması 1987 Eurovision Şarkı Yarışması’nyla gerçekleşti. Grup, vokalistleri Melis Sökmen’le Eurovision Şarkı Yarışması’nda Seyyal Taner’in arkasında sahneye çıktı ve Türkiye’nin parçası ‘Şarkım Sevgi Üstüne’yi seslendirdi.
Müzik listelerinde Mabelmatiz ‘Umrumdışı'yla ile birinci, Sibel Can ile Eypio 'Kıyamam'la ikinci, Oğuzhan Koç 'Bunun Adı Aşksa' ile i üçüncü oldu.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
2026 Dünya Futbol Şampiyonası başladı ve Shakira'nın liderliğini yaptığı yıldızlar grubunun seslendirdiği şarkılar statlarda, TV ekranında futbolseverlere sunuldu. Altı tanesi dijital platformlara daha önce koyulan ve bugüne dek 200 milyon kez tıklanan şarkıların yer aldığı 18 parçalık da turnuvanın başlangıcıyla satışa çıktı.
Marilyn Manson, yeni albümü One Assassination Under God – Chapter 2'yu 14 Ağustos 2026 tarihinde çıkarmaya hazırlanıyor. Manson geçen hafta albümden ikinci tekli Front Toward Enemy'i de yayınladı. Front Toward Enemy daha önce Ağustos 2024’te, “Raise the Red Flag” teklisinin CD baskısında B yüzü olarak şer almış, internet ortamında satışa sunulmamıştı.
Post Truth filminin müzikleri, tarihte ilk kez yapay zekâ destekli bir üretim sürecinden doğan soundtrack albüm olarak müzik ve sinema tarihinde yeni bir eşiğe işaret ediyor. Alkan Avcıoğlu'nun, yurtdışında da ses getiren uzun metraj belgeseli Post Truth için bestelenen bu albüm, filmin kavramsal omurgasını müzik diliyle genişleten bağımsız bir eser olarak konumlanıyor. İki yılı aşan bir üretim sürecinde, binin üzerinde yapay zekâ destekli kompozisyondan süzülen soundtrack, gitgide dijitalleşen hayatlarımızın parçalanmış gerçeklik algısını doğrudan sesin yapısıyla kuruyor. Albüm, yalnızca bir film müziği olarak değil; çağdaş dünyanın işleyişini, ritmini ve gerilimini kaydeden işitsel bir harita olarak konumlanıyor.
Öncelikle çok güzel bir aşk şarkısı, Billy Joel’ın da ABD ve İngiltere listelerinde il 10’a giren ilk yapıtı. Tarih 1977; menajeri de olan Elizabeth Weber ile evlenen Joel, rüyasında birtakım melodilerle haşır neşir oluyor ama uyanınca hepsini unutuyor. Anımsadığı, sadece çok güzel bir şarkının izini kaybettiği. Bir gün sıkıcı bir iş toplantısına aklına yine o melodiler düşüyor ve hemen toplantıdan çıkıp eve ulaşıyor ve kağıt kalemi alıp kafasında ne varsa bir köşeye yazıyor. Sıra melodiyi sarmalayacak sözlerde. İki saatte de sözleri bitiriyor. Şarkı, eşi için iyi bir doğum günü hediyesi olacak.
Yerli müzikte Hadise 'Ara Beni' ile birinci, Manifest-Ajda Pekkan 'Hileli' ikinci, Blok 3 'Sebebi Var' ile üçüncü oldu.
Rock ve müzik tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için rap şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu fotoğrafı tıklayınca:
Sevilen şarkılar, Baki Kemancı’nın orkestra şefliğinde, Seda Gökkadar’ın yorumu ve sunumuyla bugün 20.45'te TRT Müzik'le yayınlanacak Bir Hoş Seda programında ekrana geliyor.
Ersen’in yoldaşı olacak Dadaşlar grubunun kuruluşuna daha iki yıl vardır ve bu parçaların kayıtlarında Kardaşlar’dan Seyhan Karabay akustik gitar ile ıklığı, Taner Öngür bas, gitar ve kaşığı, Hüseyin Sultanoğlu davul ile bongoyu çalar; gitar ve bağlama bölümleri de Zafer Dilek’in elinden çıkar. Derli Kaval ve Kozan Dağı ile Ersen, Anadolu Pop’ta ağırlığı hissedilen bir isimdir artık. Kozan Dağı’na Ersen’in bestesi Anadolu ozanlarını aratmayacak derecede başarılıdır; Zafer Dilek’in düzenlemesi de.
İsmi Açık Hava Tiyatrosu; halkın ağzında Harbiye Açıkhava; kartvizitinde ise ‘Türkiye’nin Müzik Mabedi’ yazılı. Hem ülke, hem dünya kültür tarihinde bir Royal Albert Hall, Madison Square Garden, Olympia kadar önemli ve değerli bir amfitiyatro. Kent mimarisi için de önemli merkez. Batılı örneklerine benzer şekilde bir eğlence vadisinin ortasında bulunuyor. En üstte Hilton, biraz altında, günümüzde adı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı olmuş meşhur Spor ve Sergi Sarayı, Açıkhava Tiyatrosu, Küçük Çiftlik Park lunaparkı ve ismi sürekli değişen stadyum…
Ultimate Classic Rock dergisi bütün zamanların en iyi rock şarkısı başlığıyla hazırladığı geniş listede pop, soul, disco, metal gibi rock mahallesinde dolaşmış türlerden örneklere de yer verdi:
1981’de birlikte müzik yapmaya başlayan bir grup Adanalı genç, 1988’de Merdiven adını alarak lokallerde ve üniversite konserlerinde sahneye çıktı. 1989’da İstanbul’daki Altın Çınar Müzik Yarışması’nda Oluşum bestesiyle birinci olan Merdiven, ilk albümü Çiçeği Burnunda’yı 1991’de yayınladı. Yerli popun hareketlendiği günlerde pazara giren Merdiven’in şarkıları beğenilmişti. Ancak, ülke çapında tanınmaları gecikecekti. Çok yerde konserlere çıkmalarına karşın ‘medyatik’ olmadıklarından basının dikkatini çekememişlerdi…