Arşiv (Sinema)

KARANLIK SULAR

30 Ocak 2020 Perşembe 18:42

DARK WATERS

Robert Bilott  başarılı bir avukattır. Genç adamın ele aldığı yeni dava, toplumu çok yakından ilgilendirir. Giderek artan ve nedeni açıklanamayan ölüm olaylarını araştırmakta olan Robert Bilott, yaşananların arkasında dünyanın en büyük şirketlerinden birinin olduğunu keşfeder. Olayı iyice araştırmaya başlayan Robert Bilott, esrarengiz gerçekleri ortaya çıkarmak için geleceğini, ailesini ve yaşamını riske atar.

 

SEANSLAR

 

YÖNETMEN:

Todd Haynes

 

OYUNCULAR:

Mark Ruffalo

Anne Hathaway

Tim Robbins

Bill Camp

 

SENARYO:

Mario Correa

 

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: 

Edward Lachman 

 

MÜZİK:

Marcelo Zarvos 

 

YAPIM: 

2019, ABD

 

DAĞITIM:
Chantier Films

 

SÜRE:

126 dakika

 

ELEŞTİRMEN YILDIZLARI:

KARANLIK SULAR

MEHMET AÇAR (Habertürk)… 4

CUMHUR CANBAZOĞLU (sinemamuzik.com)… 4

MURAT ERŞAHİN (sinemamuzik.com)… 4

ALİ ULVİ UYANIK (Milliyet Sanat)… 4

UĞUR VARDAN (Hürriyet)… 4

 

ELEŞTİRMEN GÖRÜŞÜ:

NİL KURAL (MİLLİYET): ‘… Sisteme karşı çıkan tek bir kişinin mücadelesini merkeze alan filmlerin en yeni üyesi “Karanlık Sular/Dark Waters”, çevre sorunlarının her zamankinden fazla odakta olduğu bu dönemde, önemli konusunu öne çıkaran bir sinema dilini isabetle tercih ediyor. Todd Haynes, “Carol”, “Safe” ve Bob Dylan’ı merkeze alan alışılmadık biyografi olan “I’m Not There” gibi filmlerle yaratıcı anlatımlarıyla tanınan bir yönetmen. Ancak “Dark Waters”da kendisini geriye çekerek güçlü öykünün öne çıkmasına izin vermiş…Todd Haynes ise uzun yıllara yayılan hikayeyi akıcı ve anlaşılır, abartılı kahramanlık anlarına değil; serinkanlı bir azim öyküsünün ince detaylarına odaklanarak gösteriyor. Büyük dava filmlerinin dev söylemlerinden kaçınıp doğru olanın peşinden giden sıradan insanın öyküsünü tercih ediyor. Bu yüzden de tek bir kişinin yaratabileceği farkı ortaya koyan önemli bir yapım.’

OLKAN ÖZYURT (SABAH): ‘… New York Times'ta yayımlanan 'Dupont'un kabusu olan avukat' başlıklı yazıdan uyarlanan filmi yönetmen Todd Haynes bir mücadele öyküsünden ziyade yaşadığımız sistemin gerçeklerini gösteren bir örnek olarak yorumluyor. Finale doğru Bilott'un eşine söylediği "Sistem hilekar. Bizi koruduğuna inandırmak istiyor ama bu bir yalan. Bizi biz koruyacağız. Hiç kimse değil. Ne şirketler, ne bilim insanları ne de hükümet... Biz" cümlesi de bunun bir göstergesi. Filmin ilk yarısında Bilott'un, vicdani bir noktadan başladığı mücadelesi anlatılırken ikinci yarıda Haynes anlatım çerçevesini genişletiyor. Ve kapitalist sistemin büyük şirketler eliyle insan hayatını hiçe sayan uygulamalarına karşı verilecek mücadelenin zorluklarına odaklanıyor. Ki böyle durumda şirketlerin hem ilişkilerini kullanarak (hükümet, yargı, kamuoyu) hem de psikolojik olarak insanları nasıl sindirdiğini gösteriyor. Böylesi bir baskıya dayanmak çok zor. Ama Bilott, ailesiyle, iş arkadaşlarıyla gerilimler yaşasa da hatta sağlığını kaybetme noktasına gelse bile doğru bildiklerinden vazgeçmiyor. Ve Dupont'un foyasını ortaya çıkarttığı gibi mahkemelerin aldığı kararlarla şirketin çirkinliklerini de tescilliyor. Oscar'lı Spotlight filmi dahil birçok hak mücadelesi filmlerini hatırlatan, Mark Ruffalo'nun oynamanın dışında yapımcısı da olduğu Karanlık Sular, gerçeğin peşinden giden yapımlardan. Aynı zamanda günümüz dünyasının şirketler eliyle nasıl daha yaşanılamaz bir yer haline getirdiğinin de beyazperdedeki önemli yansımalarından biri…’

ŞENAY AYDEMİR (EVRENSEL): ‘… Film, birlikte hareket etmenin geç de olsa sonuç almakta önemine dikkat çekerken, yine de meseleyi ‘kahramanın varlığı’na bağlamayı ihmal etmiyor. Bütün hikâye Rob’un inadına, bazı şeyleri göze almasına ve hukuka olan inancına bağlanıyor. Kuşkusuz ki de öyle. Ama bu Amerikanvari tercihin, devletin kamusal sorumluluklarını insanlara hatırlatmaktan çok, insanların omzuna daha fazla yük bindirmek gibi sıkıntılı tarafları var. Ve evet bu da çok fazla Amerikan ve belli ki işler orada böyle yürüyecek bir süre daha. Ama iyi adamlar ancak bir kasabadaki sorunu çözebiliyor. İyi sistemler ise tüm ülkede sıkıntıları giderebilir… Bitirirken dikkat “Karanlık Sular” ile ilgili çekici bir noktaya parmak basalım. Mark Ruffalo, Anne Hathaway, Tim Robbins, Bill Pullman ve Bill Camp gibi iddialı bir kadrosu, usta bir yönetmeni ve mesele ‘sosyal sorumluluk’ olduğunda daha önce Oscar adaylıkları elde eden (Spotlight, The Big Short, The Post vb.) benzerlerinden hiçbir eksiği olmamasına rağmen hem gişede hem de ödül sezonunda görmezden gelinmesi biraz yazık olmuş gibi. Siz görmezden gelmeyin!’

MEHMET AÇAR (haberturk.com): ‘… “Karanlık Sular”, mümkün olduğunca gerçekçi güzergâhta kalmaya, klişelerden uzak durmaya çalışıyor. Film, Bilott'un araştırma sürecindeki keşifleri ve hukuk mücadelesi üzerinden ilerliyor. Yan karakterlerin rolünü artırmak için ekstra bir çaba sarfedilmiyor. Mesela Anne Hathaway'in oynadığı Bilott'un eşi Sarah karakterinin hikâyedeki yeri gereksiz yere köpürtülmüyor.
Yönetmen Todd Haynes, dramatik açıdan çoğunlukla düz ve sade bir film çekmekten kaçınmamış. Buna karşılık, gerilim ve huzursuzluğun neredeyse hiç bitmediği söylenebilir. Karanlık, karamsar ve sade atmosferiyle David Fincher filmlerini hatırlatan bir dünya yakalamış… Her filminde renk paletlerine, görsel atmosfere özel önem veren Todd Haynes, görüntü yönetmeni Edward Lachman'la birlikte karanlık, kasvet ve hastalık metaforunu filmin görsel özü haline getirmiş. “Karanlık Sular”, gri kış ışığı altında çekilmiş bir film. Tempo da kara filmleri andıran bir sakinlikte ilerliyor, gerilim yükseliyor ama kurgu pek hızlanmıyor.
Mark Ruffalo, son yıllarda seyrettiğim en mükemmel performansını sergiliyor. Daha önce hiçbir filmde onu böyle görmediğinizi söyleyebilirim…’

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET) ‘… Bir suçun cezalandırılması kadar o suçun nasıl ve kimler tarafından işlendiğinin herkesçe bilinmesi de gerekiyor; ‘Karanlık Sular’ın ana dertlerinden biri de bu. Todd Haynes’in filmi ‘Başkanın Bütün Adamları’, ‘’Silkwood’, ‘The Insider’, ‘Erin Brockovich’, ‘Spotlight’, ‘The Post’ gibi sistemin karanlık noktalarına odaklanan ve tarihin kimi dönemlerinde işlenen suçların (günahların) sinemasal belgesi konumundaki yapımların izinden gidiyor. Robert Bilott, adeta ‘araştırmacı avukatlık’ türü bir özel alanın üyesi gibi. Doğrunun ve vicdanın yanında bir gazetecinin, hukuk alanındaki temsilcisi sanki ve iz sürdüğü dava derinleştikçe karşısına kasıt, ihmal, yolsuzluk türü meseleler çıkıyor. Oyunculuklara gelince: Mark Ruffalo’nun (namı diğer ‘Hulk’) başı bir kez daha DuPont’larla belaya giriyor. Kuşağının en iyilerinden olan deneyimli aktör 2014 tarihli ‘Foxcatcher’dan sonra bir kez daha aynı şirketi karşısına alıyor. Sıkı bir Demokrat Parti ve de özellikle Bernie Sanders destekçisi olan Ruffalo, sakin, pek de çizgi dışı olmayan ama ömrünü adadığı davayla binlerce insanın hayatına yön veren Bilott’ta etkileyici bir portre çiziyor…’



Diğer Haberler

JEXI
JEXI
20 Şubat 2020 Perşembe 20:53

SAVAŞIN GÖLGESİNDE
SAVAŞIN GÖLGESİNDE
20 Şubat 2020 Perşembe 20:05

KELLY ÇETESİ'NİN GERÇEK HİKAYESİ
KELLY ÇETESİ'NİN GERÇEK HİKAYESİ
20 Şubat 2020 Perşembe 19:16

GAREZ
GAREZ
13 Şubat 2020 Perşembe 20:49

PATRON GİBİ
PATRON GİBİ
13 Şubat 2020 Perşembe 20:37

KİKİ: LANET-İ CİN
KİKİ: LANET-İ CİN
06 Şubat 2020 Perşembe 21:13

AĞIR ROMANTİK
AĞIR ROMANTİK
06 Şubat 2020 Perşembe 21:06