Bizde de herkesten önce davranıp Taka Takata’yı Nilüfer kapmıştı. Nilüfer, Aralık 1972'de çıkan ilk 45'liği Kalbim Bir Pusula/Ağlıyorum Yine ile pop markete adımını atmıştı. Daha sonra Gülden Karaböcek (Şaka Yaptım), Sevil Hasman (Şaka yaptım Ben Sana), Neşe Karaböcek (Aşka saygın Varsa), İstanbul Gelişim Orkestrası (Taka Taka), Örder Bali, Öztürk Serengil, Kutsi (Taka Taka), Osman İşmen, Meyra da şarkıyı yorumlamıştı.
Yetmişler’in başı; arabesk egemenliğini ilana hazırlandığı günlerde bu tip arayışlara ‘fantezi müzik’ de dendiği zamanlar. Zerrin Zeren (1954/Kırşehir) isminde gencecik bir ses çıkıyor ve fantezi şarkılarıyla önce tavernalarda adını duyuruyor, ardından da gazino sahnelerine transfer oluyor, assolistliğe kadar yükseliyor. Büyük ilgi çekiyor, özellikle de 1973’de dönemin flaş topluluğu Kupa Dörtlüsü’yle doldurduğu, orgun hakimiyetinde akan Tatlı Dile Güler Yüze’yle.
Hayatımıza bu kadar girmiş kaç tane yabancı parça vardır ki! Yetmişli yılların başında dillerden düşmeyen Si Tu Savais Combien Je T’Aime adeta marş olmuştu o günlerde. Şarkının söz ve müziğini yazan ve de seslendiren Christian Adam Türkiye’ye davet edilmiş, imza günlerine katılmış, parçanın 45’liği (arka yüz Je N’Ai Jamais Rencontre) çok iyi satmıştı.
Yıl 1975'ti; Türkiye ilk kez katılacağımız Eurovision Şarkı Yarışması'nın heyecanını yaşıyordu. Büyük orkestrayı yönetecek Timur Selçuk, sınıfındaki öğrencilerden yarışmanın sinyal müziği için beste yazmalarını istiyor, Melih Kibar'ın bir gecede hazırladığı ve 'Çoban Yıldızı' adını verdiği sinyal müziğini seçiyordu. 'Çoban Yıldızı' o kadar beğeniliyordu ki ...
O güne kadar yaptığı plaklar çok satmasa da adını geniş kitlelere tanıtmayı başaran Barış Manço, 1970’de ilk büyük ticari çıkışını gerçekleştirir ve Türkiye’de bir ilki başararak bestesi Dağlar Dağlar’ı iki ayrı yorumla plağa okur. 45Liğin ilk yüzünde grubu ‘Barış Manço Ve’ ile parçayı söylerken, arka yüzünde Türk Sanat musikisinin usta isimlerinden Cüneyt Orhon’un klasik kemençesi ona eşlik eder.
İlk seslendirildiği dönemde ünü Mısır sınırlarına şarkı, 1960'da Mısırlı şarkıcı Bob Azzam'ın Fransa'da aynı şarkıyla büyük patlama yapmasıyla tüm dünyaya mal oluyor ve birçok farklı şarkıcı tarafından birçok dilde söyleniyor.
19. Sanremo Müzik Festivali; 1969 yarışması. 16 yaşındaki Nada (Malanina) adlı bir kız sahneye çıkıyor ve grubu The Rokes’le adı soğuk, kendisi sıcacık bir şarkı söylüyor: ‘Ma Che Freddo Fa’ (Amma Soğuk ha!)... Nada beşinci oluyor; ama şarkı herkesin dilinde. Müthiş çıkış yapıp tam bir milyon 45’lik (arka yüzü Una Rondine Bianca) satıyor. Türkiye’de de çok seviliyor, plağı basılıyor. Kamuran Akkor da Arkadaş Yok adıyla aranjmanını yapıyor.
Dönem aranjman devridir ve Sezen Cumhur Önal'ın sözlerini yazdığı, Turgut Dalar'ın düzenlemesini yaptığı Doğum Günün Kutlu Olsun'la (1969) listelere dönen Berkant, yine beğenilen bir iş sunmuştur müzikseverlere. Arka yüzünde Gel Güzelim Yavrum şarkısının bulunduğu 45'lik yılın en iyileri arasına girmiştir ve bir Samanyolu olmasa da Berkant deyince akla gelen ilk parçalardan olmuştur...
Anadolu’nun ritmiyle müziğini popa aktararak geniş kitleleri yakalayan, çizgisini sürdürebilmek için çok çabalayan Binboğa’nın başarısını es geçmeyen TRT, bu albümde yer alan, ayrıca 45’lik olarak da yayınlanan Birlik İçin Elele adlı bestesini, ‘1977’ diye değiştirerek yılbaşı kutlamalarının jenerik parçası olarak seçmişti...
Birçok ‘ilk’e imza atar Büyükburç; 1961’de, dört yabancı parçayı plağa okumasını öneren Odeon şirketinin yöneticileriyle tartışa tartışa istediğini kabul ettirir ve İngilizce sözlerle yazdığı ilk yerli pop müziği bestesi Little Lucy’nin taşplak halinde piyasaya sürülmesini sağlar. Radyodan yayımlanan Little Lucy yepyeni bir sayfa açmış, bir Türk bestecinin elinden çıkmış bu yapıt gençleri heyecanlandırırken müzisyenleri de cesaretlendirmiştir.
Sözü-müziği Atasoy'a ait Kurtulamazsın, kısa sürede hit haline gelmiş ve radyo cıngıllarında kullanılmıştı. Atasoy 70'lerle, Seksenli yılların ilk yarısında çok sayıda iyi pop şarkı üreterek listelerin üst sıralarında kalmayı başarmıştı.
Bazı Hollandalı gruplar Türkiye'ye gelmiş, konserler vermişti. Bunlardan biri de, 1968'de kurulmuş Dizzy Man's Band'di. Grup, çok sevdiğini söylediği Türkiye için 'Turkey Turkey' '1976) adında 'turistik' bir şarkı yapmıştı. Bizim şarkılardan tutam tutam izler taşıyordu Turkey Turkey...
Bu plak, Philips firmasının yaş günü şerefine üretilir ve Türkiye'den firmayla Çalışan bu üç isim seçilmiştir: Vokalde çok ileriye gitmiş Modern Folk Üçlüsü, yerli popun tazecik ismi Nilüfer ve ustalaşmış Tanju Okan...
1974’te Toplu İğne Şarkı Yarışması’na Yanımda Sen Olmayınca adlı besteyle katılan ve aynı yıl evlenen ikilinin 1975 tarihli Gençlik Başımda Duman/Eski Çamlar Bardak Oldu 45’liği, yerli popta adeta olay yarattı. Tek kanallı TRT televizyonunda sık sık gözüken Güzin ile Baha’nın sempatik ateş böceği dansının yardımıyla dillere dolanan bu parça, o gün bugün en sevilen yerli pop şarkılarından biri olacaktı.
Arayışların deneysel havasını yitirdiğini ve ticarete kaydığını iddia edip Moğollar’dan ayrılan Murat Ses yeni grubu Ağrı Dağı Efsanesi'yle kaydettiği progressive rock örneği Fasulye Dişli Adam’ı (B yüzü geleneksel türkünün yorumu Dağ Çiçekleri) 1976’da solo 45’lik olarak yayımlamıştı. 18 Şubat 1976 tarihli Hey dergisinde Fasulye Dişli Adam’ın öyküsünü şöyle anlatmıştı:
Beş yaşında piyanoya başlayan, konservatuar eğitimi gören, burnu ve çenesiyle org çalmasıyla ünlenmiş Rıza Silahlıpoda (1946 İstanbul doğumlu) tarafından 1968 yılında kurulan Ritm 68 Orkestrası, kısa sürede popüler topluluklardan biri haline gelmiş, 1976’da çok sevilmiş ve birçok Yeşilçam filminde kullanılmış Silahlıpoda’nın enstrümantal bestesi 24 Saat ile yine Silahlıpoda ile Oğuz Kutmandu’nun seslendirdiği Seni Unuttum Sanma'yı (Hasta Luego’nun aranjmanı) 45’likte bir araya getirmişti.
Tek yumurta ikizi Meral ile Zuhal (doğum 16.11.1947), ticaret lisesini bitirdikten sonra bankacılık sektöründe çalıştı. 70’lerin ortalarında tesadüf eseri ‘İkizler’ adıyla müzik dünyasına giriş yaptı. Sonra Meral ile Zuhal ismiyle yollarına devam eden kardeşler kısa sürede üne kavuştu.
Eurovision Şarkı Yarışması’nın ilk Türkiye finaline Attila Özdemiroğlu bestesi Delisin’le katılan Cici Kızlar büyük başarı göstererek Semiha Yankı’yla birinciliği paylaşmıştı. Final gecesi sahnede noterin uzattığı iki zarftan birini çeken Bilgen Bengü’nün elindeki zarf boş çıkınca Semiha Yankı, Seninle Bir Dakika’yla İsveç’teki 1975 Eurovision finalinde Türkiye’yi temsil etme hakkını kazanmıştı.
Programın şarkıcı sunucularından Mina'nın, program orkestrasının şefi Alberto Lupo ile yaptığı bu düet bütün zamanların en sevilen 'hafif müzik' şarkılarından biri seçilmiş, bizde de Ajda Pekkan tarafından Palavra Palavra adıyla plağa okunmuştu.
Anadolu popun klasik kadroları içinde yer almasa da doğru bildiği yolda, akrabalarının desteğiyle çok renkli işler üreterek müzik tarihimizde ayrıksı bir yer edinen Selçuk Alagöz (4 Ağustos 1944 İstanbul doğumlu), kız kardeşi Rana’nın da vokal desteğiyle her dönem kabul gören işlere imza atmıştı.
Müzik listelerinde Melike Şahin 'Canın Beni Çekti'yle birinci, Zeynep Bastık 'Destan'la ikinci, Dedüblüman 'Sana Güvenmiyorum'la üçüncü oldu.
Türkiye´nin büyük kentlerinde yayında olan radyo kanallarının geniş listesi
Mazhar Fuat Özkan'ın "En İyiler Akustik, Vol. 1" yayınlandı. Özkan Uğur'un vefatından önce kaydedilen albüm, grubun en sevilen şarkılarının akustik versiyonlarını içeriyor. Poll Production tarafından yapılan açıklamaya göre, üçlünün unutulmaz şarkılarının akustik versiyonları "MFÖ En İyiler Akustik, Vol. 1" albümünde toplandı. Albüm, Poll Production by Polat Yağcı etiketiyle dijital platformlarda ve Poll Production YouTube kanalında yayına girdi. Albüm, Mazhar Fuat Özkan'ın ilk akustik albümü olma özelliğini taşıyor.
Ceyl'an Ertem yapımcılığını da üstlendiği, iki kısım halinde yayınlanacak kendi albümü “Sana Rağmen”in ilk bölümünü yayınlamaya hazırlanıyor. Ceyl'an Ertem’in yapıtlarının yanında Mabel Matiz, Cihan Mürtezaoğlu, Ediz Hafızoğlu, Duygu Soylu, Sena Şener, Sezen Aksu (üç yeni şarkısı) çalışmalarını da içerecek albüm ilk bölümü 10 şarkıdan oluşacak.
2021 yılında kaydedilen ve İlham Gencer'in modern stüdyo ortamında gerçekleştirilen ilk albümü olma özelliği taşıyan The Legend B.I.G. İlham Gencer'in 100. Doğum Yılına Özel plak formatında yayınlandı. A.K. Müzik etiketiyle satışa çıkan 'The Legend B.I.G.' İlham Gencer'in, 2022 yılında yaşamını yitirmiş caz şarkıcısı kızı Ayşe Gencer ile yaptığı iki düet ile hem duygusal hem müzikal açıdan çok özel albüm.
Ancak, şarkının gerçekten güzel olduğuna ve daha büyük bir başarıyı hak ettiğine inanan iki kişi çıkıyor ortaya: Birincisi, 1990 yapımı Vahşi Duygular/ Wild at Heart filminde Wicked Game’in enstrümental halini kullanan yönetmen David Lynch. Diğeri ise Atlanta'nın en önemli Top 40 radyo istasyonu Power 99’nın müzik direktörü Lee Chesnut. ‘Wild at Heart’ü üçüncü kez izlemiştim. Her seferinde filmdeki bu hipnotik enstrümantal şarkı beni daha da heyecanlandırıyordu. Albüm versiyonunda Chris Isaak'ın inanılmaz güzel sesinin olduğunu keşfedince gerçekten şaşırdım. Program yönetmenimize, 'Bunu iki gün radyoda yayınlayalım, bakalım ne olacak' dedim. Power 99 şarkıyı ilk kez çaldığında, istasyonun telefonları kilitlendi.’
Yerli müzikte Destan ile Zeynep Bastık birinci, Reynmen 'Çatma Yarim'le ikinci, Ebru Gündeş 'Duygularım'la üçüncü oldu.
Rock ve müzik tarihinde bugün neler yaşandı? İşte tarihin sayfalarından birkaç önemli not:
Genç yaşına karşın uzun yıllardır rap müzikle uğraşan ´sinemamuzik.com´ okuru Emre Onaran sitemiz için rap şarkı yazdı. Yapıtını arkadaşı Uygar´la (Ragyu) birlikte seslendiren Emre Onaran´ın (Sürgün) videosu fotoğrafı tıklayınca:
TRT İstanbul Radyosu ses sanatçısı Ayşen Birgör, gökteki yıldızlar misali ışıl ışıl şarkıları bugün 21.15'de TRT Müzik'te ekranlara gelecek Yıldızlar Altında programında seslendiriyor.
Naz Koçaş, best of'unu Stig'in şarkılarından yaptı:
İsmi Açık Hava Tiyatrosu; halkın ağzında Harbiye Açıkhava; kartvizitinde ise ‘Türkiye’nin Müzik Mabedi’ yazılı. Hem ülke, hem dünya kültür tarihinde bir Royal Albert Hall, Madison Square Garden, Olympia kadar önemli ve değerli bir amfitiyatro. Kent mimarisi için de önemli merkez. Batılı örneklerine benzer şekilde bir eğlence vadisinin ortasında bulunuyor. En üstte Hilton, biraz altında, günümüzde adı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı olmuş meşhur Spor ve Sergi Sarayı, Açıkhava Tiyatrosu, Küçük Çiftlik Park lunaparkı ve ismi sürekli değişen stadyum…